YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9951
KARAR NO : 2022/822
KARAR TARİHİ : 07.02.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL, TENKİS
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davasında yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmekle; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakan babaları …’nin 465 ve 743 parsel sayılı taşınmazlarını 17/04/1996 tarihinde, 721 ve 363 parsel sayılı taşınmazlarını ise 17/12/1997 tarihinde mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak doğrudan ikinci eşi olan davalıya devrettiğini, 550 ve 632 parsel sayılı taşınmazlarını ise yine 17/12/1997 tarihinde dava dışı … …’a, …’ın da 27/03/2014 tarihinde satış göstermek suretiyle davalıya devrettiğini, temliklerin muvazaalı olduğunu, dava dışı ara malik …’a temlik edilen taşınmazların ölünceye kadar mirasbırakanın tasarrufunda bulunduğunu, mirasbırakanın taşınmazlarını satma ihtiyacı olmadığı gibi davalının da alım gücü bulunmadığını ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişler, aşamada ibraz edilen ıslah dilekçesi ile; anılan taleplerini kısmen ıslah ederek kademelendirdiklerini, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil talepleri yerinde görülmez ise BK 19.’uncu maddesine göre genel muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı, mirasbırakanın yaşı itibariyle kendisinden doğan çocuklarından daha önce vefat edeceğini öngördüğünü ve geride bıraktığı evlatlarına maddi bir destek sağlamak amacıyla hareket ettiğini, bedelsiz devrin tek başına iptal nedeni olmadığını, mirasbırakanın iradesinin mehir-evlilik başlangıcında verilen bir hediye manasında olduğunu, dava dışı … …’a temlik edilen taşınmazlar yönünden ise …’ın taşınmazları alım gücü bulunduğunu belirterek, aşamadaki beyanında bu taşınmazların dava dışı …’dan satın alındığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18/05/2016 tarihli ve 2014/465 E., 2016/302 K. sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazların satış gösterilmekle birlikte para alınmaksızın davalıya devredildiği, semenin mutlaka para olmasının şart olmayıp belirli bir hizmet veya emek de olabileceği, dava konusu 465, 743 ve 721 parsel sayılı taşınmazlar bakımından mirasbırakanın amacının mirasçılardan mal kaçırma olmadığı, 465 ve 743 parsel sayılı taşınmazları kendisinden yaşça küçük olmasına rağmen evlenmeyi kabul eden davalıya mehir olarak verdiği, 721 parsel sayılı taşınmazı ise ölümünden sonra, ikinci eşi olan davalının ve davalıdan olan çocuklarının ortada kalmamaları için devrettiği, temliklerin makul karşılanabilecek sınırda olduğu, bakılıp gözetilmiş olma, yeniden bir aile kurma duygusundan kaynaklanan minnet, davalı ve müşterek çocuklarının geleceğini güvence altına alma nedeniyle yapıldığı gerekçesiyle bu parseller yönünden tapu iptali ve tescil talebinin reddine, hakdüşürücü sürenin dolması nedeniyle anılan parseller bakımından tenkis talebinin de reddine, dava konusu diğer parseller bakımından temliklerin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
2.1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu 363, 550 ve 632 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğunu ve bu parseller yönünden kararın onanmasını, ancak 465, 743 ve 721 parsel sayılı taşınmazlar bakımından davanın reddinin ve mahkeme gerekçesinin, dosya içeriğine, usule ve hukuka aykırı olduğunu, temliklerin bedelsiz/bağış olduğunun ve mal kaçırma amacı bulunduğunun ikrar edildiğini, davalının mehire yönelik savunmasının hükümsüz olduğunu, ispatlanmadığını, dinlenme olanağı bulunmadığını, genel muvazaa (BK madde 19) taleplerinin değerlendirilmemesinin/kabul edilmemesinin, tenkis isteğinin reddine karar verilmesinin de hatalı olduğunu bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla, dava konusu 465, 743 ve 721 parsel sayılı taşınmazlar bakımından davanın reddine dair verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların tamamının mirasbırakanın sağlığında damadı … tarafından kullanıldığını ve ölümünden sonra da İrfan tarafından kullanılmaya devam edildiğini, İrfan ile davacı …’in gayriresmi birlikte olduklarını, İrfan’ın bu davayı açtırmakta menfaati bulunduğunu, dava konusu taşınmazların mehir olarak davalıya devredildiğini, mirasbırakanın amacının mal kaçırma olmayıp, davalıyı ve doğacak çocuklarını korumak olduğunu, 721 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunun evin mirasbırakan ve davalı tarafından birlikte yaptırıldığını bildirmiş ve önceki beyanlarını tekrarla; kararın 465, 743 ve 721 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine dair bölümünün onanmasını, dava konusu 363, 550 ve 632 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne ilişkin verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde BK 19 . maddesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
Uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu’nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Somut olayda; muris muvazası hukuki nedenine dayanıldığından 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı esas alınmalıdır.
3.3.2. Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; 1943 doğumlu mirasbırakan …’nin 17/07/2014 tarihinde ölümü ile geride mirasçıları olarak, ilk eşinden olan davacı kızı …, gayriresmi birlikteliği olan …’dan doğan çocuğu davacı … ve ikinci eşi davalı … ile ilk eşinden olan dava dışı cocukları …; davalı …’dan olan dava dışı çocukları …, … ve …’nın kaldıkları, mirasbırakan İlyas’ın çekişme konusu 743 parsel sayılı taşınmazını 17/04/1996 tarihinde 576 yevmiye numaralı işlemle satış suretiyle, 465 parsel sayılı taşınmazını ise yine aynı tarihte 577 yevmiye numaralı işlemle ölünceye kadar bakma akdi ile davalıya devrettiği, dava konusu 721, 363, 550 ve 632 parsel sayılı taşınmazlarını ise 17/12/1997 tarihinde satış suretiyle; 721 ve 363 sayılı parselleri davalı …’a, 550 ve 632 sayılı parselleri ise dava dışı … …’a devrettiği, dava dışı …’ın da 27/03/2014 tarihinde anılan parselleri yine satış suretiyle davalı …’a devrettiği anlaşılmaktadır.
3.3.3.Mirasbırakanın taşınmazlarının büyük çoğunluğunu satış ve ara malik kullanmak suretiyle ikinci eşi olan davalı …’a devrettiği, dava dışı …’a temlik edilen taşınmazları mirasbırakanın kullanmaya devam ettiği, hala mirasbırakan adına kayıtlı taşınmazlar bulunmakla birlikte, devrettiği taşınmazlarla kıyaslandığında, dava konusu taşınmazların mehir amacıyla verildiğinin kabulünün mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Ne var ki; 465 parsel sayılı taşınmazın ölünceye kadar bakma akdi ile devredilmiş olması ve değeri nazara alındığında, dava konusu 465 parsel sayılı taşınmaz yönünden mirasbırakanın mal kaçırma amacından söz edilemeyeceği de gözetilmek suretiyle; dava konusu 743 ve 721 parsel sayılı taşınmazlar bakımından da kabul hükmü kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
3.3.4.Kabule göre de; davacıların miras payı oranında davacılar adına iptal-tescil kararı verilip, kalan payın davalı üzerinde bırakılması gerekirken, davalı adına da yeniden tescile karar verilmesi doğru değildir.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davalının yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine, davacıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, (3.3.) numaralı paragrafda açıklanan sebeplerle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harçların temyiz edenlere geri verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.