Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/8799 E. 2011/10420 K. 30.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8799
KARAR NO : 2011/10420
KARAR TARİHİ : 30.06.2011

… vekili avukat … ile … vekili avukat … aralarındaki dava hakkında … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 22.6.2006 gün ve 6-174 sayılı hükmün Dairemizin 7.12.2011 tarih ve 2010/13207-2011/1670 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.

K A R A R
Davacı, davalıdan harici sözleşme ile daire satın aldığını ve karşılığında 10.000 TL kaparo verdiğini, tapuda devir yapılmadığını ileri sürerek ödediği 10.000 TL’nin tahsilini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce; “ Davalı’ 19.2.2010 tarihli dilekçesinde dairenin satış bedeli olarak 10.000 TL kaparo bedelini davacıdan aldığını kabul ettiğine göre bu parayı dava dışı şirket yetkilisi olarak şirket adına aldığını ispat yükü davalıdadır. Davalı, bu savunmasını ispatlayamamıştır. Davanın kabulü gerekirken, yazılı şekilde husumetten reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.^” gerekçesiyle bozulmuştur. Davacı eldeki bu davasında davalıdan harici sözleşme ile daire satın aldığını ve kaparo ödediği halde dairenin verilmediğini, kaparonun da ödenmediğini ileri sürmüş, davalı ise, Davacı’nın dava dışı şirket tarafından yapılan binadan dubleks bir daire satın almak istediğini, şirket yetkililerine verilen talimat üzerine Davacının 8 nolu dubleks daireyi beğendiğini, sonuçta davacını daire maliki olan şirkete 10.000 TL kaparo verdiğini, bakiye satış bedelinin ödenmemesi nedeniyle devrin gerçekleşmediğini ve taşınmazın halen şirketin üzerinde olduğunu, bu sebeple davada kendisine husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürmüştür. Davacı Vekili delil olarak sadece yemin deliline dayanmıştır. Davalı tarafın bedelin şahsen alındığına dair bir kabulü bulunmamaktadır. Öyle olunca, ispat yükü Davacıda olup,
davacı tarafından Davalıya yöneltilen yeminin eda ettirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, davanın husumetten reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirir. Ne varki, bu sebeple kararın bozulması gerekirken, zuhulen ispat yükünün davalıda olduğu ve davalının savunmasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle kararın bozulduğu anlaşılmış olup, davalı yanın karar düzeltme istemini kabulü ile Dairemizin 7.2.2011 gün ve 2010/13207 esas ve 201///1670 karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ; yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 7.2.2011 gün ve 2010/13207 esas ve 201///1670 karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak mahkeme kararının açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.