YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/18477
KARAR NO : 2011/9590
KARAR TARİHİ : 16.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 14.6.1991 tarihinde davalı belediyeden 210/744 hisseyi 1.200.000-TL’ye satın aldığını, 2006 da … vergisi için başvuruda bulunduğunda satışın iptal edildiğini öğrendiğini, hisseye düşen 210 metrekarelik yer için fazlasını saklı tutarak 20.000,00 YTL., ıslah ile de 68.250,00- YTL nin faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma üzerine yapılan yargılama sonunda 19.713.116- eski TL, (19,17- yeni TL)’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine davacı, kısa kararda 19.713,11-TL’nin davalıdan tahsiline karar verildiği, kısa karar ve gerekçeli kararda üç farklı rakam bulunduğunu ileri sürerek, hükümdeki bu maddi hatanın tavzihen düzeltilmesini istemiştir. Mahkemece, evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda HUMK’nun 455. ve 459. maddelerinde yazılı şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle tavzih talebinin reddine, karar verilmiş; tavzih kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Hükümlerin tavzihi; hükmün müphem olması veya birbirine aykırı (çelişik) fıkralar ihtiva etmesi halinde, hükmün gerçek anlamının meydana çıkarılması için başvurulan bir yoldur. HUMK’nun 455. maddesinde; “Hüküm müphem ve gayrivazıh olur veya mütenakız fıkralar ihtiva ederse icrasına kadar iki taraftan her biri ilamın tavzihini ve tenakuzun ref’ini isteyebilir” denmektedir. HUMK m.455’te belirtildiği gibi, açık olmayan veya çelişik fıkraları kapsayan hükümlerin açıklanması İstenebilir.
Yargılamanın iadesine karar verilmedikçe veya hüküm temyiz edilip bozulmadıkça verilen hükmün değiştirilmesi mümkün değildir. Hükümlerin tavzihi de bunun bir istisnası olarak kabul edilemez. Hâkim burada hükmün başka türlü anlaşılmasını önlemek için gerçeği ortaya koymakla ödevlidir (Bkz.HGK, 25.06.2008 T., 2008/11-448 E., 2008/454 K.). Hâkim, tavzih yolu ile hükümde unutmuş olduğu talepler hakkında karar verip bunu hükmüne ekleyemez. Bir başka ifade ile, tavzih yolu ile kesinleşmiş olan hüküm sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez( Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı Baskı, 2001, cilt 5, sayfa 5270 vd.). Öte yandan, Yargıtay’ın istikrar kazanmış görüşüne göre maddi hata kazanılmış hak oluşturmaz.
Açıklanan kuralların ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece, kısa kararda 19.713,11-TL’nin davalıdan tahsiline, gerekçeli kararda ise, 19.713.116- eski TL, (19,17-yeni TL)’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup bu suretle, birbiri ile çelişkili hüküm fıkraları oluşturulmuştur. Hüküm fıkralarında bir yazı ve hesap hatası bulunduğu ortadadır. Davacının tavzih talebi, HUMK’nun 455. ve 459. maddelerinde yazılı şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle reddedilmiş ise de; hüküm, bu haliyle açık değildir ve taraflarca mahkemeden hükmün açıklanması istenebilir. Kaldı ki, HUMK. m.80’e göre; “İki tarafın veya hâkimin, zahir ve açık olan yazı ve hesap hataları daima tashih olunabilir…”. Yine, HUMK. m. 459‘ da yer alan “İki tarafın isim ve sıfat ve neticei iddialarına mütaallik hatalar ve esas hükümdeki hesap hataları kendilerinin istimaından sonra mahkeme tarafından tashih olunur. Tashih olunan cihet hüküm zirine yazılır.” düzenlemesi gereğince hükümdeki hesap hatasının düzeltilebileceği anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece, HUMK’nun 455-459 ve 80. maddeleri gereğince hükümdeki meblağın tavzih yoluyla açıklanması gerekirken yazılı şekilde tavzih şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan tavzih kararının temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 16.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.