Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/14110 E. 2011/15494 K. 14.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14110
KARAR NO : 2011/15494
KARAR TARİHİ : 14.12.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.08.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak özel siciline kayıt istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydının iptali ile mera olarak özel siciline kaydı istemiyle açılmıştır.
Davalılar, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalıların murisi adına kayıtlı 159 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile yaylak vasfı ile özel siciline tesciline, yayla evinin beyanlar hanesine muhdesat olarak kaydedilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ve davalılar temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalıların temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere, Eşya Hukukunda “muhdesat” kavramından bir arazi üzerinde arz malikinden başkasına veya yalnızca bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlaşılmalıdır. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı sadece şahsi bir haktır. Bu hakkın hukuki mahiyeti ve nasıl kullanılacağı ise TMK’nun 722, 724. ve 729. maddelerinde açıklanmıştır.

Bir kişi lehine muhdesatın tespitine ve bunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 19/2 maddesi olanak sağlamaktadır. Gerçekten, anılan hüküm uyarınca; “Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir.”
Bu şekilde bir belirtmenin yenilik doğrucu bir sonucu olmadığı, esasen var olan şahsi hakka aleniyet kazandıracağı ve sadece muhdesat sahibi lehine kanıt oluşturacağı kuşkusuzdur. Ne var ki, Kadastro Kanunu kural olarak kadastro bölge ve çalışma alanlarında, üzerinde çalışma yapılan taşınmazlara uygulanır. Anılan yasanın 33. maddesinde Kadastro Kanununun bazı hükümlerinin kadastro çalışma bölgeleri dışındaki genel hükümlere göre açılan davalarda da uygulanacağı kabul edilmiş ise de, uygulanacak hükümler yasanın 14, 15, 17, 18, 20. ve 21. maddeleriyle sınırlıdır. Değişik bir anlatımla, kadastrodan sonraki hukuki sebeplere dayanılarak genel mahkemelerde açılan davalarda, Kadastro Kanununun 19/2 maddesine dayanılarak muhdesat tespiti ve bunun kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi istenemez.
Böyle olunca, muhdesat belirtmesinin tapu siciline yansıtılmasına dair yerel mahkeme hükmü doğru değil ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK.nun 438/VII maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1). bentte yazılı nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının reddine, (2). bent uyarınca davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün “Taşınmaz üzerinde yer alan davalılara ait yayla evinin beyanlar hanesine muhdesat olarak kayıt edilmesine” ilişkin 2. bendinin hükümden çıkartılmak suretiyle DÜZELTİLMİŞ ve DEĞİŞTİRİLMİŞ bu biçimiyle ONANMASINA, 14.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.