Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/9722 E. 2022/139 K. 12.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9722
KARAR NO : 2022/139
KARAR TARİHİ : 12.01.2022

MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasındaki tapu iptal- tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin kararın, davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar, süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, mirasbırakan eşi …’ın 8 parsel sayılı taşınmazda bulunan F blok 6 nolu bağımsız bölümü satış suretiyle davalı arkadaşı İlyas’a temlik ettiğini, mirasbırakanın kendisi ve çocukları ile yaşadığı problemler nedeniyle müşterek evi terk ettiğini, Konya 3. Aile Mahkemesinin 2011/44 Esas sayılı dosyası ile nafaka davası açması üzerine maddi istekleri ve ev üzerindeki haklarını bertaraf etmek için muvazaalı olarak temlik yaptığını, davalı …’ın Konya 7. İcra Müdürlüğünün 2011/2143 Esas sayılı dosyası ile tahliye takibi başlattırdığını, bunun üzerine mirasbırakan ve davalı … aleyhine Konya 1. Aile Mahkemesinde 2011/170 Esas sayılı tapu iptali tescil davası açtığını ancak mirasbırakanın ölümü nedeniyle evin aile konutu özelliği kalmadığından karar verilmesine yer olmadığı kararı ile sonuçlandığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile mirasbırakan …’ın mirasçıları adına miras paylarına göre tesciline ve Konya 7. İcra Müdürlüğünün 2011/2143 Esas sayılı dosyası ile aleyhine başlatılan icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davaya savunma getirmemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.12.2020 tarihli ve 2017/342 Esas – 2020/282 Karar sayılı kararıyla; taşınmazın tapuda gösterilen bedeli ile gereçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu, davalı ile mirasbırakanın anlaşmalı olarak devri gerçekleştirdiğinin tanık beyanları ile ispatlandığı, her ne kadar davalı taşınmazı konut kredisi ile aldığını savunsada kullanılan kredinin taşınmazın satışından bir buçuk ay sonra kullanılmış olması nazara alındığında muvazaa iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle tapu iptal tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davalı … vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle, mirasbırakanın taşınmazı piyasaya olan borçları nedeniyle sattığını, müvekkilinin de 38.500,00 TL bedelle satın aldığını, 9.000,00 TL’sini peşin ödeyip geriye kalan kısmı için bankadan kredi çektiğini, muvazaa şartlarının oluşmadığını ve mirasbırakanın çocuklarının da davalı olarak göstermiş olmasına karşın hüküm kısmında yargılama giderleri ve vekalet ücretinden yalnızca müvekkilinin sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırımasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.07.2021 tarihli ve 2021/848 Esas – 2021/1318 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakanın eşi ve çocuklarından ayrılmasından sonra hakkında açılan nafaka davası nedeniyle arkadaşı vekil kılınarak davalıya temlik yaptığı, davalı … tarafından kullanılan kredinin 17/09/2008 tarihli olup 30.000,00 TL bedelli olduğu, akitte değerin 17.700,00 TL olarak gösterildiği, akdin 07/08/2008 tarihinde yapılması karşısında davalı …’ın satış bedelinin ödendiği savunmasının ispat edilemediği, tanık beyanlarıyla vekil, kayıt maliki ve mirasbırakanın arkadaş olduklarının ve birbirine güven duyduklarının belirlendiği, 20/04/2007 tarihli murisin borçlu olduğu senedin her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğu, davacı … tarafından terekeye iade istekli tapu iptal tescil davası açıldığından diğer mirasçıların davalı olarak yer almasının usule uygun olduğu nazara alındığında muvazaa iddiası ispat edilemediği anlaşıldığından davalı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle, mirasbırakanın taşınmazı piyasaya olan borçları nedeniyle sattığını, müvekkilinin de 38.500,00 TL bedelle satın aldığını, 9.000,00 TL’sini peşin ödeyip geriye kalan kısmı için bankadan kredi çektiğini, muvazaa şartlarının oluşmadığını ve mirasbırakanın çocuklarının da davalı olarak göstermiş olmasına karşın hüküm kısmında yargılama giderleri ve vekalet ücretinden yalnızca müvekkilinin sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
3.Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı terekeye iade istemiyle açılan tapu iptal tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun 706., Türk Borçlar Kanunu’nun 237. (Borçlar Kanunu’nun 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
3.2.2. TMK’nın 640. maddesinde;
“Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.
Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.
Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır.
Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler.” hükmü düzenlenmiştir.
3.3. Değerlendirme
(III.) ve (IV/3.) paragraflardaki gerekçeler yerinde bulunmakla, dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; davalı …’in yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 4.098,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı …’dan alınmasına, 12/01/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.