Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2011/1600 E. 2011/3310 K. 06.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1600
KARAR NO : 2011/3310
KARAR TARİHİ : 06.06.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı ile davalı … vekili tarafından istenmiş ve davacının temyiz dilekçesinin süresi içinde, davalı …’ın temyiz dilekçesinin süresi dışında verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –

Dava, maddi tazminatın tahsili istemiyle açılmış; mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ve verilen karar davacı vekili ile davalı … vekilince temyiz edilmiştir.
1-Yerel mahkeme kararı davalı … vekiline 17.05.2010 tarihinde; davacı vekilinin temyiz dilekçesi ise 08.06.2010 tarihinde tebliğ olunmuş ve … vekilince sunulan 23.06.2010 tarihli dilekçeyle katılma yoluyla karar temyiz edilmiştir. HUMK’nın 432/I. Maddesi gereğince, kararın temyiz süresi 15 gündür. Aynı Kanun’un 427/IV. maddesi hükmü uyarınca da katılma yoluyla temyiz süresi, 10 gündür. Yukarıda açıklandığı üzere davalı … vekilince, katılma yoluyla sunduğu temyiz dilekçesinin süresinden sonra sunulduğu anlaşılmaktadır. 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddine Yargıtay’ca da karar verilebilir. Belirtilen bu nedenlerle, davalılardan … vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacı vekili, davalılardan … tarafından inşa edilen … Yataklı Devlet Hastanesi’nin Ek Poliklinik-Acil Servis Binalarının ayıplı olduğunun saptandığını; depreme karşı güçlendirme masraflarının 2009 yılı birim fiyatlarıyla 525.000,00 TL tutarında bulunduğunu, diğer davalılardan …’ın kontrol amiri, …’ın ise müdür yardımcısı sıfatlarıyla kesin hesap fişinde imzalarının bulunduğunu ve tüm davalıların zararlı sonuçtan müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek, 525.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini dava etmiştir.
Davalılarca, cevap süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunulmuş ve davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddine; aksi halde ise, sorumluluklarının bulunmaması sebebiyle davanın esastan reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, işin bitim tarihinin 05.09.1998, son verilen süreye göre bitim tarihinin 10.02.1999 tarihi olduğu, 10.05.1999 tarihinde geçici kabul yapıldığı, dava tarihi itibariyle Borçlar Kanunu’nun 126/IV. maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı Bakanlık ile yüklenici davalı hakkında 10.11.2000 tarihli sözleşme düzenlenmiş, sözleşme konusu işin kesin kabulü ise 05.01.2004 tarihinde yapılmıştır. Kesin kabulün onay tarihi de 10.06.2005 olup, dava 13.11.2009 tarihinde açılmıştır. Borçlar Kanunu’nun 126/IV. maddesi gereğince, kural olarak eser sözleşmesinden doğan bütün davalar, 5 yıllık zamanaşımına tâbidir. Ancak, anılan Yasa hükmü uyarınca, yüklenicinin bile bile veya ağır kusuru ile sözleşmeyi hiç veya gereği gibi yerine getirmemesi, özellikle ayıplı malzeme kullanması veya çürük iş meydana getirmesi yüzünden açılacak davalar ise, 10 yıllık zamanaşımına bağlıdır. Borçlar Kanunu’nun 128. maddesi gereğince, zamanışımı, alacağın istenebilir olmasıyla başlar; alacağın istenebilirliği bir bildirime bağlı ise, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar. Somut olayda ise, zamanışımı kesin kabulün onayı olan10.06.2005 tarihinden itibaren işlemeye başlar. Varlığı ileri sürülen inşaattaki ayıplar, “açık” ayıp da olsa, “gizli” ayıp da olsa, dava tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresi dahi, davalı yüklenici hakkında dolmamıştır.
Davacı idarenin memurları olan diğer davalıların, görevlerini ihmâl ettikleri ileri sürüldüğüne göre; Devlet memurlarının görevleri nedeniyle idareye verdiği zarardan ötürü Borçlar Kanunu’nun haksız fiile ilişkin 41. ve izleyen maddeleri hükümleri gereğince sorumlu tutulur. Bu davalılar hakkındaki zamanaşımı süresi ise, davacı idarede dava açmaya yetkili makamın maddi zararı ve sorumlularını öğrenme gününe göre belirlenir. Öğrenme gününü takip eden tarihten itibaren Borçlar Kanunu’nun 60/I. maddesi uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Ancak, aynı Kanun’un 60/II. maddesi uyarınca da uzamış zamanaşımı süresi uygulama zamanına göre, 765 Sayılı TCK’nın 102.; 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK’nın 68. maddesi uyarınca belirlenmesi gerekir. Haksız fiile ilişkin ceza zamanaşımı gerçekleşmedikçe, ona dayalı tazminat isteminin zamanaşımına uğraması da hukuken mümkün değildir.
Davalı yüklenici hakkında zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilmeden ve diğer davalılar hakkında dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmadan, yazılı gerekçelerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılacak iş yukarıdaki hususlar gözetilerek, araştırma-inceleme yapılması, tarafların tüm delilleri toplanarak, uzman bilirkişi kurulu oluşturularak, yerinde keşif yapılarak, rapor alınması ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibaret olmalıdır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davalı … vekilinin temyiz talebinin reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, kararın davacı yararına BOZULMASINA, 06.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.