Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/3890 E. 2011/5103 K. 18.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3890
KARAR NO : 2011/5103
KARAR TARİHİ : 18.04.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.12.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 116 parsel sayılı taşınmaz lehine davalı 5, 6 ve 7 sayılı parselden geçit hakkı tesisini istemiştir.
Davalı, 5 sayılı parselin müşterek paydaşı davacı kardeşi ile birlikte malik oldukları 5 sayılı parsel yönünden davayı kabul etmiştir.
Davalı, 6 sayılı parsel maliki taşınmazının yüzölçümünün 726 m2 olduğunu, geçit verilmesi halinde cephesinin daralacağını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, 116 sayılı parsel lehine davalı 5 ve 6 sayılı parsellerden geçit tesisine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılardan 6 sayılı parselin maliki … vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçit hakkı tesisi isteğine ilişkindir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Görev hususu ve usulüne uygun taraf teşkili yerine getirilmelidir. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Davacı, 116 parsel sayılı taşınmazın yola cephesinin bulunmadığı, geçit ihtiyacında olduğu açıktır. Geçit tesisi davalarında tarafların dava konusu üzerindeki tasarruf yetkileri kısıtlıdır. İhtiyaç karşılanırken davacıya en yararlı
ve en az masraflı olacak yerden değil, geçit hakkı vermekle yükümlü en az zarar görecek taşınmazdan verilmesi gerekir. Geçit davasında amaç genel yola bağlantısı olmayan taşınmazları genel yola kesintisiz olarak bağlamaktır. Güneydeki kuru dereden geçecek şekilde geçit kurulmuş olması kesintisizlik ilkesinin ihlali niteliğindedir. Bu nedenle davacı parselin batısındaki dava dışı 122, 123 ve 124 sayılı parsellerden batıdaki kadastro yoluna ulaşacak şekilde geçit kurulup kurulamayacağı yukarıda belirtilen ilkelere uygun inceleme ve araştırma yapılarak neticesine göre bir karar verilmelidir. Açıklanan nedenle karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; aleyhine geçit kurulan 6 no’lu parselin yüzölçümünün az olması ve eninin de dar olması nedeniyle bu parselden geçit kurulması halinde ekonomik olarak büyük zarar göreceği açıktır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 18.04.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, 116 parsel sayılı taşınmazı yararına, tapuda davalılar adına kayıtlı 5, 6 ve 7 sayılı parsellerden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Üzerinden geçit kurulması istenen taşınmazlardan 5 sayılı parselde davacı … ile davalılardan … 1/2 şer paylı maliktir. Davalılardan … 5 sayılı parselin 1/2 paylı maliki sıfatı ile bu parsel yönünden davayı kabul etmiştir.
Davalılardan 6 sayılı parselin maliki davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, 116 sayılı parsel yararına, 5 ve 6 sayılı parsellerden geçit tesisine karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki 03.09.2010 tarihli keşif zaptında mahalli bilirkişi …; 116 sayılı parsel ile güneydeki 6, 7 ve 8 sayılı parseller arasında krokide dere olarak gösterilen yerde gerçekte bir dere mevcut olmadığını, sadece kışın … çok yağışlı olduğunda akıntı oluştuğunu, bu akıntının insanların araçla geçmesine engel olacak derinlikte olmadığını, yaz mevsiminde de akıntının kalmadığını imzalı olarak beyan etmiştir.
Yine dosya içerisindeki inşaat mühendisi bilirkişi …’ın 20.09.2010 tarihli raporunda; 116 sayılı parsel ile güneyindeki 5, 6 ve 7 sayılı parseller arasındaki kuru derenin 80 cm genişliğinde ve 30 cm derinliğinde olduğu, buradan araçla geçiş için köprü yapılmasına dahi gerek bulunmadığı, mahalli bilirkişinin ifadelerine göre yağışlı havalarda 50 cm çapında beton büz konularak buradan geçişin mümkün olacağı belirtilmiştir.
Dairemizin çoğunluğunca, kurulacak geçitin güneydeki kuru dere üzerinden geçirilmesinin kesintisizlik ilkesini ihlal edileceğinden bahisle buradan geçit kurulamayacağı, batıdaki dava dışı 122, 123 ve 124 sayılı parsellerden geçit kurulmasının mümkün olup olmadığının araştırılması gerektiği yönünde bozma yapılmıştır.
Dairemizin çoğunluğu ile aramızdaki uyuşmazlık; 116 sayılı parsel yararına, aradaki dere üzerinden geçecek şekilde, güneyindeki 5 ve 6 veya 7, 8, 9 ve 14 sayılı parseller üzerinden güneydeki genel yola ulaşacak şekilde geçit kurulmasının mümkün olup olmadığı, belirtilen yerlerden geçit kurulması halinde veya mahkemece kurulan geçit nedeniyle geçit davalarında uygulanan kesintisizlik ilkesinin ihlal edilip edilmediği hususlarına ilişkindir.
