YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/18512
KARAR NO : 2011/11035
KARAR TARİHİ : 05.07.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının İsviçre’de çalıştığı sırada, davacı Banka ile birleşen Die Denaro Hypo Bank AG ile 06/06/1991 tarihli kredi sözleşmesi imzaladığını, ancak sözleşme gereğince her ay ödemesi gereken borcun ödenmemesi üzerine İsviçre … İcra Müdürlüğünde takip başlatıldığını, buna karşılık davalının da borçtan kurtulmak için davalar açtığını, en son … Kantonu Üst Mahkemesi 2. Dairesinde açmış olduğu davanın, 04/04/2002 tarihli kararla reddedildiğini, İsviçre’de başlatılan takipte alacağın tahsil edilmediğini, ancak 24/09/2002 tarihinde davalı borçlu aleyhine “aciz vesikası” düzenlendiğini, bu aciz vesikası gereğince de Türkiye’de takip başlattıklarını, davalının 13/08/2003 tarihinde borca haksız olarak itiraz etiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı Banka ile sözleşme ilişkisi mevcut olmadığından, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, kaldı ki davanın Borçlar Kanununun 125. maddesi gereğince zamanaşımına uğradığını, davacıya borçlu olmadığını savunarak, davanın öncelikle husumet ve zamanaşımı nedeniyle, kabul edilmediği takdirde ise esastan reddini dilemiş, %40 inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı tarafça takibe dayanak yapıldığı belirtilen İsviçre’de düzenlenmiş aciz vesikasının Türkiye’de uygulanabilirlik kazanabilmesi için, aciz vesikasının dayalı olduğu yabancı mahkeme ilamının (… Kantonu Üst Mahkemesinin) Türk hukukuna göre tenfiz edilmesinin gerekli
olduğu, zira bahsi geçen aciz vesikasının, davalı tarafından açılan davanın İsviçre Mahkemesi tarafından reddedilmesi ve davacı bankanın takibe devam edilebileceğine karar verilmesi neticesinde alındığı, ne var ki yabancı mahkeme ilamının tenfizine dair … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/149 E sayılı dosyası üzerinden açılan davanın reddedilerek kesinleştiği, bu durumda dava ve takip dayanağı aciz vesikasının ve dolayısıyla icra takibinin hukuki dayanağı kalmadığından davanın reddine karar vermek gerektiği, kaldı ki icra takibinin kredi sözleşmesine dayandırıldığı düşünülse dahi, yabancı bir ülkede yapılan hukuki işlemlerin Türk Hukuku bakımından zamanaşımını kesmeyeceğinden, Türkiye’deki takip tarihi dikkate alındığında Borçlar Kanununun 125. maddesi gereğince talebin zamanaşımına uğradığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Bir davada, “def’i” niteliğinde olan zamanaşımı savunmasının söz konusu olması durumunda, mahkemece talep hakkının zamanaşımına uğradığı kabul edildiği takdirde, işin esasına geçilmeden davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerekli olup, ancak dava konusu hakkın zamanaşımına uğramadığı, ya da zamanaşımı def’inin süresinde kullanılmadığının kabulü halinde işin esası incelenerek esastan hüküm kurulabilir. Zira davanın usulden reddi, işin esasının incelenmesine engeldir. Mahkemece bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde davanın hem zamanaşımından hem de esastan reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın BOZULMASINA, 2. bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.