Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/9186 E. 2021/15268 K. 30.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/9186
KARAR NO : 2021/15268
KARAR TARİHİ : 30.11.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi

Yersiz ödenen ölüm aylıkları ve sağlık giderleri hakkında davalı hakkında yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı davasının yapılan yargılaması sonunda; ilk derece mahkemesince ilâmda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ve davalının temyiz isteğinin süresinde olmadığından reddine dair ek kararın temyiz edilmesi üzerine dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için … Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. … ile davacı SGK Başkanlığı adına Av. …. geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; …’in, müvekkil kurumdan …tahsis numarası ile babası …’den dolayı yetim maaşı almakta iken kurum denetmenlerince düzenlenen 21/04/2016 tarih ve HA/57 sayılı rapor ile boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğini, davalının babasından dolayı maaş almak için muvazaalı olarak boşandığının tespit edilmesi üzerine … tarihinden itibaren ödenen sağlık giderleri ile …. tarihleri arasında yersiz ödenen aylıkların tahsili için kurum tarafından işlem başlatıldığını, davalıya ödenen 81.889,72 TL yersiz yetim aylığı ödemesinin faizi ile birlikte tahsili için …İcra Müdürlüğü’nün … esas sayılı dosyasıyla, davalıya sağlanan tüm tedavi, ilaç ve sağlık yardımları ödemesi olan 2.515,20 TL’nın faizi ile birlikte tahsili için … İcra Müdürlüğü’nün … esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından her iki takibe itiraz edilmiş olup, her iki itiraz dilekçesinin de 12/10/2016 tarihinde taraflarına tebliğ edildiğini, davalının her iki dosyada da böyle bir borcu olmadığını, eşi ile fiili birlikteliği olmadığını, tarafına yapılan ödemelerin haksız ve yersiz olmadığı şeklinde itirazda bulunduğunu ancak ekte sunulan denetmen raporuna bakıldığında mahallinde yapılan tetkiki kurum kayıtları, alınan ifadeler, yapılan yazışmalar, yapılan çevresel soruşturma ve araştırmalar doğrultusunda davalının eşi … ile boşandıkları tarihten itibaren birlikte yaşadıklarının tespit edildiğini, dolayısıyla yapılan itirazın kötü niyetli olduğunun apaçık olduğunu belirterek, borçlunun/davalının…İcra Müdürlüğü’nün … esas sayılı dosyalarına yapmış olduğu itirazların iptali ile alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, talep edilen alacak miktarını güvence altına almak amacıyla davalı adına kayıtlı taşınır/taşınmaz mallar ve araçlara üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla tedbir konulmasına, yapılan yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun … karar sayılı kararında “kurumdan aylık almak amacıyla boşanan çiftin birlikte yaşadığı emniyet tarafından yapılan tahkikat ve kurum raporu ile kanıtlanmışsa aksinin tanıkla kanıtlanamayacağı…” belirtildiğini ancak dosyada davacı kurumun dayandığı araştırmanın sadece kurum görevlileri tarafından yapılan rapor ile sınırlı kaldığını ve emniyet, polis, jandarma tarafından yaılan herhangi bir tahkikat veya düzenlenen herhangi bir rapor olmadığının açıkça görüldüğünü belirterek, davacının itirazın iptali ve tazminat talepli davasının reddine, delillerinin toplanmasına ve tanıklarının dinlenilmesine, taraflarınca yapılacak yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi, “Davacının davasının kabulü ile 1-) Davacı tarfından, davalı aleyhine…İcra Müdürlüğü’nün …esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen icra takibine vaki itirazın iptali ile 2.515,20 TL asıl alacak bedeli üzerinden takibin devamına, 2-) Davacı tarafından, davalı aleyhine…İcra Müdürlüğü’nün … esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen icra takibine bağlı itirazın iptali ile 81.889,72 TL asıl alacak bedeli üzerinden takibin devamına, 3-) 2.515,20 TL asıl alacak bedeli üzerinden hesaplanan %20 oranındaki 503,04 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-) 81.889,72 TL asıl alacak bedeli üzerinden hesaplanan %20 oranındaki 16.377,94 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar vermiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, “…..Dosya kapsamına göre; davalı ve eşinin mernis adreslerinin aynı olmakla birlikte iç kapı numaralarının farklılık arzettiği, Sosyal Güvenlik Kontrol Memurunun raporunda tespit edilen ilgili mahalle muhtarı ve vakıf müdürünün imzalı beyanı ile birlikte yaşama olgusunu doğruladıkları, mahkemece yaptırılan emniyet araştırmasında davalının eski eşi … ile birlikte yaşadıklarının belirlendiği, kamu tanıklarının mahkeme huzurunda verdikleri ifadelerinde bu durumun doğruladığı, 30.07.2015 tarihli sosyal inceleme raporunun da içeriği gözetildiğnde, davalı ve eşinin boşandıktan sonra birlikte yaşamaya devam ettikleri sabit olup 5510 sayılı yasanın 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin aksi ispat edilemediğinden mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili, İlk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesinde yapılan yargılama sırasında ileri sürdüğü deliller hiçbir somut gerekçeye dayanmaksızın göz ardı edilmiş, tutanakta ismi bulunan mahalle muhtarı ve vakıf müdürü duruşmada tanık sıfatıyla tutanak içeriğini tam tersi beyanda bulundukları halde, aksi ispatlanmış olan tutanak geçerli kabul edilmiştir. Hem ilk derece hem de istinaf mahkemesinde dosyaya sunduğumuz delillere ve tanıklarımızın yeminli beyanlarına neden itibar edilmediği hakkında somut, tutarlı ve aydınlatıcı bir gerekçe bildirilmediğini, belirterek, kararın bozulmasını ve talebi gibi karar verilmesini talep etmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Bölge Adliye Mahkemesinin 02.09.2020 tarihli ek kararının temyizi bakımından;
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun; Adli tatil süresi başlıklı 102. maddesi, “Adli tatil, her yıl yirmi Temmuzda başlar, otuz bir Ağustosta sona erer. Yeni adli yıl bir Eylülde başlar.”; Adli tatilde görülecek dava ve işler başlıklı 103. maddesi, “(1)Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür: …ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar…h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler…(3) Adli tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya gönderilmesi işlemleri de yapılır.”; … Adli tatilin sürelere etkisi başlıklı 104. maddesi, “Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.” Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler başlıklı 447. maddesi, “Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri uygulanır.” düzenlemelerini içermektedir.
