YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1567
KARAR NO : 2011/5052
KARAR TARİHİ : 15.04.2011
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.10.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacının davalı arsa maliki … mirasçıları aleyhine açtığı davanın husumet nedeniyle reddine, davalı … aleyhine açtığı davanın haklılığının kanıtlanmamış olması nedeniyle reddine dair verilen 16.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile arsa sahipleri vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 14.09.2004 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı yüklenici, davaya cevap vermemiştir.
Arsa sahibi olan davalı, yüklenicinin edimlerini yerine getirmediğini, inşaatı terk etmesi sebebiyle sözleşmeyi feshettiğini, kaldı ki yüklenicinin SSK ve vergi borçları bulunduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, arsa sahipleri aleyhine açılan dava husumet yönünden, yüklenici hakkındaki dava ise kanıtlanamadığından bahisle reddedilmiştir.
Hükmü, davacı ve davalı arsa sahibinin mirasçıları temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriği ile özellikle davacının mülkiyet nakli talebinin karşılanması, ikinci kademedeki istek olan müspet zararın kanıtlanması bakımından yerinde keşif yapılması zaruri olup, buna ilişkin giderler davacı tarafından karşılanmadığına göre davacının bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davada dayanılan 14.09.2004 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile yüklenici 18.06.2003 tarihli sözleşmelerden kaynaklanan kişisel hakkını davacıya temlik etmiştir. Kısaca, 14.09.2004 tarihli satış vaadi sözleşmesi aslında yüklenicinin davacıya yaptığı bir temlik işlemidir. Gerçekten, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri yükleniciye kişisel hak sağlar. Yüklenici, kazanacağı kişisel hakkını doğrudan sözleşmenin diğer tarafı olan arsa sahibine karşı ileri sürebileceği gibi, Borçlar Kanununun 162.maddesinden yararlanarak bu hakkını üçüncü kişilere de temlik edebilir. Ne var ki, yapılan temlik işleminin tarafı olmayan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı arsa sahibi, bu temlike vakıf olduğu zaman Borçlar Kanununun 167.maddesine dayanarak temlik işleminde bulunan yükleniciye karşı ne gibi hakları varsa, onun temlik ettiği kişilere (davacıya) karşı da ileri sürebilir. Dolayısıyla bu gibi davalarda, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin arsa sahibi olan tarafına husumet düşer. Zira, alacağa hak kazanıldığının ispatı ifanın talep edildiği arsa sahibinden istenecektir.
Yapılan bu saptamalara göre, mahkemece doğru hasım olan arsa sahibi aleyhine açılan davanın da esas bakımından incelenmesi gerekirken onun hakkında açılan davanın “husumet noktasından reddine” şeklinde hüküm kurulması doğru değildir.
Karar, açıklanan bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1).bentte açıklanan nedenlerle davacının bütün temyiz itirazlarının reddine, hükmün (2).bentte yazılı nedenlerle davalı arsa sahibi mirasçıları yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 15.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.