YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/853
KARAR NO : 2011/2283
KARAR TARİHİ : 24.02.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.05.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine bozma ilamına da uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 33 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek davalıya ait 1796 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı taşınmazı yararına, 1796 parsel sayılı taşınmaz üzerinden fen bilirkişi raporunda mavi renkle taralı olarak gösterilen yerden 123,05 m2 kısımdan 3 metre genişlikte geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş, hükmün davalı tarafından temyizi üzerine yerel mahkeme kararı Dairemizce, geçit tesis edilen 2 numaralı güzergahın 1796 parsel sayılı taşınmazın kullanım bütünlüğünü bozduğu, bilirkişi raporunda aynı taşınmaz üzerindeki 1 numaralı güzergahtan geçit tesis edilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 1 numaralı güzergahtan geçit hakkı tesis edilebilmesi için zeminde bulunan şev üzerinde iş makinaları ile çalışma yapılması gerektiği, 2 numaralı güzergahın fiilen de yol olarak kullanıldığı belirtilerek yeniden 2 numaralı güzergah üzerinden geçit hakkı tesis edilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava, geçit hakkı tesisi istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Somut olayda; davacı taşınmazının yol ihtiyacının bulunduğu sabittir. Ancak bu ihtiyacın karşılanması için davalıya ait 1796 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı tesis edilmiştir. Yukarıda açıklanan bozma ilamımızda geçit tesis edilen yerin taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulması nedeniyle alternatif güzergahın tercih edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak mahkeme, 1 numaralı güzergah olan bu yerin arazi yapısının bozuk olması nedeniyle iş makinası ile düzeltilmesi gerekeceğini belirterek daha kısa olan ve taşınmazın kullanım bütünlüğünü bozmayan bu yolu tercih etmemiştir. Yukarıda da açıklandığı gibi fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gözetilerek komşunun yararına geçit tesis edilecek taşınmaz malikinden daha ağır bir külfete katlanması beklenemez. Mahkemece bu ilke doğrultusunda taraflara yüklenecek külfeti belirleyen bir inceleme yapılmamıştır. Şöyle ki;
Bilirkişi raporunda 1 numaralı güzergah olarak gösterilen 14.92 m2’lik alanın geçişe uygun yol haline getirilebilmesi için davacının katlanacağı külfet belirlenmemiştir. Arazideki bozukluğun giderilmesi için iş makinasının çalışma maliyetinin belirlenmesi, bu maliyet ve geçit bedelinin miktarı, davalı taşınmazının kullanım bütünlüğünün bozulmasına nazaran çok ağır bir külfeti gerektiriyorsa bu durumda komşu davalının taşınmazının kullanım bütünlüğünün bozulmasına katlanması beklenmelidir. Aksi takdirde daha önce bozma ilamında da belirttiğimiz gibi geçit için 1 numaralı güzergah tercih edilmelidir. Tüm bu hususlar gözetilmeden eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 24.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.