YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14566
KARAR NO : 2011/16289
KARAR TARİHİ : 28.12.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.09.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.06.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı oğlu …’ın Çamlıyayla ilçesi 5852 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 hissesine ilişkin arsa bedelinin tarafından ödendiğini, taşınmaz üzerindeki evin yapımını ve arsanın iktisabını iyiniyetli bir şekilde gerçekleştirdiğini belirterek Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı olarak tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde yapının bedeline uygun tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının iyiniyetli olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne, bilirkişi raporunda saptanan arsa bedeli olan davalının hissesine tekabül eden 12.500,00 TL’nin davacı tarafından davalı … adına bankaya açılacak hesaba yatırıldıktan sonra Mersin ili, Çamlıyayla ilçesi 5852 parsel sayılı taşınmazın davalı … adına olan 1/2 hissesinin iptali ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline hükmolunmuştur.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanunu m. 684. ve 718 hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki
taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi Türk Medeni Kanununun 722, 723. ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir.
Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde diğer koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.
Türk Medeni Kanununun 724. maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiası ileri sürülebilir.
Malzeme sahibinin Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi için aranması gereken ilk koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır;
Türk Medeni Kanununun 724.maddesi hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin Türk Medeni Kanununun 3.maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince;
Dava konusu 5852 parsel sayılı taşınmazın 1/2 hisse ile davalı … ve 1/2 hisse ile dava dışı Vedat Demir adlarına kayıtlı olduğu, bu paydaşlar arasında resmi olarak yapılmış bir taksim sözleşmesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan yapının dava konusu taşınmaz çapa bağlandıktan sonra yapıldığı sabittir. Çaplı taşınmazda iyiniyet iddiası dinlenmeyeceğinden
somut olayda sübjektif iyiniyet koşulunun gerçekleştiği söylenemez. Ayrıca dava konusu 5852 parsel sayılı taşınmaz paylı mülkiyete tabi olup paylı mülkiyette taşınmaz üzerinde paydaşların her birinin taşınmazın her zerresinde mülkiyet hakkı bulunduğundan paydaşlardan birinin onayı olsa dahi yapıyı yapan kişinin iyiniyetli kabul edilmesine olanak bulunmamaktadır. Somut olayda temliken tescil davasının sübjektif iyiniyet koşulu gerçekleşmediğinden tapu iptali ve tescil isteğinin kabulü doğru görülmemiştir. Bu durumda davacının ikinci kademedeki tazminat isteği değerlendirilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmelidir.Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; mahkemece saptanan arsa bedelinin hükümden önce depo ettirilmemiş olması da yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 28.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.