YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3954
KARAR NO : 2011/14623
KARAR TARİHİ : 18.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, sol gözündeki görme zayıflığı nedeniyle davalı kliniğe müracaat ettiğini, diğer davalı doktor tarafından sol gözünün 4 defa ameliyat edildiğini, ancak hatalı davranışlar nedeniyle sol gözünün görme yeteneğini kaybettiğini ileri sürerek 5000 TL maddi, 30.000 Tl manevi tazminatın tahsilini istemiştir.
Davalılar, davacının sol gözünden daha önce başka bir hastahanede operasyon geçirdiğini, olayda kusurlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, alınan Adli Tıp Kurumu raporu benimsenmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, davalı klinikte diğer davalı doktor tarafından çeşitli operasyonlara tabi tutulduğu ve ancak davacının … bulmadığı ve sol gözünün görme yeteneğini kaybettiği hususu ihtilafsız olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının tedavisi sırasında davalıların kusurlu davranıp davranmadıkları hususundadır.
Taraflar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesi olup, dava davalı doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan Özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır. Vekil, … görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil, bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu genel 2011/3954-14623
olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktorun meslek alanı içinde olan hafif dahi olsa bütün kusurları sorumluluğun unsurları olarak kabul edilmelidir. Doktor ufak tereddüt gösteren durumlarda bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada koruyucu tedbirler almak zorundadır. Tedavi esnasında titiz bir özen göstermeyen vekil vekalet görevini gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.
Mahkemece, alınan Adli Tıp kurumu raporunda olayların gelişimi yazıldıktan sonra, soyut bir fiadeyle, sol gözdeki değişikliklerin ve görme kaybının retina dekolman cerrahisinin komplikasyonu olduğu bildirilmesine rağmen, bu komplikasyonların neler olduğu, davacının gözündeki hastalığın tedavisinde kullanılabilecek başka bir yöntem olup olmadığı, davacının daha önceki bir aşamada daha gelişmiş bir hastahaneye sevk edilmesi halinde sonucun daha farklı olup olmayacağı üzerinde durulmamaştır. Rapor bu haliyle yetersiz olup, hükme esas alınması olanaklı değildir. Bu itibarla mahkemece konusunda uzman Üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulundan taraf, mahkeme, ve Yargıtay denetimine elverişli açıklayıcı ve gerekçeli rapor alınarak hasıl olacak sonucu uygun bir karar verilmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönleri gözardı ederek eksik incelemeyle yazılı şekilde karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 18.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.