Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/5323 E. 2011/15442 K. 26.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5323
KARAR NO : 2011/15442
KARAR TARİHİ : 26.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, 19.03.2007 tarihinde işyerine gittiğini ve ceketini askıya astığını, akşam 18.30 sıralarında davalı banka tarafından cep telefonondan arandığını ve kredi kartının kullanıldığının bildirilmesi üzerine cüzdanını aradığında bulamadığının, ceza yargılaması halen devam eden dava dışı sanık … ‘ ın dükkanına girerek kredi kartlarının ve kimliğinin bulunduğu cüzdanını çalarak doğum tarihi olarak belirlediği şifresini bularak 4.241.00.TL’ lık işlem yapıldığını sonradan öğrendiğini, davalı banka tarafından işlemlerde şifre kullanılması nedeniyle borcu ödemesinin istendiğini, kanun gereğince bu borçtan sadece 150.00.TL’ lık bölümünden sorumlu olduğunu belirterek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini yargılama sırasında bu olay nedeniyle kredi kartı borcu yönünden ödediği 4.000.00.TL’ nın istirdadını istemiştir.
Davalı banka, davacının ihbarını müteakip kartın kullanıma kapatıldığını, 5464 Sayılı Kanun’un 16. maddesine göre davacının banka kartını korumak ve muhafaza etmekte dikkat ve özen göstermediğini, kredi kartı işlemlerinin şifre kullanılarak yapıldığını, bu itibarla tüm kusurun davacı da olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı banka tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yukarıda kısaca özetlendiği gibi, dava, davacıya ait banka kartının çalınması ve haksız kullanımı nedeniyle tazminata ilişkindir. 5464 Sayılı Kanunun 16.maddesinde, 2011/5323-15442
Banka kartları ve şifrelerinin özenle korunması, bilgilerinin saklanması hususunda kart sahiplerine görev ve sorumluluk yüklenmiştir. Dosya kapsamı itibariyle dava konusu banka kredi kartı ile gerçekleştirilen işlemlerinin “şifre” girilerek yapıldığı belirtilmiştir. Haksız olarak elde edilen banka kartının kullanımı aynı zamanda kart şifresinin de bilinmesi ile mümkündür. Kart hamili şifrenin muhafazasından ve güvenliğinden sorumludur. Şifreyi seçerken kolay bulunan, örneğin kimlik bilgileri içinde yer alan rakamların seçilmemesinin gerektiği günümüzde bilinen bir gerçektir. Davacının kredi kartının şifresinin doğum tarihi olarak belirlenmesi nedeniyle kısa sürede ulaşılmış olması, şifrenin güvenli bir şekilde seçilmediğini ya da muhafaza edilmediğini göstermektedir. Hal böyle olunca davacının olayda ağır kusurunun olduğu ve 5464 sayılı yasanın 12. maddesinden yararlanamayacağı ortaya çıkmaktadır. Bu durumda, kartın hukuka aykırı kullanımında ağır kusuru olan davacının, kartın alıkonulduğu ihbarı yapılana kadar olan harcamalardan sorumluluğu bulunmaktadır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ve yanlış değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 19.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.