Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/16907 E. 2011/5307 K. 05.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16907
KARAR NO : 2011/5307
KARAR TARİHİ : 05.04.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, taraflar ile öz kardeş olup dava dışı annes…ile birlikte malik oldukları taşınmazdaki hisselerini toplam 225.000 TL bedelle dava dışı …’na sattıklarını ve tapudan devrini verdiklerini, satış bedelinin 225.000 TL olmasına karşın belediye … vergisi rayiç fiyatları baz alınarak resmi senette 17.500 TL olarak gösterildiğini, alıcının satış bedelini davalılardan Sait …na nakden ödediğini, bakiye bir kısım için ise çek verdiğini, verilen çeklerin de davalılara ödendiğini, bu satış nedeniyle 140.000 TL’sının davalı …’na, 85.000 TL’sının da davalı …’ya ödenmiş olduğunu, davalıların bahse konu bedelleri aldıkları halde kendisine hiçbir ödeme yapmadıklarını belirterek hissesine isabet eden 56.250 TL’nin satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalılarla müştereken malik oldukları taşınmazın dava dışı …’na tapudan satıp devredildiğini, 225.000 TL satış bedelinin davalılarca alıcıdan tahsil edilmesine rağmen kendi hissesine düşen bedelin davalılar tarafından ödenmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, davacının satım işlemini tapudan bizzat kendisinin yaptığı ve satış bedelini nakden 2010/16907 2011/5307
aldığının resmi senette yazılı olması karşısında sözleşmenin aksinin aynı kuvvette bir delille ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir. 14.4.2009 tarihli tapuda yapılan sözleşmeye göre satıcılar olarak davacı …, davalılar Sait, Zerrin ve dava dışı Hikmet olmak üzere malik oldukları taşınmazdaki hisselerini alıcı …’e toplam 17.500 TL bedelle satıp devretmişlerdir. Davanın tarafları (davacı-davalılar) söz konusu resmi satış sözleşmesinde karşılıklı alıcı ve satıcı taraf olmayıp, bir tarafta satıcı durumundadırlar. Bu nedenle davacının iddiası, HUMK 290. maddesi anlamında senede karşı ileri sürülmüş bir iddia değildir. Burada önemle üzerinde durulması gereken yön, resmi sözleşmenin tarafların birbirlerine verdikleri yazılı bir belge veya senet hükmünde olmayıp, dava dışı alıcıya karşı verildiği; dolayısıyla taraflar arasında varlığı ileri sürülen ilişki yönünden yazılı delil teşkil edecek nitelikte bulunmadığıdır. Senede karşı her türlü iddiaya karşı ileri sürülecek savunmaların tanıkla ispatını yasaklayan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 290.maddesinde anılan senetten maksat; davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkiyi belgelendirmek üzere düzenlenmiş ve taraflardan biri tarafından diğerine ya da bunların birbirlerine karşılıklı olarak yöneltilmiş irade bildirimlerini /beyanlarını kapsayan yazılı belgelerdir. O halde, bu resmi sözleşmenin taraflar arasındaki hukuki ilişki bakımından HUMK.nun 290. maddesi anlamında bir senet ya da yazılı belge olarak kabul edilmesi olanaklı olmadığı gibi tanık dinletme yasağının varlığından da söz edilemez. Taraflar kardeş oldukları için de, HUMK’nun 293/1. maddesi gereğince tanık dinlenebilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.06.2006 tarih, 2006/13-354 Esas, 2006/368 Karar sayılı kararı da benzer mahiyette olduğu gibi Dairemizin istikrar kazanmış uygulaması da bu şekildedir.) Dinlenen davacı tanıkları, davacının iddiasını doğrular şekilde beyanda bulunmuşlardır. Böylece davacı davasını ispatlanmıştır. Mahkemece davanın kabulü gerekirken, yazılı şekilde reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA,5.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.