YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14793
KARAR NO : 2011/16050
KARAR TARİHİ : 26.12.2011
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.11.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne, taşınmazın beyanlar hanesine üzerinde bulunan evin … mirasçılarına ait olduğu şerhi verilmesine dair verilen 02.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Hazine tarafından açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile beyanlar hanesine taşınmaz üzerinde bulunan evin Kahraman oğlu … mirasçılarına ait olduğu şerhi düşülmek suretiyle Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 50. maddesine göre; medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan davada taraf ehliyetine de sahiptir. Aynı yasanın 51. maddesi gereğince de dava ehliyeti; medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir.
Türk Medeni Kanunu ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek, medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını, her gerçek kişinin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren taraf ehliyetini kazanacağını ve yaşadığı sürece taraf ehliyetinin devam edeceğini belirtmiştir.
Öte yandan Türk Medeni Kanununun 28. maddesinde, gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği belirtilmiştir. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişinin taraf ehliyetini yitireceği kuşkusuzdur.
Bu itibarla, gerek Türk Medeni Kanunu gerekse Hukuk Muhakemeleri Kanunu, dava açıldığı zaman hayatta bulunan kişiler yönünden düzenleyici hükümler koymuş, ölen kişiler hakkında açılacak davalar yasalarımızda yer almamıştır. Nitekim 04.05.1978 tarihli ve 1978/4-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da dava tarihinden önce ölen kişinin taraf ehliyetini yitireceği, aleyhine dava açılamayacağı, dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş kimsenin mirasçılarına halefiyet kuralı uygulanamayacağından davaya dahil edilmek veya dava ıslah edilmek suretiyle davaya devam edilemeyeceği vurgulanmış, bu doğrultudaki içtihatlar kararlılık kazanmıştır.
Somut olayda; dava konusu 108 ada 1 parsel sayılı taşınmazın maliki davalı Kahraman oğlu …’ın dosyada mevcut nüfus kaydına göre 13.11.2009 tarihinde açılan bu davadan önce 02.03.2005 tarihinde ölmüş olmasına rağmen davalı Kahraman oğlu … hakkında davanın usul yönünden reddine karar verilmesi gerekirken esastan sonuçlandırılması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, 26.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.