YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14906
KARAR NO : 2011/20319
KARAR TARİHİ : 23.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, ortağı olduğu davalı şirkette OCAK-2006 tarihinden itibaren aynı zamanda muhasebeci ve mali müşavir olarak çalıştığını, 09.06.2006 tarihinde davalı şirkette bulunan ortaklık hisselerini devrederek şirket ortaklığını sonlandırdığını, o tarihten itibaren davalı şirketle 310,00 TL + KDV ücret karşılığı sözleşme imzalayarak alanı ile ilgili hizmeti vem1eye devam ettiğini ancak hizmet bedelinin ödenmernesi üzerine tahsili için yaptığı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek vaki itirazın iptali ile davalının %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile … 2. İcra Müdürlüğü’nün 2010/1860 sayılı takip dosyasına yönelik davalı itirazının kısmen iptali ile takibin 9.227,65 TL asıl alacak üzerinden devamına, icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının temyiz itirazı yönünden; İİK’nın 67. Maddesi 2. Fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve 2011/14906-20139
alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra takibine itiraz edip duran ve işin itirazIa çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın miktarı belli, sabit veya belirlemek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikte olması gerekir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir nitelikte ise, alacağın likit ve muayyen olduğu kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da zorunlu değildir. Açıklanan nedenlerle takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olduğundan alacağın likit ve muayyen nıtelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı vermesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatının reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek ananınası HUMK’nın 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davalının tüm temyiz istemlerinin reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının hüküm bölümünün maddesinde yer alan “icra inkar tazminatına ilişkin alacağın likit sayılmaması nedeniyle reddine” kısmının hükümden çıkarılarak yerine “asıl alacak olan 9.227,65 TL’nin %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesi” ifadesinin yazılmasına hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 18,40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 23.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.