Yargıtay Kararı Hukuk Genel Kurulu 2021/515 E. 2022/150 K. 17.02.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2021/515
KARAR NO : 2022/150
KARAR TARİHİ : 17.02.2022

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

1. Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Gaziantep 2. İş Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı … Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı … Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı … Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin (…) elektrik dağıtım şebekelerindeki arıza onarım ve bakım işlerini ihale yoluyla 24.04.2009 tarihinde davalılar …Elektrik İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. (…Ltd. Şti.) ile … Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. (… Ltd. Şti.) ortaklığına verdiğini, müvekkilinin 19.08.2009 tarihinde elektrik bakım onarım teknisyeni olarak çalışmaya başladığını, 24.04.2011 tarihindeki ihaleyi davalılardan …Ltd. Şti.’nin, 24.04.2013 tarihindeki ihaleyi ise davalı son alt işveren … Ortadoğu İnşaat Taahhüt ve Tic. Ltd. Şti.’nin (… Ltd. Şti) aldığını, asıl işveren …’ın özelleştirilmesi sonucunda ihale süresi dahi bitmeden 31.03.2014 tarihinde müvekkilinin iş sözleşmesinin feshedildiğini, çalışma süresi boyunca tüm yol, yemek giderlerini müvekkilinin karşıladığını, yıllık izinleri kullandırılmadığı gibi karşılığı ücretinin de ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti, bakiye 2014 Mart ayı ücreti, yol ve yemek ücretinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile diğer davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının talep ettiği ihbar tazminatının ödendiğini, yol ve yemek ücretlerinden müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını ve bu alacakların diğer şirketlerden talep edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
6. Davalı … Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davacıya tüm ücretlerinin eksiksiz ödendiğini, İş Kanunu ve ilgili yönetmelik kapsamında işverenin işçiye yol ve yemek ihtiyaçları için para ödemesi gibi bir zorunluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
7. Davalı …Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davacının ihaleyi alan yeni alt işveren nezdinde çalışması devam ettiğinden kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti alacaklarına hak kazanamayacağını, davacının iddia ettiği süre kadar çalışmasının da olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
8. Davalı … Mühendislik Ltd. Şti.; davaya cevap vermemiştir.
Mahkeme Kararı:
9. Gaziantep 2. İş Mahkemesinin 27.05.2016 tarihli ve 2014/112 E., 2016/274 K. sayılı kararı ile; davalılardan …’ın diğer davalılar ile arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu, hakkındaki davadan feragat edilmekle davalılardan … Ltd. Şti. hakkında davanın feragat nedeniyle reddine, ücret alacağı talebi konusunda ise feragat nedeniyle tüm davalılar hakkında ücret talebinin feragat nedeniyle reddine, diğer alacakların kabulüne karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
10. Gaziantep 2. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
11. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 29.06.2020 tarihli ve 2017/10170 E., 2020/8061 K. sayılı kararı ile; 1. bendinde davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, 2. bendinde “…2-Taraflar arasında, davacının yol ve yemek ücreti alacaklarının bulunup bulunmadığı noktasında uyuşmazlık vardır.
Somut olayda, davacı alt işveren şirketler nezdinde davalı kurum bünyesinde çalıştığını, çalışma süresi boyunca yol ve yemek ücretlerinin ödenmediğini belirterek tahsilini talep etmiş, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi ile hesaplanan yol ve yemek alacağı hüküm altına alınmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, yol ve yemek ücretinin ne kadar olduğu konusunda dosya içerisindeki ücret bordroları, tanık anlatımları ve şartnamede herhangi bir bilgi ve beyanın bulunmadığı belirtilmiş, emsal dosyadaki bordrolara kıyasen hesaplama yapılmıştır. Bilirkişi raporu bu yönü ile denetime elverişli değildir.
Mahkemece davacı işçinin yol ve yemek yardımı alacağına ilişkin talebi kabul edilmiş ise de söz konusu alacakların dayanağı herhangi bir sözleşme hükmü veya işyeri uygulamasının varlığı ortaya konulmuş değildir. Davacı tanıklarının işe girerken kendilerine yol ve yemek yardımı yapılacağının söylenmiş olduğunu beyan etmeleri de söz konusu alacağın mevcut olduğunu göstermeye yeterli değildir. Zira tanıkların ifadelerinde yol ve yemek yardımı ödeyeceğini söyledikleri kişilerin kimler olduğu, işvereni temsile yetkili kişiler olup olmadığı anlaşılamamaktadır. İhale yolu ile verilen işlerde hak edişlerin kapsamı ihale evraklarında belirtilir. Somut olayda, ihale şartname ve sözleşmelerinde, çalışanlara yol ve yemek yardımı sağlanacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı gibi, davacı ile işverenleri arasında bu yönde yazılı bir sözleşme de söz konusu değildir.
