Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/12614 E. 2011/244 K. 18.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12614
KARAR NO : 2011/244
KARAR TARİHİ : 18.01.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.02.2009 gününde verilen dilekçe ile Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; tescil isteğinin kabulüne dair verilen 29.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 18.01.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili gelmedi. Karşı taraftan davacı vekili Av…. geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalılar adına kayıtlı olan 222 sayılı parseli kadastro çalışmalarının yapıldığı tarihten bu yana adına kayıtlı 221 sayılı parsel ile birlikte kullandığını, üzerine iyiniyetle ev ve müştemilatı olan yapıları inşa ettiğini, ağaç diktiğini belirterek Türk Medeni Kanununun 724 ve devamı maddeleri uyarınca tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde hisseli olarak tescilini, bu istemlerinin de kabul edilmemesi halinde ağaç bedellerinin tahsili isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, davanın kesinleşen men’i müdahale ve kal kararına ilişkin ilamın icrasının engellenmesi amacıyla açıldığını, çaplı taşınmazda iyiniyetten sözedilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulü ile 222 sayılı parselin davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
2010/12614 – 2011/244
Dava, Türk Medeni Kanununun 724 ve 725. maddeleri gereğince açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu m. 684. ve 718 hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi Türk Medeni Kanununun 722, 723. ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir.
Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde diğer koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.
Türk Medeni Kanununun 724. maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiası ileri sürülebilir.
Malzeme sahibinin Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;
a)Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır;
Türk Medeni Kanununun 724.maddesi hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin Türk Medeni Kanununun 3.maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir.
010/12614 – 2011/244
b)İkinci koşul ise yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır;
Bu koşul dava tarihine ve objektif esaslara göre saptanmalı, fazlalık ilk bakışta da kolayca anlaşılmalıdır. İnşaatın kapsadığı alanın ifrazı kabil ise arsa değeri yalnız bu kısma göre, aksi halde tamamının değerine göre bulunmalıdır. Bazı Yargıtay kararlarında vurgulandığı üzere, inşaatın kaldırılmasının arazi ve malzemeye vereceği zarar, kaldırılmasıyla malzeme sahibinin elde edeceği yarardan daha fazla ise inşaatın kaldırılması fahiş bir zarara yol açar.
Somut olaya gelince;
222 parsel maliki … tarafından … vd. aleyhine açılan elatmanın önlenmesi ve kal davası sonucunda Kahramanmaraş 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/143 Esas, 2007/1213 Karar sayılı ilamı ile; davanın kabulüne, A, B, C harfleri ile gösterilen yapıların eklentileri ile birlikte yıkımına karar verilmiş olup, hüküm Yargıtay 1.Hukuk Dairesi denetiminden geçerek 05.11.2008 tarihinde kesinleşmiştir.
Eldeki dava anılan hükmün kesinleşmesinden sonra 04.02.2009 tarihinde açılmış olup, artık kesinleşen kal kararı gereğince ekonomik değer taşıyan bir yapıdan sözetmek mümkün değildir. Bir başka anlatımla, sübjektif unsurun varlığı kabul edilse dahi objektif unsur açısından varlığı kabul edilebilecek bir bina sözkonusu değildir.
Belirtilen nedenle tescil isteğinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Ancak davacı, ikinci kademedeki istemi ile 222 sayılı parsele diktiği ağaç bedellerinin tahsili isteğinde bulunduğundan mahkemece tescil isteğinin reddi ile kademedeki istemin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmadığından bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, 18.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.