Bu yasal mevzuat çerçevesinde artık, (icra mahkemesinde görülenler hariç) basit yargılama usulüne tabi olan davalara adli tatilde bakılmayacaktır. Başka bir ifade ile basit yargılama usulüne tabi davalar da adli tatile tabi olacaktır. Basit yargılama usulünün uygulandığı sulh hukuk mahkemeleri ile iş mahkemeleri adli tatilden yararlanacaktır. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ise basit yargılama usulüne tâbi olan davalar adli tatilde görülmeye devam edilmekte idi (m. 176/11).
Adli tatilde görülemeyen basit yargılama usulüne tâbi olan davalarla ilgili bir süre, adli tatil süresi içinde sona ererse, adli tatilden sonra ek bir süreden yararlanacaktır. Ancak Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler adli tatilde görülmeye devam edilecektir. Dikkat edilirse burada yargılama usulü değil, dava veya işin ivedi olması ya da mahkemenin ivedi olduğuna karar vermesi önemlidir. Bu nedenle mahkeme yazılı ya da basit yargılama usulüne tabi bir dava ya da işin ivedi olduğuna karar verirse, bu dava veya işin adli tatilde de görülmesine karar verebilir. Adli tatilde bakılmayan iş ve davalarla ilgili sürelerin sonu, adli tatil dönemine rastlarsa, bu süreler adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta daha uzatılmış sayılır. (Hakan Pekcanıtez/Oğuz Atalay/Muhammet Özekes, Medeni Usûl Hukuku, 14. Bası, s. 273, 274)
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında, yersiz ödenen ölüm aylıkları ve sağlık giderleri hakkında davalı hakkında yapılan icra takibine vaki itirazın, iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkin eldeki davanın niteliği itibariyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 103. maddesi kapsamında adli tatilde görülebilecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.
Diğer yandan söz konusu davanın ivedi görülmesine karar verilen dava ve işlerden de olmaması sebebiyle, davacının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 104. maddesinde belirtilen bir haftalık süreden yararlanması gerekir. Bu açıklamalar çerçevesinde, 15.07.2020 tarihinde tebliğ edilen karara karşı davalı vekili tarafından 25.08.2020 tarihinde verilen temyiz dilekçesinin süresinde olduğu belirgin olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen temyiz başvuru dilekçesinin süre yönünden reddine yönelik ek karar, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesinin istinaf başvuru dilekçesinin süre yönünden reddine dair kararı bozulmalıdır.
2-Ana kararın temyizi bakımından;
Davanın yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır.
5510 sayılı Kanun’un “Gelir ve aylık bağlanmayacak haller” başlıklı 56.maddesinde; “…Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır…” düzenlemesi yer almaktadır.
01.10.2008 tarihinden önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan dava konusu düzenleme ilk kez 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda yer almıştır.
Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.
Eldeki davada ise, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Bu itibarla yapılacak iş; davalının eski eşinin oturduğu ihbara konu edilen … sayılı adreste tapu, abonelik ve tüketim kayıtlarının sorgulanması ile ev sahibinin belirlenmesi, bu anlamda olmak üzere davalının eski eşinin bu adreste yalnız veya davalı ile birlikte yaşayıp yaşamadığı hususunda komşu tanıkların resen tespit edilerek beyanlarına başvurulması ile muhtarın beyanından dönme gerekçesi üzerinde durulması ve sonucuna göre davalı ve eski eşi hakkında birlikte yaşam olgusunun varlığının araştırılması ile toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalı avukatı yararına takdir edilen 3.050,00 TL. duruşma Avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine gönderilmesi ile kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, … gününde oybirliğiyle karar verildi.