YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14516
KARAR NO : 2011/2330
KARAR TARİHİ : 24.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.03.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı iptal ve tescil istemine ilişkindir. Davanın kısmen kabulüne ilişkin karar Dairemizin 28.09.2009 tarih 2009/9533-9922 esas ve karar sayılı bozma kararı ile haklarında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmayan … ve…’ı kapsayacak biçim de hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile bozulmuştur. Bozma sonrası mahkemece, bozma kararına uyularak davalılar …. ve…aleyhine açılan davanın davadan önce ölü olmaları nedeniyle husumetten reddine …, … … ve …’in tapu kaydında hissedar olmamaları nedeniyle aleyhlerine açılan davanın reddine diğer davalılar aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Mahkemece uyulan Dairemizin bozma ilamında,”….yargılama sırasında, dava açılmadan önce vefat eden …mirasçısı … ile … mirasçıları,…, … … ve …’in davaya dahil edilmiş oldukları belirtilerek, bu kişilerin davaya dahil edilmesi veya ıslah yoluyla davaya devam edilmesi mümkün olmadıgı gibi adı geçenler adına tapuda oluşmuş bir tescil de mevcut olmadığından bu durumda mahkemece, adı geçenler hakkında öncelikle açılmış usulüne uygun bir dava bulunmadığı gözetilmeksizin karar başlığında davalı gösterilmesi ve sonra da haklarında açılmış usulüne uygun bir dava bulunmayan ve tapuda hissedar olmayan …, …, … … Doğrusöyler ve …’i de kapsayacak biçimde ve HUMK’nun 389. maddesine aykırı olarak, isimleri ve hisseleri tek tek sayılmaksızın davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptaline karar verilmiş olması doğru gorülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına” karar verilmiştir. Mahkemece bu bozma kararına uyulduğu halde, adı geçen davalıların karar başlığında gösterilmiş olması, haklarında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı belirtilmiş olmasına rağmen bu kişiler hakkında “tapu kaydında hissedar olmamaları nedeniyle aleyhlerine açılan davanın reddine”şeklinde hüküm kurulması ve vekalet ücreti takdiri doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıran taraflara iadesine, 24.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.