Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2013/6529 E. 2013/13976 K. 28.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6529
KARAR NO : 2013/13976
KARAR TARİHİ : 28.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacıların kızı, kardeşi ve torunu olan 9 yaşındaki …’in 11/03/2004 tarihinde bademcik ameliyatı için davalı Özel Alibeyköy Hastanesine yatırıldığını, aynı gün hastanenin yöneticisi ve çalışanları olan davalılar tarafından ameliyat öncesi ölüm neticesinin gerçekleşebileceğinin öngörülmesine rağmen haksız ve hukuka aykırı eylem ve ihmalleri sonucunda yapılan yanlış anestezi uygulaması nedeni ile bitkisel yaşama girdiğini ve yaklaşık 11 gün yoğun bakımda kaldığını ve Samatya SSK … Eğitim Hastanesinde yaşamını yitirdiğini bildirerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 60.000,00-TL maddi, her bir davacı için 100,000,00-TL olmak üzere 500.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 560.000,00-TL tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu ve itiraz üzerine Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun düzenlemiş olduğu raporlarda küçüğün ameliyat ve tedavisi sırasında yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu, davalı hekim ve hastanenin küçüğün ölümünde herhangi bir kusurlarının olmadığının tespit edildiği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Bir davada dayanılan maddi olguları hukuksal açıdan nitelendirmek ve uygulanacak yasa hükümlerini bulmak ve uygulamak HUMK’nın 76. maddesi gereği hakimin görevidir. Davacılar yanlış tedavi uygulanması sonucu zarara uğradıkları iddiası ile eldeki tazminat davasını açmışlardır. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır (BK m. 386-390). Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için
2013/6529-13976
gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (BK m. 321/1). O nedenle tedaviyii üstlenen hastane ve doktorların meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor ve hastane, hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da, koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri gözönünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınılarak, emin yol seçilmelidir. Gerçekten de müvekkil (hasta), mesleki bir … gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, BK’nun 394/1. maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranılmakla birlikte sonuç değişmemiş ise, doktor ve hastane sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olaya bakıldığında, dava davacıların kızlarının ameliyat sonrasında ölümü nedeni ile davalılar aleyhine açmış olduğu maddi ve manevi tazminat talebinden ibarettir. Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 31/12/2008 tarih 7112 sayılı raporu ile Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulunun 30226 sayı 13/01/2011 tarihli raporuna göre davacıların çocuğu …’in 11/03/2004 tarihinde gelişen bademcik iltihabı nedeni ile ameliyata alınmasında ameliyat endikasyonunun yerinde olduğu, tonsillektomi ameliyatı öncesi çocuk doktoru ve anestezi uzmanı tarafından konsülte edilmesi gerektiği, tıbbi belgelerde buna dair kayıt bulunmadığı, ancak 07/01/2004 tarihli ifade tutanağında muayenesinin yapıldığının belirtildiği, bunun mahkemece kabulü halinde akciger ve sistematik patalojisinin olmadığı, tetkiklerin yapıldığı ve anesteziye başlandığı, anestezi tekniği, anestezide kullanılan ilaçların ve dozların uygun olduğu, hastanın entübe edildiği, entübasyondan sonra cerrahinin başlandığı, 2-3 dakika sonra ventilasyonunun bozulduğu, oksijen saturasyonunun düştüğü, yapılan muayenede tüpün yerinde olduğunun tespit edildiği, bronkospazm saturasyonunun olduğunun düşünüldüğü ve buna yönelik Prednol-L yapıldığı, 3-4 dakika içinde Kronkospazmın çözüldüğü, oksijen saturasyonunun normale döndüğü, ameliyatın iptal edildiği ve anestezinin kesildiği, tansiyon ve solunumun normal olmasına rağmen şuurunun 45 dakika geçmesine rağmen açılmaması sonucu yoğun bakım ünitesine sevk edildiği göz önüne alındığında Özel Alibeyköy Hastanesinde yapılan işlemlerin usulüne uygun olduğu, Özel Alibeyköy Hastanesinden çıkışında şuurunun kapalı, ekstübe spontan solunumunda, tansiyonunun, nabzının olduğu, sadece şuurunun açılmadığı için yoğun bakıma gönderildiği, SSK … Hastanesine getirildiği, 11/03/2004
tarihli saat 15:50 deki muayenede şuurunun kapalı, kooperasyon kurulamadığı, uyaranlara fleksör yanıt verdiği, ajitasyonlarının mevcut, solunum sesleri kaba ve bol sekresyonun mevcut olduğu, tansiyon, nabız, ışık reaksiyonu alındığı dikkate alındığında hastanın sevki sırasında genel durumunda değişiklik olmadığı, Samatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yoğun bakıma yatırıldığı, gelişen enfeksiyonlara yönelik tedavisinin yapıldığı, yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu, adı geçen … kuruluşlarına ve tedavi eden hekimlere atf-ı kabil bir kusurun bulunmadığına oy birliği ile karar verildiği görülmüştür.
Diğer taraftan dava konusu olay nedeniyle … 48 Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/331 esas sayılı dosyasıyla davalı doktorlar hakkında devam eden ceza davası zamanaşımı nedeniyle düşmüş olup, davacılar tarafından temyiz edilmiş olduğundan dosya halen Yargıtay incelemesindedir.
Ayrıca davalı doktorlardan KBB Hastalıkları Uzmanı Dr. … ve Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Ercüment Ozan hakkında davacı baba … tarafından … Tabip Odasına yapılan şikayet başvurusu üzerine, … Tabip Odası … Kurulu’nun almış olduğu kararda; “Ameliyatta gelişen durum bir komplikasyon olarak kabul edilmekle beraber ortaya çıkan komplikasyonun yönetiminde yeterli ve gerekli özenin gösterilmediği ve bu özensizliğin hastanın vefatına neden olduğu” kanaatiyle her iki hekime 15 gün meslekten alıkoyma cezası verilmiştir. Yapılan itiraz üzerine hekim … hakkındaki ceza bozulsa bile, hekim Ercüment Ozan hakkındaki ceza onanmıştır.
Sonuç itibariyle, davalı doktorlar hakkındaki ceza davasının henüz kesinleşmemiş olması ve Adli Tıp Kurumundan alınan raporlar ile … Tabip Odasının olaya yaklaşımı arasındaki farklılık dikkate alındığında eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğu tespit edilmiştir. O halde, mahkemece yukarıda açıklanan hususlarla ilgili olarak inceleme yapılmak üzere, dosyanın üniversitelerden seçilecek konusunda uzman -özellikle Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı ile Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyeti oluşturularak, toplanan diğer deliller, ceza soruşturması ve … Tabip Odası tarafından doktor Ercüment Ozan’a uygulanan cezanın dayanakları tartışılmak suretiyle taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine açık, ayrıntılı ve gerekçeli rapor tanzim edilmesinin istenmesi, bundan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın temyiz eden davacılar yararına (BOZULMASINA), HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.