Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/10536 E. 2011/10970 K. 26.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10536
KARAR NO : 2011/10970
KARAR TARİHİ : 26.09.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.12.2008 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.01.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 724. maddesine dayalı temliken tescil istemine ilişkindir.
Davalılardan Toşkun, Abraham ve Şamiran davacının rızaları dışında ev yaptığını, diğer davalı Yesai Kaplan taşınmazın davacıya satıldığını, hakkını aldığını savunmuşlardır.
Mahkemece 177 sayılı parselin tamamının davacıya haricen satıldığı, iyiniyetli olarak bina yapıldığı gerekçesi ile dava kabul edilmiştir.
Hüküm, davalılardan Toşkun, Abraham ve Şamiran vekili tarafından temyiz edilmiştir
Türk Medeni Kanununun 684. ve 718. maddeleri hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi Türk Medeni Kanununun 722, 723. ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir.
Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde diğer koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet … sahibinden isteyebilir.
Türk Medeni Kanununun 724.maddesi hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin Türk Medeni Kanununun 3.maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir.
Somut olayda; dava konusu 177 sayılı parsel, 321 m2 miktarlı kargir ev ve bahçe vasfıyla davalılar adına 11.09.2003 tarihinde 1/4’er paylı olarak intikal ile tescil edilmiştir. Davacı taşınmazı davalıların babalarının ölümünden sonra, 1996 yılında davalılardan satın aldığını ileri sürerek temliken tescil isteğinde bulunmuştur. Gerçekten tapulu bir taşınmazın haricen satılmasından sonra bu satış kanıtlandığında taşınmaz üzerine bina yapan kişinin ileride mülkiyetin kendisine devredileceği inancıyla hareket ettiği düşünülerek iyiniyetli kabul edilmektedir. Ancak taşınmazın davalılarca davacıya satıldığına dair herhangi bir belge bulunmamaktadır. Yesai dışındaki davalılar taşınmazı davacıya satmadıklarını ve ev yapımına onay vermediklerini ileri sürmektedirler. Paylı mülkiyette taşınmazın tamamı üzerinde paydaşların her birinin … bulunduğundan paydaşlardan birinin onayı ile yapılan yapı sebebiyle davacının iyiniyetli kabul edilmesine olanak yoktur.
Bu durumda davada temliken tescilin sübjektif koşulunun gerçekleşmediği gözetilmeden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.