YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10319
KARAR NO : 2022/1427
KARAR TARİHİ : 23.02.2022
MAHKEMESİ : SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE
MAHKEMESİ : SAMSUN 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine ilişkin verilen karar yasal süre içerisinde davalı vekilince temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vasisi, kısıtlı annesinin demans hastalığına yakalanması nedeniyle Samsun 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/419E., 2016/461K. sayı ve 14.04.2016 tarihli kararı ile vesayet altına alınarak kendisinin vasi olarak atandığını, 7931 ada 12 parsel sayılı taşınmazdaki 7 no.lu bağımsız bölümdeki payını davalıya bedelsiz devrettiğini, davacının devir tarihinde ehliyetsiz olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı … adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında çekişme konusu taşınmazın cebri icra yoluyla dava dışı kişiye ihale edilmesi üzerine 29.03.2021 tarihli dilekçe ile talebini dava tarihi itibariyle keşfen saptanan 145.000,00TL değer üzerinden ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, dava konusu taşınmazın kat karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle devredildiğini, temlik tarihi itibariyle davacının sağlığının yerinde olduğunu, kısıtlanmasını gerektirir bir rahatsızlığının bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Samsun 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18/05/2021 tarihli ve 2020/17 Esas, 2021/227 Karar sayılı kararıyla; iptal tescil, ıslah ile bedele dönüştürülen eldeki davada, Adli Tıp Kurumu Üst Kurulunun 08/01/2019 tarihli raporunda mirasbırakanın işlem tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığı gerekçesiyle, 145.000 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, sözlü yargılamaya geçildiğine dair duruşma tutanağının tebliğ edilmediğini, davacı aleyhine Samsun 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/111 Esas sayılı dava dosyasında alacak davası açıldığını, eldeki davanın bu dava ile birleştirilerek görülmesi gerektiğini, Adli Tıp Kurulunca tanzim edilen raporun kesin tespite yönelik hükümler ihtiva etmediğini, bu rapor baz alınmak suretiyle kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 30/12/2019 tarihli 2019/2924 Esas, 2019/2820 Karar sayılı kararıyla; davacı tarafından davanın 15.000 TL değer gösterilmek suretiyle açıldığı, Mahkemece yargılama sırasında keşif icra edilmeden sonuca gidildiği, dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın değerinin belirlenmediği, bu gerekçeyle mahallinde keşif icra edilerek dava tarihi itibariyle taşınmazın değeri yönünden rapor temin edilerek eksik harç tamamlandıktan sonra davanın esası hakkında karar verilmesi yönünden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1.a. 4. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine ait kararın kaldırılarak, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, dava konusu taşınmazın değeri belirlenip eksik harç ikmal edildikten sonra yeniden davanın kabulüne karar verilmesi üzere bu kez Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesinin 11/10/2021 tarihli ve 2021/1594 E., 2021/1955 K. ile HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesinin raporuyla davacının işlem tarihinde hukuki ehliyeti haiz olmadığı saptandığından ehliyetsizlik iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil (ıslah ile bedel) isteminin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin 11/10/2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince sözlü yargılamaya geçildiğine dair duruşma tutanağının tebliğ edilmeden hüküm kurulduğunu, kesin tespit içermeyen Adli Tıp Kurumu raporuna göre hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, davacının da yer aldığı Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/214 E., sayılı dava dosyasının eldeki dava dosyası ile birleştirilerek görülmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil (ıslah ile bedel) istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1.Bilindiği üzere, davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Türk Medeni Kanunu’nun “Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir” şeklinde düzenlenen 9. maddesi hükmüyle, şahsın hak elde edebilmesi, borç (yükümlülük ) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlanmış, 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin (reşit) olmayı kabul ederek “Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.” hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü” eylem ve işlem ehliyeti olarak da tarif edilerek, aynı Yasa’nın 13. maddesinde “Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu Yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır.
Hemen belirtmek gerekir ki, TMK’nın 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından, karşı tarafın iyiniyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. Bu ilke 11.06.1941 tarihli ve 4/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da aynen benimsenmiştir.
Yukarıda sözü edilen ilkelerin ve yasa maddelerinin ışığı altında olaya bakıldığında bir kimsenin ehliyetinin tespitinin şahıs ve malvarlığı hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar itibariyle ne kadar büyük önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar.
Bu durumda, tarafların gösterecekleri, tüm delillerin toplanılması tanıklardan bu yönde açıklayıcı, doyurucu somut bilgiler alınması, varsa ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait doktor raporları, hasta gözlem (müşahede) kağıtları, film grafilerinin eksiksiz getirtilmesi zorunludur. Bunun yanında, her ne kadar 6100 s. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 282. maddelerinde belirtildiği gibi bilirkişinin “oy ve görüşü” hakimi bağlamaz ise de, temyiz kudretinin yokluğu, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir.
Hele ayırt etme gücünün nispi bir kavram olması kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulundan rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen TMK’nın 409/2. maddesi akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüş davacının satış işlemi tarihi itibariyle fiil ehliyetini haiz olmadığı Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlenmiştir.
3.3. Değerlendirme
(IV.3.) numaralı paragraftaki gerekçe yerinde bulunmakla; dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 7.428,71 TL bakiye onama harcının davalıdan alınmasına, 23/02/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.