YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14167
KARAR NO : 2011/15473
KARAR TARİHİ : 14.12.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 31.08.2010 gününde verilen dilekçe ile köy boşluğuna müdahalenin meni istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.06.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, köy boşluğuna ağaç dikmek, toprak yığmak ve odun istiflemek suretiyle oluşan müdahalenin men-i istemine ilişkindir.
Davalı, taşınmazın kendi mülkiyetinde olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ceza yargılamasında köy boşluğuna elatmanın suç olmaktan çıkarıldığından bahisle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Bilirkişinin düzenlediği pafta örneğine göre 05.05.2011 tarihli raporda, çekişmeli alan olarak gösterilen taşınmaz bölümünün kadastro çalışmaları sırasında köy boşluğu olarak bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Türk Hukuk Mevzuatında köy boşlukları ile ilgili bir düzenleme yoktur. Bu kavram uygulamada geliştirilmiştir. Kural olarak da, hiç kimse tarafından kullanılmayan yerler 3402 sayılı Kadastro Kanununun 18. maddesi hükmü gereğince Hazineye aittir. Fakat mülkiyeti Hazineye ait boşluklar eğer 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/A maddesindeki hizmet alanları arasında değilse, koşulların varlığı halinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinilebilir. Anılan maddede “Boşluklar” sözcüğüne yer verilmiş ise de bu hükümdeki boşluklar sözcüğü ile anlatılmak istenen genel olarak hizmet mallarıdır. Hizmet malı olmayan boşluklar ile ilgili dava ancak Hazine tarafından açılabilir. Hizmet malı olan boşluklarla ilgili olarak da köy tüzel kişiliğinin dava açma hakkı vardır.
Somut uyuşmazlıkta, yapılan keşif sonucu dava konusu yerin köylünün öteden beri kullandığı bir yer olmadığı saptandığından, gerçek kişi olan davacının aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Davanın bu nedenle reddi gerekirken, değişik bazı nedenlerle reddedilmiş olması doğru değil ise de, hüküm sonuç olarak davanın reddine ilişkin bulunduğundan kararın gerekçesi düzeltilerek hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının bütün temyiz itirazlarının reddi ile karar gerekçesinin HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca değiştirilerek düzeltilmesine ve hükmün GEREKÇESİ DEĞİŞTİRİLMİŞ bu hali ile ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 14.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.