Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/10130 E. 2022/889 K. 09.02.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10130
KARAR NO : 2022/889
KARAR TARİHİ : 09.02.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL, TAZMİNAT

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne ilişkin verilen karar, süresi içinde davalı vekili ve davalı asil tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, 2002 yılında tapusu bulunmayan bir taşınmazının satışı konusunda davalı … ile anlaştıklarını, bir müddet sonra davalının tanımadığı bir kaç kişiyle yanına gelerek satışa konu arazinin tapusunu çıkaracağını ve imza atması gerektiğini söylediğini, bu yönlendirme ile bir belge imzaladığını, daha sonra satma niyeti olmadığı dava konusu 459 ada 90 parsel sayılı ( 236 m2 – iki katlı ev bulunan ) taşınmazının davalıya devredilmiş olduğunu öğrendiğini, kandırıldığını, davalının tapu çalışanları ile ortak hareket etmiş olma ihtimalinin yüksek olduğunu, çekişmeli taşınmazı önceden beri kullandığını, bir kaç hafta önce belediyenin kamulaştırma çalışmaları sırasında durumu öğrendiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tescilini, mümkün olmazsa şimdilik 20.000,00 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, iddiaların haksız ve yersiz olduğunu, davanın dinlenebilir bir tarafının bulunmadığını, hayatın olağan akışına ters iddialarda bulunulduğunu, imzaladığı belgenin hukuki sorumluluğunun davacıya ait olduğunu, temlikten itibaren 13 yıl geçtiğini, zamanaşımı süresinin geçtiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09/02/2016 tarihli ve 2015/369 E., 2016/91 K. sayılı kararıyla; iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Bozma Kararı
Dairemizin 15/09/2020 tarihli ve 2017/233 E., 2020/4099 K. sayılı ilamı ile “dava konusu taşınmaz üzerinde dükkan olarak kullanılan iki katlı bina olduğu, zemin katta halı vb. ürünlerin satıldığı, üst katta ise iplik bükme işletmesinin bulunduğu, davacı tanıkları … ve …’ın; dava konusu taşınmazda iplik ve mobilya üzerine işyerlerinin bulunduğunu, kiracı olduklarını, davacı …’ten kiraladıklarını, kira paralarını da Halit’e ödediklerini, davalı …’yi tanımadıklarını beyan ettikleri, davacı tanığı Mehmet’in; çekişmeli taşınmaza komşu olduğunu, 1978 yılından 2004 yılına kadar dava konusu yeri davacının bizzat kullandığını, sonrasında kiraya verdiğini, kira paralarını davacının aldığını beyan ettiği, yine davacı tanığı Vakıf’ın da kullanıma ilişkin aynı yönde beyanda bulunduğu, davalı tarafın süre verilmesine rağmen delil listesi ibraz etmediği, dava konusu taşınmaza ilişkin celp edilen abonelik kayıtları incelendiğinde; 89414 no’lu GASKİ Genel Müdürlüğündeki aboneliğin 06.04.1988 tarihinden itibaren davacı adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
Hemen belirtilmelidir ki, davacı taraf taşınmazının rızası hilafına satıldığını dava tarihinden kısa süre önce belediyenin kamulaştırma çalışmaları sırasında öğrendiğini iddia ederek eldeki davayı açmış, davalı taraf temlikten sonra 13 yıl geçtiğini belirtmiş ise de; davalı taraf, davacının kandırıldığını öğrenme tarihinden itibaren bir yıllık süre içerisinde davasını açmadığını ispat edememiştir. Davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı tespit edilmiştir.
Öte yandan, davalı vekili 4. celsede; müvekkili …’nin taşınmazı edindikten sonra davacıya kiraladığını, davacı tarafın da bu yeri başkalarına kiraladığını, kira parasının davacıdan alındığını ileri sürmüş ise de, davalı taraf bu iddialarını herhangi bir delille ispat edebilmiş değildir.
Hal böyle olunca, temlikten dava tarihine kadar çekişmeli taşınmazı davacının kullandığı, tanıkların bu durumu doğruladığı, abonelik kayıtlarının davacı adına olduğu, davalı tarafın satış bedelini kayda dayalı ödediğini ispat edemediği, akitteki değerin keşfen saptanan değerden çok az olduğu ve davalının uzun yıllar taşınmazı zilyetliğinde bulundurmamasını hayatın olağan akışına uygun bir nedenle açıklayamadığı birlikte değerlendirildiğinde, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. ” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen karar
İlk Derece Mahkemesinin 15/04/2021 tarihli ve 2021/5 E., 2021/166 K. sayılı kararıyla; bozma gerekçesi benimsenerek davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı … mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve davalı asil temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
5.1. Davalı asil temyiz dilekçesinde özetle; tapu siciline güven ilkesinin dikkate alınmadığını, davacının iddia ettiği şekilde tapusu bulunmayan bir yer için imza istenmesinin ve davacının davaya konu hususu 13 yıldır bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının bu hususları bilebilecek tecrübeye sahip olduğunu, davacının taşınmazı rızaen devrettiğini, hile iddiasının kanıtlanamadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
5.2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tapu siciline güvenin korunması gerektiğini, davacının herhangi bir engeli bulunduğuna ilişkin raporunun bulunmadığını, hak düşürücü süre yönünden ispat külfetinin lehine hak çıkaran davacıya ait olduğunu, haricen yer satıldığı iddiasının kanıtlanamadığını, davacının yargılama sırasındaki ifadelerinin

çelişkili olduğunu, yargılama sırasında delillerin tam olarak ortaya konulamadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istemine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6.2.1. Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunu’nun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
6.2.2. Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
6.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayanağı olan ve kararın (IV/6.2.) numaralı paragrafında açıklanan yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve hükmüne uyulan (IV/2) numaralı paragraftaki bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılmasına göre (IV/3.) numaralı paragrafta gösterilen gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;davalı tarafın yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 24.588,42 TL harcın temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 09/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.