YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4880
KARAR NO : 2021/16782
KARAR TARİHİ : 28.12.2021
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 13.02.2009 tarihinde meydana gelen trafik-iş kazasında vefat eden bir sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile sürekli iş göremez hale gelen bir sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirler ve dört sigortalıya yapılan geçici iş göremezlik ödemeleri ile tedavi giderlerinin davalılardan müteselsilen ve rücuan tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak, ilamında belirtilen gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Hükmün, davacı kurum ile davalılardan … Sigorta A.Ş., … Sigorta A.Ş. ve … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, mahkemece verilen hüküm, Dairemizin bozma ilamı ile “…..tedavi giderleri kapsamında kalan kurum ödemelerinden temyiz eden sigorta şirketinin, işletenin ve sürücünün sorumluluğunun bulunmadığı ve eldeki davanın yasanın yürürlüğe girdiği 25.02.2011 tarihinden sonra açılmış olması karşısında, tedavi giderleri bakımından karar verilmesine yer olmadığına yerine, bu giderler bakımından davanın reddi gerekeceği hususunun gözetilmesi, tüm sigortalılar bakımından davada 5510 Sayılı Yasanın 23’üncü maddesinin uygulanma olanağı bulunup bulunmadığı ile kaçak çalışmanın varlığının araştırılması, varlığı halinde peşin değerli gelirler bakımından işveren sorumluluğu belirlenirken tavan hesabı yapılmaksızın anılan madde hükmü çerçevesinde sorumluluğuna hükmedilmesi, üçüncü kişilerin sorumluluğu belirlenirken de sadece peşin değerli gelirler yönünden bir sınırlamanın bulunduğu, geçici iş göremezlik ödemeleri bakımından yarı oranında herhangi bir sınırlamanın bulunmadığı hususlarının dikkate alınması ve davalı … şirketinin, ölen ve sürekli iş göremez hale gelen sigortalıların hak sahiplerine ve sigortalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında, ödeme yaptığına dair iddiası gözetilerek, mükerrer ödemeye meydan verilmemesi açısından, ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa tarih ve miktarı yönünden dayanağı belgeler de getirtilerek yöntemince araştırıldıktan sonra, tüm davalılar bakımından müteselsil sorumluluk ilkeleri dikkate alınmak suretiyle infaza elverişli şekilde ve taleple bağlı kalınarak bir karar verilmesi ile sigorta şirketinin poliçe limitinin ödenmesi halinde hakkındaki davanın reddine karar verilmesi….” gereğine işaret edilerek yeni bir değerlendirme yapmak üzere bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Eldeki davada ise bozmaya uyulmuş ise de, bozma kararının yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
1-Öncelikle belirtilmelidir ki, 01.01.2003 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere 31.12.2003 tarih 25333 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Zorunlu Karayolları Mali Sorumluluk Sigortası Tarife ve Talimatı ile Zorunlu Trafik Sigortası teminat miktarı 30.000 TL olarak belirlenmiştir. Uygulama Talimatında ise; eski teminat ve primler üzerinden sigorta yapılmış ve süresi devam eden sigorta sözleşmelerine sahip işletenlerin, sigorta şirketlerine başvurarak yeni teminat ve primler üzerinden “Zorunlu Karayolları Mali Sorumluluk Sigortası” zeyilnamelerini almak zorunda oldukları ve zeyilname yapılmayan ve teminatları yeni limitlere getirilmeyen sigorta sözleşmelerinde, sigorta şirketlerinin sorumluluğunun eski teminat tutarları ile sınırlı olacağına ilişkin düzenleme yer almakta iken, 31.12.2003 tarih 25333 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Zorunlu Karayolları Mali Sorumluluk Sigortası Tarife ve Talimatı ile zeyilname yapılma zorunluluğu kaldırılmıştır. Ve sözleşme süresi içinde, Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça teminat tutarları arttırıldığı takdirde, herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ve ek prim almaksızın, arttırılan teminat tutarları bu sözleşmeler için de geçerli olur…” düzenlemesi ile 01.01.2004 tarihinden sonra yapılacak poliçeler için zeyilname düzenleme zorunluluğu kaldırılmıştır.
Bu yönde ayrıca 14.7.2007 tarihli ve 26582 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmeliğin24. Maddesinde yönetmelik ile belirlenen teminat tutarları yürürlükteki bütün sigorta sözleşmelerine herhangi bir ek prim alınmaksızın uygulanacağı ve Sigorta şirketlerinin, düzenledikleri poliçelerin ön yüzüne “Sözleşme süresi içinde Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından teminat tutarları artırıldığı takdirde, bu poliçede yazılı teminat tutarları, herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ve ek prim alınmaksızın yeni teminat tutarları üzerinden geçerli olur.” ibaresini yazmak zorunda olduğu kabul edilerek kendiliğinden geçerli olacak yeni asgari teminat miktarlarının uygulanacağı, kabul edilmiştir.
Eldeki davada ise, davalı … şirketlerinin poliçede yazılı tutar yerine kaza tarihi itibari ile geçerli olan ve yeni teminat miktarları üzerinden sorumluluğunun kabul edilmesi açıklanan mevzuat çerçevesinde yerinde ve isabetli ise de, ilk kararı temyiz etmeyen davalılardan … Sigorta A.Ş. hakkında davacı kurum lehine hüküm altına alınan usuli kazanılmış hakkın gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Diğer taraftan, tüm sigortalılar bakımından davada 5510 Sayılı Yasanın 23’üncü maddesinin uygulanma şartlarının varlığına ilişkin yaklaşım yerinde ve isabetli ise de, kusursuz sorumluluğu kabul edilen davalı işveren hakkında, tarafların kusur oranı gözetilmeksizin belirlenen ilk peşin sermaye değerinden, Borçlar Kanunu’nun 43.-44. maddeleri uyarınca hakkaniyet indirimi yapılarak kurum zararının teselsüle dayalı olarak belirlenmesi ve karar yerinde gösterilmesi gereğinin gözetilmemesi de isabetsizdir.
2-Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesi uyarınca; “Hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” Hükmü mevcut olup, davacı Kurumun bu davada talep ettiği tutarın üzerinde bir tutara hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı kurum ile davalılardan … Sigorta A.Ş. ve … avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hükmü temyiz etmeyen diğer davalı yönünden davacı Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmek üzere karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, 28.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.