Kesintisizlik ilkesini öncelikle; yarına geçit kurulması istenen taşınmaz ile bağlantı kurulması istenen genel yol arasındaki geçit güzergahında çok sayıda taşınmaz mevcut olması halinde bu taşınmazların bir veya birkaçından geçit kurulmaması, tapu siciline yapılan kayıt itibariyle de genel yola ulaşımın tam olarak sağlanamaması olarak nitelendirmek gerekir.
Diğer taraftan, ülkemizdeki arazilerde dere, çay vs. gibi doğal olarak akan su kaynaklarının yanında arazilerin sulanabilmesi için insan eliyle açılan ark, hendek, sulama kanalı, drenaj kanalları gibi çok sayıda yapay sulama amaçlı su yolları da bulunmaktadır. Dere dışındakiler eldeki davanın konusu olmamakla birlikte çekişme bir ilkeye taalluk ettiğinden, kesintisizlik ilkesini değerlendirirken gerek doğal gerekse yapay tüm bu su yolları üzerinden geçit kurulup kurulamayacağı hususu da birlikte değerlendirilmelidir. Örneğin, geçit kurulması gereken güzergah üzerinde 30 cm genişlikte bir ark, 1 m. genişlikte bir hendek veya 2 m. genişlikte bir su kanalı mevcut olduğu takdirde yine kesintisizlik ilkesinin ihlal edilmiş olacağı gerekçesiyle geçit kurulamayacağına mı hükmedilecektir? Bu tür su yolu geçişlerinin dosya içerisindeki 20.09.2010 tarihli inşaat mühendisi bilirkişi …’ın raporunda belirtildiği gibi suyun doğal akışını hiçbir şekilde etkilemeyecek hazır olarak satılan çeşitli ebatlardaki basit betonarme bir “büz” ile dahi sağlanması mümkündür. Çünkü Doğal olarak üzerinde su yolu bulunmayan arazi olmaz, sulama yapılmadığı takdirde arazilerde tarım yapılamaz. Çoğunluk görüşünde bu hususlarda bir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu sebeple uygulamada böyle durumlarda Dairemizce geçit güzergahı üzerinde su yolu ile karşılaşıldığında “geçit isteyen davacının bu su yolu üzerinden kendi imkanları ile köprü kurmak suretiyle geçebileceği, geçit talebinde bulunurken zaten bu durumu kabullendiği farzedilerek” bu durumun kesintisizlik ilkesini zedelemediği öngörülmektedir.
Ayrıca temyize konu kararda; dere ile ilgili olarak herhangi bir hüküm kurulmadığı gibi, dere kimse yararına özgülenmiş değildir. Dolayısıyla, mahkemece kurulan geçit ile geçit davalarında uygulanan kesintisizlik ilkesi ihlal edilmiş değildir. Sadece taşınmazı yararına geçit kurulan davacının da başkaları gibi bu dere üzerinden köprü yapmak suretiyle ulaşım sağlayabileceği öngörülmüştür. Aşkın kullanım söz konusu olduğu takdirde zarar gören ilgili kişi veya kurumlarca geçit sahibi aleyhine her zaman hukuki yollara başvurulabileceği de aşikardır.
Dairemizin uzun yıllardır devam eden yerleşik uygulaması da bu doğrultudadır. Emsal kararlarda; “….davacı dere üzerine masraflarını karşılayarak köprü yapmayı kabul ettiğine göre bu seçenek üzerinden değerlendirme yapılarak geçit tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir (HGK 09.06.l999 1999/14-490-499)” denilmek suretiyle dere üzerinden geçit kurulabileceği Yargıtay HGK’nun denetiminden de geçmek suretiyle kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin 116 sayılı parsel yararına, güneyindeki 5 ve 6 sayılı parseller üzerinden geçit kurulmasına ilişkin kararı yerinde olduğu, bu seçenek uygun görülmediği takdirde 116 sayılı parsel yararına 7, 8, 9, 13 ve 14 sayılı parseller üzerinden güneydeki 12 ve 13 sayılı parseller arasındaki çıkmaz yoldan genel yola ulaşacak şekilde en uygun güzergahtan geçit kurulması yönünde bozma yapılması gerektiği, mahkemece kurulan geçit nedeniyle veya belirtmiş olduğum diğer seçenekler üzerinden geçit kurulması halinde geçit davalarında uygulanan kesintisizlik ilkesinin ihlal edilmiş olmayacağı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum.