Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/1774 E. 2011/5952 K. 03.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1774
KARAR NO : 2011/5952
KARAR TARİHİ : 03.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.09.2003 gününde verilen dilekçe ile sözleşmeden kaynaklanan alacak istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 07.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 03.05.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av…. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, … ilçesi … köyü sınırlarında kalan 127.051 m2’lik Devlet Orman alanında 992 yatak kapasiteli turistik tesis yapılması amacıyla … A.Ş.’ye 49 yıllığına izin verildiğini, … A.Ş.’nin 29.04.1991 tarihli taahhütnameyi imzaladığını, yine aynı yerde 142 yatak ilavesi için de … A.Ş.’den 07.07.1998 tarihli taahhütnamenin alındığını, tesislerin … A.Ş. tarafından … Tur. Yat. A.Ş.’ye kiraya verildiğini, taahhütname hükümlerine göre … A.Ş.’nin yıllık kira geliri üzerinden … A.Ş.’nin de yıllık bilançosuna göre gayrisafi gelirin %2 payını idareye ödeme yükümlülükleri bulunduğunu, 992 yatak için ödemenin Mart ayı sonunda, 142 yatak için ise Eylül ayı sonunda yapılması gerektiğini, davalıların ödemelerini Eylül ayı sonunda yaptıkları gibi gayrisafi geliri hesaplarken de satılan hizmet maliyetini düşürdüklerini ileri sürerek, 992 yatak için gayrisafi gelirin %2’sine karşılık ödenmesi gereken miktarın 153.693.747.000 TL olduğunu, ayrıca 992 yatak kira gelirinden kaynaklanan %2 payın da Eylül ayında ödenmesi nedeniyle 2.989.856.000 TL gecikme zammı alınması gerektiğini belirterek Eylül ayında yapılan ödemenin mahsubundan sonra 106.637.524.000 TL idare alacağının KDV’si ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, … A.Ş.’den de 2.989.856.000 TL kira bedeli gelir payı gecikme zammının KDV’si ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, 05 Nisan 1995 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Orman Arazilerinin Tahsisi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre %2 gelir payı ödemesinin Eylül ayı sonunda yapılması gerektiği kabul edildiğini, kendilerinin ödemelerini yaptıklarını, gayrisafi gelirden maliyetin düşmesinin muhasebe sistemine uygun olduğunu, ayrıca %2 gelir payının hesabında sadece … A.Ş.’nin … A.Ş.’den aldığı kira bedelinin esas alınması gerektiğini savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, taahhütname ve yönetmelik hükümlerine göre … A.Ş.’nin kira geliri ve gayrisafi işletme gelirinin %2’sinden sorumlu olduğu, … A.Ş.’nin taahhütname imzalamaması nedeniyle davacı idareye doğrudan sorumluluğunun bulunmadığı kabul edilerek … A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine, … A.Ş. aleyhine açılan davanın da gayrisafi gelir hesabından bir usulsüzlük bulunmadığı ancak 992 yatak kapasiteli işletme için alınan 29.04.1991 tarihli taahhütname gereğince ödemelerin Mart ayında yapılması gerektiği, buna göre 992 yatağın %2 gayrisafi gelir payından geç ödeme nedeniyle 5 aylık gecikme zammı 19.556.774.000 TL’nin ve aynı yatak kapasitesi için … A.Ş.’den alınan kira bedelinin de 5 aylık gecikme zammı 2.518.545.000 TL’nin KDV’si ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Hükmün davacı ve davalılardan … A.Ş. temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yerel mahkeme kararı bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporuna göre eksik ödemenin bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş, davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, hükmüne uyulan bozma ilamı ile dosya içeriğine ve 05.04.1995 tarihli Orman Arazilerinin Tahsisi Hakkındaki Yönetmeliğin 52/4 maddesi gereğince, gayrisafi gelirin %2’sinin takip eden yılın Eylül ayı sonuna kadar ödenmesi gerekeceği, ödemelerinde yönetmelik de öngörülen tarihte yapılmış olmasına göre davacının bu husustaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Yerel mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamında, taraflar arasındaki temel uyuşmazlığın gayrisafi yıllık gelirin hesaplama yönteminden kaynaklandığı belirtildikten sonra gayrisafi gelirin “taşınır, taşınmaz malların, işletmelerin hak ve hizmetlerden masraf düşülmeden elde edilen gelirler” olduğu açıklanmış, Borçlar Kanununun 18. maddesi hükmü gereğince tarafların gerçek iradelerinin de bu yönde birleştiği vurgulanmıştır. Ayrıca, bozma ilamımızda açıkça “…Bu nedenle mahkemenin hükme dayanak yaptığı bilirkişi raporlarında gelirin kazanılması için işletmede yapılan giderlerin gayrisafi hasıla kavramı dışında tutulması taahhütname hükümlerine aykırı olmuştur…” denilmiştir.
Bilindiği gibi, bozma ilamına uyulmakla bozma yararına olan taraf açısından usuli kazanılmış hak oluşur. Usuli kazanılmış hak kuralı HUMK’nunda düzenlenmemiş olmakla birlikte Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş ve geliştirilmiştir. 04.02.1959 tarihli ve 13-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere mahkemece bozmaya uyulmuş olması halinde taraflardan birisi lehine usuli kazanılmış hak doğar. Bu hakkı ne mahkemenin ve ne de Yargıtay’ın halele uğratması mümkün değildir. Zira, usuli kazanılmış hakkın tanınması da kamu düzeni düşüncesi ile kabul edilmiş bir kuraldır.
Somut olayda; değinilen bozma kapsamının davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğu kuşkusuzdur. Mahkemece bozma ilamı doğrultusunda yeniden bilirkişi görüşüne başvurulmuştur. Mahkemenin bozmaya konu kararının dayanağını oluşturan 08.06.2004 havale tarihli raporu düzenleyen bilirkişi kurulundan ek rapor istenmiştir. 23.06.2010 tarihli raporda davalının yeminli mali müşavir tarafından düzenlenen gelir tablosu nazara alınarak hesaplama yapılmış, önceki raporda olduğu gibi gayrisafi gelir net satışlar üzerinden değil, yine satışların maliyeti düşürmek suretiyle belirlenmiştir. Bu husus bozma kararına açıkça aykırı olup davacı yanın usuli kazanılmış hakkı da gözardı edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle bozma ilamımız doğrultusunda çekişme konusu dönem için gayrisafi gelirin yeniden belirlenmesi için bilirkişi görüşüne başvurularak, talebi bunun sonucuna uygun değerlendirmek suretiyle bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 825.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 03.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.