YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8309
KARAR NO : 2011/9698
KARAR TARİHİ : 21.07.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.04.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi-kal ıslahla tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal istemi ile açılmış, yargılama sırasında inşaat mühendisi bilirkişinin raporunda taşkın kısmın yıkımının fahiş zarar doğuracağını belirtmesi üzerine davacı vekili talebini harcı yatırılmış ıslah dilekçesi ile tazminata dönüştürmüştür.
Davalı vekili, davaya cevap dilekçesinde davalının iyiniyetli olduğunu belirterek savunma yolu ile inşaatın taşan kısmına denk gelen davacıya ait taşınmaz bölümünün bedeli karşılığında davalı adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalının kendi parseline yapmış olduğu inşaatın davacıya ait 6635 sayılı parsele 28.94 m2 tecavüzlü olduğu anlaşıldığından, tecavüzlü kısmın belirlenen bedelinin davacıya ödenmesine ve bu kısmın davacı parselinden ifrazı ile davalıya ait parsele eklenmek suretiyle tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Davacı, davalının kendisine ait 6636 parsel sayılı taşınmazına yapmış olduğu inşaatın taşınmazına tecavüzlü olduğunu belirterek tecavüzün önlenmesi ve kal istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan keşif sonunda fen bilirkişisi …’ın 21.09.2007 tarihli raporuna göre, davacıya ait 6635 parsel sayılı
./..
2011/8309 – 2011/9698 -2-
taşınmaza davalının 6636 parsel sayılı taşınmazı üzerine yaptığı inşaatın toplam 28.94 m2 tecavüzlü olduğu saptanmıştır. İnşaat mühendisi, fen bilirkişisi ve hukukçu bilirkişiden oluşan 15.01.2008 tarihli heyet raporunda da, inşaatın taşan kısmının yıkımı halinde binanın statiği bozulacağından yıkımın fahiş zarar doğuracağı belirtilmiştir. Bunun üzerine davacı davasını ıslahla tazminata dönüştürmüştür. Mahkemece, davacının bu talebi kabul edilmiştir. Ancak, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm HUMK’nun 388. ve 389.maddelerine uygun değildir. Hüküm fıkrası kararın esası olup, kanunda “hüküm” kelimesi hüküm fıkrası için kullanılmıştır. Bu nedenle hüküm fıkrasında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların birer birer şüphe ve tereddüde yer vermeyece şekilde açık olarak yazılması gerekir. Hüküm fıkrasının infazı mümkün olmalı, şarta bağlı ve terditli olarak hüküm kurulmamalıdır. Mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bu hususlara uygun olmadığından bozulmalıdır. Ancak yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden, hükmün HUMK’nun 438/VII.maddesi gereğince düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerlerle hükmün 1.fıkrasının tümünün hükümden çıkartarak yerine 1.fıkra olarak “davanın kabulü ile 28.94 m2 tecavüzlü kısmın değeri olan 57.800,00 TL ve davacıya ait 6635 parsel sayılı taşınmazın değer kaybı karşılığı olan 50.000,00 TL olmak üzere toplam 107.880,00 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fen bilirkişisinin 21.09.2009 havale tarihli raporu ve krokisinde kırmızı renkle gösterilen davacı parseline tecavüzlü 28.94 m2’lik kısmın tapu kaydının iptali ile davalıya ait 6636 parsel sayılı taşınmaza ilave edilmek suretiyle tevhiden davalı adına tesciline” cümlelerinin yazılmasına, hükmün sonucunun DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 21.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.