Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/3046 E. 2011/4778 K. 11.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3046
KARAR NO : 2011/4778
KARAR TARİHİ : 11.04.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 08.12.2010 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.01.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, murisi dedesi “…”’ın dava konusu Kemertaş mahallesi, 4 ada 14 parsel numaralı taşınmazın tapu kaydında “…” yazılı baba adının “…” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Mahkeme tarafından yapılan yargılama ve toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir.
Somut olayda; dava konusu taşınmaz 1978 yılında kesinleşen kadastro sonucu “… oğlu, … Ağar” adına tescil edilmiştir. Duruşmada dinlenilen davacı tanığı ise “…davacının babasının adını …, dedesinin ismini de … olarak bildiğini, dedesinin adının tapuda … olarak
yazılmış olduğunu, oysa adının … olduğunu…” şeklinde taşınmazın davacının babasına ait taşınmaz olduğu belirtilerek beyanda bulunulduğu görülmektedir.
Dosyada bulunan nüfus kaydına göre de; davacının babasının … oğlu, …, dedesinin ise … oğlu … olduğu anlaşılmaktadır. Davacının dava dilekçesindeki talebi nüfus kayıtlarına göre açıklattırılmadan, nüfus kayıtları ile davacı tanığı beyanı arasındaki çelişki üzerinde durulmadan ve mahallinde keşif yapılmadan eksik inceleme ve araştırma sonucu mülkiyet nakline sebep olunacak şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.