Dosya kapsamına ve mevcut delil durumuna göre söz konusu alacakların varlığı her türlü şüpheden uzak, tereddüte mahal bırakmayacak ve hüküm kurmaya yetecek şekilde ispatlanamadığından, ihbar ve kıdem tazminatı hesabına esas aylık ücretin hesabında da dikkate alınması mümkün değildir. Davacının yöntemince ispatlanamayan yol ve yemek ücreti konusundaki alacak talebinin reddi ile ihbar ve kıdem tazminatı alacaklarının ise bu yardımlar dikkate alınmaksızın yeniden hesaplanması gerekmektedir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
12. Gaziantep 2. İş Mahkemesinin 17.12.2020 tarihli ve 2020/203 E., 2020/288 K. sayılı kararı ile; temyiz konusu yapılmayan ve kanunun açık bir hükmüne aykırılığı bulunmayan bir hususta karşı taraf lehine usulî mütesep hak oluştuğu gözetilmeksizin temyiz edilmeyen yol ve yemek ücretinin bozma konusu yapılmasının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa aykırı olduğu, diğer taraftan yol ve yemek ücreti alacaklarının kabulü yönünde verilen kararların Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, benzer mahiyette açılan davalarda farklı karar verilmesinin yargıda teklik ilkesine aykırı olacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
13. Direnme kararı yasal süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK
14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; hükmün Özel Dairece, yöntemince ispatlanamayan yol ve yemek ücretleri konusundaki alacak taleplerinin reddi ile ihbar ve kıdem tazminatlarının bu yardımlar dikkate alınmaksızın yeniden hesaplanması gerektiği gerekçesiyle bozulduğu eldeki davada; yol ve yemek ücreti alacakları ile ilgili temyiz itirazı bulunup bulunmadığı, bu yönden bozma kararı verilip verilemeyeceği, buradan varılacak sonuca göre davacı lehine usulî kazanılmış hak oluştuğu ve bazı işçiler tarafından açılan davalarda yol ve yemek ücreti alacaklarının kabulüne ilişkin verilen kararların kesinleştiğinden bahisle bu alacakların hüküm altına alınmasının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE
15. 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Ücret ve ücretin ödenmesi” başlıklı 32. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; “Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır”.
16. Ücret, asıl (çıplak, temel) ücret ve geniş anlamda (giydirilmiş) ücret olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Asıl ücret, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin 1. fıkrasında tanımlanan ücret olup, çıplak ya da temel ücret olarak da adlandırılmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun asıl ücret olarak nitelendirdiği işçiye ödenen temel (çıplak) ücret, para ile (nakden) ödenen tutardır. Diğer bir deyişle temel ücret aynî (eşya) olarak kararlaştırılamaz ve ödenemez. Temel ücrete işçiye sağlanan ikramiye, prim, sosyal yardımlar ve diğer ücret ekleri gibi yan menfaatler dâhil değildir (Süzek, Sarper: İş Hukuku, 18. Baskı, İstanbul 2019, s.351). Geniş anlamda (giydirilmiş ücret) ücret ise, asıl ücret yanında işçiye ikramiye, prim, komisyon, kâr payı gibi ödemelerle, sosyal yardım niteliğindeki yemek, yol, giyim, yakacak, konut ve benzeri parasal veya para ile ölçülebilen yararların eklendiği ücrettir.
17. 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca bazı ödemelerde geniş anlamda ücret dikkate alınmaktadır. Örneğin Kanun’un 17. maddesinin son fıkrasına göre ihbar tazminatının hesabında 32. maddenin 1. fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Benzer durum kıdem tazminatının hesabında da görülmektedir. Zira 4857 sayılı İş Kanunu’nun 120. maddesi ile hâlen uygulanmakta olan mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca, asıl ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdî ve kanundan doğan menfaatler de kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır.
18. Sosyal yardım niteliğindeki yemek ücreti, işveren tarafından işçiye, işyerinde geçen süre boyunca beslenme ihtiyacını karşılaması için ödenen tutarı ifade etmektedir.
19. Bir işyerinde yemek ücretinin ödenip ödenmeyeceği iş sözleşmesi ile kararlaştırılabileceği gibi işyerinde fiili uygulama ile de yemek ücretinin ödenmesi söz konusu olabilir. Yemek yardımı nakdi olabileceği gibi, yemeğin aynî olarak verilmesi veya yemek kartı ya da yemek kuponu verilmek suretiyle de yapılması mümkündür.
