YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/470
KARAR NO : 2011/2109
KARAR TARİHİ : 22.02.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 11.05.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı 513 ve 1869 parsel sayılı taşınmazların maliki … temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince;
Davacı 512 parsel sayılı taşınmazın maliki olup, “nispi geçit ihtiyacı” içinde olduğundan bahisle 513,1869 ve 1871 parsel sayılı taşınmaz maliklerini davalı göstermiştir.
Mahkemece, teknik bilirkişilerin dosya içerisinde bulunan 09.04.2010 tarihli raporlarına ekli 1 nolu krokide …, mavi, kırmızı renkle gösterilen 68,97m2 yerde davacıya ait 512 parsel sayılı taşınmaz lehine, 1869 parsel sayılı taşınmazda geçit tesisine karar verilmiştir.
Bilirkişinin 09.04.2010 tarihli raporunun ekindeki krokiden davacı taşınmazının kadastrol yola cepheli olduğu kısaca taşınmazın genel yola bağlantısının bulunduğu görülmektedir. Ancak, davacı mevcut yolun ihtiyaçlarına cevap vermediğini ileri sürmektedir. Bilirkişi görüşü de bu doğrultudadır. O yüzden 512 parsel sayılı taşınmazın nispi geçit ihtiyacı içinde bulunduğu kabul edilmelidir. Bu gibi ihtiyaç içerisinde bulunan parsellerin yoluna mevcut yolun genişliği dikkate alınarak ihtiyaca cevap verecek miktarda ilaveler yapılması ve ihtiyacın bu şekilde giderilmesi gerekir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, birinci alternatif olarak ve 1 no’lu krokide gösterildiği şekilde araç geçişine uygun olmayan patika yolun, 513 parsel sayılı taşınmaz sınırından 9,10m2 kırmızı renkli yer ve 1869 parsel sınırından50,42m2 mavi renkli yerde geçit hakkı tesis edilmesi belirtilmiştir. Yine aynı bilirkişi raporu ile de davalı 1871 sayılı parselin söz konusu patika yola … renkle gösterilen kısımda 9,45m2 tecavüzlü olduğu saptanmıştır. Her ne kadar hükümde bilirkişi raporunda 1 no’lu krokide gösterildiği gibi geçit tesisine karar verilmiş ise de; hükmün birinci bendinin yazımında yalnızca 1869 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit tesis edileceği, ayrıca 1 no’lu krokide … renkle gösterilen ve paftada yol olduğu halde 1871 parsel sayılı taşınmaz maliklerince tecavüz edilen 9,45m2 yerden de geçit tesis edileceğinin belirtilmesi ve krokide geçit güzergahı 513parsel sayılı taşınmazı da içerdiği halde bu parsel üzerinde geçit irtifakı kurulacağının belirtilmediği görülmektedir.
Mahkemece bilirkişi raporunda 1 no’lu krokide işaretli yerden geçit tesisi yolundaki mahkeme takdirinde bir isabetsizlik yok ise de; geçit için öngörülen kırmızı ve mavi renkle taralı bölümün gerek yararlanacak taşınmazlar gerekse yükümlendirilen taşınmaz bakımından ileride yeni bir uyuşmazlığa konu olmayacak biçimde belirgin ve ölçekli hale getirilmesi gerekir. Mevcut patika yolun da genişliği teknik aletler ile ölçülüp belirlenerek azami 3 metre genişliğe ulaştırılması halinde 1869 ve 513 sayılı parsellerin sınırı boyunca ne kadar genişliklerde geçit tesis edileceği aynı nitelikli ölçekle belirlenip hükümde de gösterilmesi ve sonuç olarak infazda tereddüde sebebiyet verilmeyecek şekilde hüküm kurulması gerekir.
Paftasında yol olarak gösterilen kısımdan geçit tesis edilmesi ve bilirkişi raporu ile çelişki oluşturacak şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’un yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 22.2.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.