Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/14601 E. 2011/2329 K. 24.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14601
KARAR NO : 2011/2329
KARAR TARİHİ : 24.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.03.2003 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi (muarazanın önlenmesi) istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … vekili dava dilekçesinde, halen davalı … Başkanlığının mahallesi olan eski Çardaklı Köyü ile komşu olduklarını, aralarındaki mülki sınırın idari yargı kararı ile kesinleştiğini, buna rağmen davalı belediyenin idari sınır ihlal ederek köylerine ait yerlere elektrik direkleri dikerek ve imar planı uygulaması yaparak müdahalede bulunduğunu ileri sürerek, çıkarılan muarazanın önlenmesini dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne, davalı belediyenin müdahalesi nedeniyle muarazanın önlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinde idari dava türleri ve idari yargı yetkisi açıkça düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı açılan tam yargı davaları ve idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan anlaşmazlıklara ilişkin davalar olarak gösterilmiştir.
Dosya kapsamına ve toplanan delillere göre; davacı ve davalı köyler arasındaki mülki sınırın tespit edilerek idari yargı kararı ile kesinleştiği, ancak bu sınıra uymayan davalının, davacı belediyenin sınırları içerisinde kalan yerlerde elektrik direkleri dikerek, vergi tahsiline karar vererek ve imar uygulamaları yapmak suretiyle idari tasarruflarda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Dava, mülkiyet veya yararlanma hakkına dayalı elatmanın önlenmesi istemine ilişkin değildir. Davacı belediyenin asıl amacı, bu idari tasarrufları iptal ettirmektir. Bu tür davaların adli yargıda değil, idari yargıda görülmesi gerekir. Mahkemece, davanın yargı yolu bakımından reddi gerekirken, yazılı şekilde kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 24.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.