20. Yol parası ise, işverenin işçiye işe geliş ve işten dönüşte ulaşımı sağlaması adına ödediği tutardır. Yol parası, işçinin ikamet ettiği bölge ve işyeri arasındaki mesafeye ve kullandığı ulaşım şekline göre değişir. İşveren farklı yollarla işçiye ulaşım sağlayabilir.  Buna göre işveren işçiye her ay yol parasını nakit olarak ödeyebileceği gibi, işçinin yol kartına para yatırmak suretiyle de yol parasını ödeyebilir. Bir diğer yöntem ise işverenin işçiler için servis imkânı sağlaması ya da işçiye yakıt parası ödemesi şeklindedir. 
21. 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işverenin çalışanlarına yemek veya yol ücreti ödemesi gerektiği konusu ile ilgili herhangi bir zorunluluk bulunmamakta olup, bu ödemeler işverenin inisiyatifindedir.
22. İşçiye işveren tarafından yemek ve yol yardımı yapılıyorsa, bu sosyal amaçlı ödemeler ücretin eki niteliğinde olması nedeniyle ücrete ilave edilmesi gereken menfaat olarak kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatlarının hesabına esas ücret belirlenirken nazara alınması gerekmektedir.
23. Bu aşamada uyuşmazlığın çözümünde ilgisi nedeniyle usulî kazanılmış hak kavramına değinmekte de yarar vardır.
24. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu) “usulî kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukukî alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
25. Kazanılmış haklar hukuk devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti,…sosyal bir hukuk Devletidir.” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi, toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
26. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulî kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı çıkması, o konuda yeni bir kanunun yürürlüğe girmesi, uygulanması gereken kanun hükmünün hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hâlleri usulî kazanılmış hakkın istisnalarıdır.
27. Bu sayılanların dışında ayrıca görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. V, 6. Bası, İstanbul 2001, s 4738 vd).
28. Kamu düzenine aykırılık, mahkemelerce kendiliğinden gözetilmesi gereken bir husustur. Yüksek Mahkemeler de temyiz incelemesi sırasında bu hâlin varlığını kendiliğinden gözetmeli ve kamu düzenine aykırılığın tespiti durumunda, temyiz edenin sıfatına bakmaksızın, bu hususu bozma nedeni yapmalıdır.
29. Nitekim 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 439. maddesinde “Mahkemei Temyiz iki tarafın temyiz arzuhaliyle layihasında ve cevap layihasında muharrer kaffei itirazat ve müdafaat hakkında esbabı mucibe beyaniyle redden veya kabulen karar vermeğe ve bunları kararına yazmağa mecburdur.
Mahkemei Temyiz iki tarafın iddia ve müdafaatiyle mukayyet olmayıp kanunun sarih maddesine muhalif gördüğü diğer esbaptan dolayı da temyiz olunan kararı nakzedebilir.” hükmü yer almaktadır. Bu düzenleme dikkate alındığında temyiz sebepleri ile bağlı olma kuralına istisna getirilerek, kanunun açık hükmüne ve kamu düzenine aykırılık hâllerini Yargıtayın re’sen göz önünde bulunduracağı hükme bağlanmıştır.
30. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili tüm çalışma süresi boyunca yol ve yemek ücretlerini müvekkilinin karşıladığını ileri sürerek sözü edilen alacakların tahsilini talep etmiştir. Davalılar ise, İş Kanunu veya bir başka düzenleme gereği işverenin işçiye bu ihtiyaçları için ödeme yapması gibi bir zorunluluğunun bulunmadığını belirterek yol ve yemek ücretine ilişkin taleplerin reddi gerektiğini savunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, yol ve yemek ücretinin ne kadar olduğu konusunda dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve beyanın bulunmadığı belirtilerek, emsal dosyadaki bordrolara kıyasen hesaplama yapılmış, mahkemece bu alacakların neden kabul edilmesi gerektiği yönünde herhangi bir gerekçeye yer verilmeksizin yol ve yemek ücretlerinin kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
31. Kararın davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece, söz konusu alacakların dayanağı herhangi bir sözleşme hükmü veya işyeri uygulamasının varlığının ortaya konulmadığı, davacı tanıklarının işe girerken kendilerine yol ve yemek yardımı yapılacağının söylenmiş olduğunu beyan etmeleri de söz konusu alacağın mevcut olduğunu göstermeye yeterli olmadığı, zira tanıkların ifadelerinde yol ve yemek yardımı ödeyeceğini söyledikleri kişilerin kimler olduğu, işvereni temsile yetkili kişiler olup olmadığının anlaşılamadığı, ihale yolu ile verilen işlerde hak edişlerin kapsamının ihale evraklarında belirtildiği, somut olayda ihale şartname ve sözleşmelerinde çalışanlara yol ve yemek yardımı sağlanacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı gibi davacı ile işverenleri arasında bu yönde yazılı bir sözleşmenin de bulunmadığı, yol ve yemek ücretlerinin varlığı her türlü şüpheden uzak, tereddüte mahal bırakmayacak ve hüküm kurmaya yetecek şekilde ispatlanamadığından taleplerin reddi ile ihbar ve kıdem tazminatlarının da bu yardımlar dikkate alınmaksızın yeniden hesaplanması gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
32. Mahkemece, temyiz konusu yapılmayan ve kanunun açık bir hükmüne aykırılığı bulunmayan bir hususta karşı taraf lehine usulî mütesep hak oluştuğu gözetilmeksizin temyiz edilmeyen yol ve yemek ücretlerinin bozma konusu yapılmasının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa aykırı olduğu ve kabul yönünde verilerek onama ile kesinleşen emsal dosyalar da dikkate alındığında bozmanın yerinde olmadığı gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir.
33. Öncelikle belirtilmelidir ki, davalı … vekilinin temyiz dilekçesinde müvekkilinin yol ve yemek yardımı bakımından diğer şirketlerle birlikte sorumlu tutulmasının usul ve yasaya uygun olmadığının belirtildiği görülmekle, mahkemenin bu alacakların temyiz konusu yapılmadığı şeklindeki direnme gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
34. Ayrıca emsal dosyalarda verilen kararlara göre eldeki davada yol ve yemek ücreti alacaklarının varlığının ispatlandığının kabul edilmesi de yerinde değildir. Zira her dosyanın kendi özelindeki delillere göre değerlendirilmesi gerekmekte olup, davacı kendisi tarafından karşılanan yemek ve yol masraflarının işverence ödenmesi gerektiğini ileri sürerek yol ve yemek ücretlerinin tahsilini talep etmiş ise de, bu talebinin dayanağı olarak herhangi bir bilgi, belge sunmamıştır.
35. Öte yandan, dosya kapsamında yer alan hizmet işleri genel şartnamesi, arıza onarım ve bakım işleri özel şartnamesi, belirli süreli iş sözleşmesi ve personel iş sözleşmesinde de yol ve yemek ücretlerinin işveren tarafından ödenmesi gerektiğine ilişkin düzenleme bulunmamaktadır.
36. Yine davacı tanıklarının “yol ve yemek ücreti ödenmedi” şeklindeki anlatımı dışında bu alacakların hangi sebeple işverence ödenmesinin gerektiği, taraflar arasında yol ve yemek ücretinin ödenmesi gerektiği yönünde bir anlaşmanın varlığı yönünde bir anlatım olmadığından bu yönde işyeri uygulamasının olduğunu da kabul etmek mümkün değildir.
37. Sunulan bordroların incelenmesinde de, bordrolarda “ek kazanç ve sosyal yardım” ve “sair ödeme” hanesinde tahakkukun bulunmadığı görülmüştür.
38. Bu itibarla dosya kapsamına ve mevcut delil durumuna göre söz konusu alacakların varlığı her türlü şüpheden uzak, tereddüte mahal bırakmayacak ve hüküm kurmaya yetecek şekilde ispatlanamadığından yol ve yemek ücreti konusundaki alacak talebinin reddi ile ihbar ve kıdem tazminatlarının bu yardımlar dikkate alınmaksızın yeniden hesaplanması gerekmektedir.
39. Özel Dairece, davacı tanıklarının işe girerken kendilerine yol ve yemek yardımı yapılacağının söylenmiş olduğunu beyan etmelerinin söz konusu alacağın mevcut olduğunu göstermeye yeterli olmadığı, zira tanıkların ifadelerinde yol ve yemek yardımı ödeyeceğini söyledikleri kişilerin kimler olduğu, işvereni temsile yetkili kişiler olup olmadığının anlaşılamadığı belirtilmiş ise de, bu anlatımın dosya kapsamına uymadığı, zira tanıkların “yol ve yemek ücreti ödenmedi” şeklindeki beyanları dışında sözü edilen alacaklar hakkında başka bir açıklamada bulunmadıkları görülmüştür.
40. O hâlde, bozma kararında tanıkların anlatımına ilişkin kısım dosya kapsamına uygun değilse de, yol ve yemek ücreti alacaklarının varlığı davacı tarafından ispat edilememiştir.
41. Hâl böyle olunca, direnme kararı yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır.

IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17.02.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.