YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/8825
KARAR NO : 2021/15121
KARAR TARİHİ : 30.11.2021
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, yaşlılık aylığının geç ödenmesi nedeniyle işleyen faiz alacağı ile davalı Kuruma ödenmiş olan yersiz primlerin iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, mahkemece verilen 13.04.2015 tarihli karar, Dairemizin bozma ilamı ile “…davacıya 01.02.2009 tarihinden itibaren mahkeme kararı gereğince bağlanması gereken aylık miktarı esas alınarak irdeleme ve mahkeme kararında esas alınmayan sürelere ait fazla prim ödemeleri var ise bu primlerin de dikkate alınarak ayrıca davacıya ödenmiş aylık var ise bu aylıklar ile …tarihleri arasındaki sigortalılık süresine göre bağlanması gereken aylıklar arasındaki farkın da mahsubu ile infaza elverişli bir şekilde konusunda uzman bir bilirkişiden faiz hesabına ilişkin denetlenebilir bir rapor aldırılmak suretiyle hüküm kurulması ve yersiz alınan primlerin iadesi istemi hakkında da, (5510 sayılı Yasanın 89. maddesi) iadesine karar verilen yersiz primlerin geri verilmesinde faiz başlangıcı, primin kuruma yatırıldığı tarihi (ödemeyi) takip eden aybaşı olarak belirlenmesi…..” gereğine işaret edilerek araştırma ve inceleme yapılmak üzere bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun … gün, … sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Eldeki davada ise, mahkemece bozma sonrası aldırılan hesap raporunun belirtilen açıklamalara uygun olduğu söylenemeyeceğinden, aylıklara işleyen faiz alacğı bakımından 5510 Sayılı Yasanın 42. Maddesi hükümlerine uyugn şekilde 01.05.2009 tarihinin başlangıç tarihi olarak esas alınması ve yersiz ödenen prim tutarları bakımından da davalı Kurumun bozma sonrasında belirttiği 22.810,00 TL tutarın belirtilen tarihleri takip eden aybaşından itibaren işleyecek faizi ile iadesinin gerekeceği dikkate alınmalı, yine davalı Kurumun daha sonradan bağladığı aylık ile Mahkeme kararı gereğince bağlanması gereken aylık miktarları arasında doğabilecek farklar bakımından bu tutarların karar öncesinde davalı Kurumdan sorulması ile davacının alacağından düşülmesi gereği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.11.2021 gününde karar verildi.