YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10027
KARAR NO : 2011/11050
KARAR TARİHİ : 05.07.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı eşinin, 1/2 oranında hissedar oldukları taşınmazın satılması için davalı emlakçı ile sözleşme imzaladığını, sözleşmede imzası olmadığı halde, davalı tarafından eşi ve kendisi hakkında, satılan taşınmaza ilişkin komisyon ücretinin tahsili için takip başlatıldığını, takip konusu borcu itirazi kayıtla ödemek zorunda kaldıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, %40 inkar tazminatının ve 2.500,00 TL manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının eşiyle 17.3.2008 tarihli sözleşmenin imzalandığını, aracılık yapılması istenilen taşınmazda davacının da 1/2 oranında malik olduğunu, taşınmazın tamamının satılmış olması nedeniyle, takip konusu alacaktan davacının da sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının sözleşmede imzası bulunmadığından, sözleşmeden sorumlu tutulamayacağı belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, davacının davalıya 10.846,25 TL borçlu olmadığının tespitine, borçlu olmadığı halde hakkında takip yapılan davacının kişilik haklarının zarar gördüğü ve davalının da takipte kötüniyetli olduğu benimsenerek, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 1.000,00 TL manevi tazminatın ve %40 inkar tazminatı olan 4.338,40 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir
2-Borçlar Kanununun 49. maddesine göre kişilik hakları haksız saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir. Aynı Kanunun
98. maddesi delaletiyle sözleşmeye aykırılık halinde de 49. maddenin uygulanacağı tartışmasızdır. Kişinin onuru, saygınlığı gibi kişilik haklarını oluşturan değerlere ve Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlere saldırı halinde manevi bir zarar, başka bir ifade ile kişilik hak ve değerlerinde irade dışında gerçekleşen bir eksilmeden söz edilir. Anılan yasa hükmüne göre koruma altına alınan bu haklar, kişisel varlıkların korunması için bireylere tanınan hayat, sıhhat, ad, şeref, mesleki ve ticari haysiyet gibi çok önemli, kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklardır. Dava konusu olayda, davalı emlakçı tarafından, davacının da 1/2 oranda maliki olduğu taşınmazın satılması konusunda, davacının eşiyle imzalanan aracılık sözleşmesine dayanılarak, davacının da sorumlu olduğu düşüncesiyle, gerek davacı gerekse eşi hakkında takip yapılmış olup, sadece icra takibi yapılmış olması, kişilik haklarının zarar gördüğünün, dolayısıyla manevi tazminatın koşullarının oluştuğunun kabulü için yeterli değildir. İcra takip dosyası, … bu dosya içinde bulunmadığından, davacının evi veya işyerinde fiili haciz yapılıp yapılmadığı ise dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. O halde mahkemece manevi tazminata ilişkin talep konusunda, takip dosyası getirtilip incelenmek suretiyle, davacının fiili hacze maruz kalıp kalmadığı, somut olayda manevi tazminatın koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-İcra İflas Kanununun 72. maddesinin 5. fıkrası gereğince menfi tespit davasında alacaklının inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan icra takibinin haksız ve kötüniyetle yapılmış olması gereklidir. Dava konusu olayda davalı alacaklının, takipte kötüniyetli olduğu, davacıyı zarara uğratmak kastıyla hareket ettiği ispat edilemediğine göre, davacının inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalının inkar tazminatına mahkum edilmiş olması da, ayrıca usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen hükmün, 2. ve 3. bentler gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 159,90 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.