Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/14 E. 2021/3878 K. 14.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14
KARAR NO : 2021/3878
KARAR TARİHİ : 14.12.2021

7. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15/08/2017 tarihinde verilen dilekçeyle inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın reddine dair verilen 19/07/2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 14/12/2021 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. … ile karşı taraftan davalı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3.815,00TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 14/12/2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

(Muhalif)

(Muhalif)

KARŞI OY

Davacı vekili 15.08.2017 tarihli dilekçesiyle; … E-Blok 3 numaralı bağımsız bölümün satış bedelinin yarısının davacı, diğer yarısının davalı tarafından ödendiği halde tapuda ferdileştirme yapılırken tamamının davalı adına tescil edildiğini, tarafların kardeş olduklarını, davalının önceleri bu yanlışlığı düzelteceğini beyan etmesine rağmen tapuda gerekli devir işlemini yapmadığını belirterek 1/2 payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davayı kabul etmemiştir.
Anamur 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 19.07.2018 tarihli kararında; davacının iddiasının şahsi hakka dayanan ve inanç ilişkisinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davası niteliğinde bulunduğunu, davacının inanç sözleşmesinin varlığını yazılı delille ispatlayamadığını, delil başlangıcı niteliğinde belge de ibraz edemediğini, davanın sadece tanık beyanlarıyla ispatının da mümkün olmadığını, ayrıca davacının yemin deliline de dayanmadığını gerekçe göstererek davayı reddetmiştir.
Davacı vekili 05.10.2017 tarihli istinaf dilekçesinde; tarafların kardeş olduklarını bu nedenle inanç sözleşmesini yazılı yapmadıklarını, birbirlerine itimat ettiklerini, mahkemece düzenlenen tanık beyanları esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirtmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi 04.12.2018 tarihli kararında; taraflar arasındaki davanın niteliği gereği yazılı delille ispatının mümkün olduğunu, davacı tarafça yazılı delil ve delil başlangıcı niteliğinde belge sunulmadığını ve yemin deliline de dayanılmadığını belirterek istinaf talebini esastan reddetmiştir.
Davacı vekili 05.10.2019 tarihli temyiz dilekçesinde, tarafların kardeş olmaları nedeniyle yazılı belge düzenlenmediğini, kardeşler arasındaki bu tür bir iddianın tanıkla ispatının mümkün olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda sayın çoğunluğun kararıyla hüküm onanmış ise de aşağıdaki gerekçelerle karara katılamıyoruz.
I- Kanunlarımızda, gerek inançlı işlemi gerekse inanç sözleşmesini doğrudan düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır.
5.2.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, “mülkiyet hakkına dayanan” tapu iptal ve tescil davalarında inançlı işlemin ispatı için yazılı delil aranmış olup, inançlı işlemin geçerliliği için şekil şartı aranmamıştır.
II- 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun;
1- “İspat hakkı” kenar başlıklı 189. maddesinin üçüncü fıkrasında, “(3) Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz.”,
2- “Kanunda düzenlenmemiş deliller” kenar başlıklı 192. maddesinde, “(1) Kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğunu öngörmediği hâllerde, Kanunda düzenlenmemiş olan diğer delillere de başvurulabilir.”,
3- “Senetle ispat zorunluluğu” kenar başlıklı 200. maddesinde, “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.
(2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.”,
4- “Senede karşı tanıkla ispat yasağı” kenar başlıklı 201. maddesinde, “(1) Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.”,
5- “Delil başlangıcı” kenar başlıklı 202. maddesinde, “(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.
(2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.”,
6- “Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları” kenar başlıklı 203. maddesinin birinci fıkrasının “a” bendinde “(1) Aşağıdaki hâllerde tanık dinlenebilir:
a) Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler.”,
Hükümlerine yer verilmiştir.
“Mülkiyet hakkına” dayanarak, inançlı işlem iddiasıyla açılan tapu iptal davası ile “şahsi hakka” dayanarak inançlı işlem iddiasıyla açılan tapu iptali davası arasında farklılık bulunmaktadır. Şöyle ki, mülkiyet hakkına dayalı tapu iptal davasında, davaya konu taşınmazın mülkiyetinin önceden davacıda bulunduğu, teminat amacıyla veya başka bir sebeple davalıya devredildiği ve yapılan inanç sözleşmesi gereğince taşınmazın mülkiyetinin davacıya iadesi gerekirken, davalı tarafın bu inanç sözleşmesine aykırı davranması nedeniyle iadeye yanaşmadığından tapunun iptali ile davacı adına tescili talep edilmektedir. Mülkiyet hakkına dayanan tapu iptali davasında, davacı taraf mülkiyetinde bulunan taşınmazı resmi akit ile davalıya devrettiğinden senede karşı tanıkla ispat yasağını düzenleyen HMK’nın 201. maddesi nazara alınarak, taraflar kardeş olsalar bile resmi sözleşmenin aksi tanıkla ispat edilemez.
Ancak, resmi sözleşmeye konu olan olayların gerçekte farklı olduğu veya resmi sözleşme dışında, taraflar arasında yapılmış gizli bir inanç sözleşmesi bulunduğu iddia edilir ise bu durumun mevcudiyetini aynı kuvvetteki bir delille, yani resmi bir sözleşmeyle ispat edilmesini beklemek hayatın olağan akışına ters düştüğünden, 1947 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararıyla, hiç olmazsa bu durumun yazılı delille ispatlanabilmesine imkân tanınmıştır. Böylece, resmi sözleşmenin aksini ispat yükü zorlaştırılmamış, aksine kolaylaştırılmıştır.
III- Dava konusu olaya gelince; davacı ile davalı arasındaki akrabalık ilişkisi “kardeş” yakınlığındadır. Davaya konu olay, “mülkiyet hakkına” dayanmayıp, “şahsi hakka” dayalı tapu iptal ve tescil davasıdır. Tapu iptal davasının şahsi hakka dayanması halinde, davalı tarafın iddianın aksini ispat amacıyla senet ileri sürmemesi halinde, HMK’nın 201. maddesi uyarınca bir senedin varlığından ve senede karşı tanıkla ispat yasağından söz edilemeyecektir.
Yukarıda yapılan açıklamalar gereğince, şahsi hakka dayanan ve kardeşler arasında yapılan inanç sözleşmesinin ispatı için yazılı belge şart olmayıp, dava şahitler ve diğer delillerle de ispat edilebileceğinden, mahkemenin tanık beyanlarını değerlendirmeksizin, sadece yazılı delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermesi yukarıdaki açıklamalar gereğince doğru değildir.
İlk derece mahkemesinde dinlenen şahit beyanlarının ve diğer delillerin birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi için Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının kaldırılması ve ilk derece mahkemesi kararın bozulması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyoruz.