YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9542
KARAR NO : 2022/418
KARAR TARİHİ : 19.01.2022
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL – TAZMİNAT
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın, davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak davanın kabulüne dair verilen karar hakkında davalı …’in temyiz talebinin reddine ilişkin ek karar süresi içerisinde davalı … tarafından temyiz edilmekle, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 36544 ada 4 parseldeki 17 numaralı bağımsız bölümün maliki olduğunu, taşınmazın müteahhitliğini eski eşi … ile davalı …’ın yaptığını, ancak daha sonra ortaklıklarının husumetli bir şekilde son bulduğunu, davalı …’ın kendisini arayarak aralarındaki güvene binaen gayrimenkul satışı için vekaletname göndermesini talep ettiğini, bunun üzerine gönderilen vekaletnameyi kullanarak maliki olduğu bağımsız bölümü vekalet görevini kötüye kullanarak önce dava dışı Serdar’a sattığını, bu şahsın ise kısa süre sonra davalı …’ın ortağı … …’in babası olan …’e devrettiğini, …’nın ise taşınmazı yine …’ın arkadaşı olan davalı …’e devrettiğini, bu maliklerin tamamının satışların muvazaalı olduğunu bildiğini kendisine taşınmaz satış bedelinin ödenmediğini ileri sürerek taşınmazın davalı … adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmazsa fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 50.000 TL tazminatın davalı …’dan satış tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davaya süresi içerisinde cevap vermemiş, yargılama sırasında davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29/12/2017 tarihli ve 2014/967 E. 2017/537 K. sayılı kararıyla; davaya konu taşınmazın davacıya 24/09/2012 tarihli işlemle arsa sahiplerine vekaleten eski eşi … tarafından devredildiği, ancak …’nun 06/05/2011 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan tüm haklarını …’a devrettiği, aynı tarihte … ve … arasında kat karşılığı bina inşa etmek üzere adi ortaklık kurulduğu, bu tarihten sonra taşınmazın ortaklığın malı kabul edileceği, davacıya yapılan satışın yetkisiz vekil tarafından yapılmış olması nedeniyle davacının tapusunun sebepten yoksun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava dilekçesindeki iddiaları da tekrarlayarak taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğunu bilen davalının herhangi bir tapu iptali ve tescil davası açmadığını, eldeki davanın vekalet görevinin kötüye kullanılmasına ilişkin olduğunu, davacının bu gayrimenkulün yapımı sırasında kendisine ait olup ipotek ettirdiği başka bir gayrimenkulün banka aracılığıyla satıldığını, davalının ceza yargılamasında ceza aldığını, satış işlemlerinin kısa aralıklarla yapıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
3.1. Bölge Adliye Mahkemesinin 16/04/2021 tarihli ve 2018/2703 E. 2021/548 K. sayılı kararıyla; kesinleşen ceza mahkemesi kararıyla davalı …’ın davacı ve eski eşini resmi evrakta sahtecilik suretiyle dolandırdığının sabit olduğu, aynı davalının davacıdan aldığı vekaletname ile taşınmazı tanıdıkları ve arkadaşlarının babasına devrettikten sonra taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunduğu, taşınmazın kira bedellerini tahsil ettiği, taşınmazda ara malikler ile nihai malik olan davalı …’in bir tasarrufunun bulunmadığı, satışın davacının talimatıyla yapılmadığı ve satış bedelinin davacıya ödenmediği, ara malikler ve davalıların birbirlerini tanıyan ve ticari alışverişleri olan sahıslar olup el ve işbirliği içerisinde hareket ettikleri gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın davalı … adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline HMK’nın 362. maddesinin 1. fıkrasının a bendi uyarınca kesin olarak karar verilmiştir.
3.2. Karara karşı davalı … vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuş, temyiz dilekçesinde özetle, davaya konıu taşınmaz değerinin temyiz kesinlik sınırının üzerinde olduğunu, yargılama sırasında eksik harcın tamamlanmadığı Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile de tespit edilmesine rağmen dosyanın eksik harcın tamamlanması için ilk derece mahkemesine gönderilmediğini ve kararın kesin olarak verildiğini, oysa harcın tamamlanması halinde temyiz kanun yolunun açık olacağını belirtmiş, esasa ilişkin olarak dava konusu vakıaları kronolojik olarak açıkladıktan sonra davacının eski eşi …’nun adi ortaklık ilişkisine rağmen aralarındaki anlaşmazlık nedeniyle dava konusu 17 numaralı ve dava dışı 1 numaralı bağımsız bölümleri davacı ve kayınvalidesine sattığını, inşaatın devamı için davaya konu taşınmazın satılması hususunda davacı ile anlaşmaya varıldığını, vekaletle yapılan bu satışın kaybedilen bir hakkın geri kazanılması niteliğinde olduğunu, davacının dava dışı bir taşınmazını ipotek ettirdiği hususunun yargılama sırasında ileri sürülmediğini, ceza yargılamasının eldeki davadaki uyuşmazlıkla ilişkili olmadığını ileri sürerek kesin kararın kaldırılmasını, davacı tarafa eksik harcın ikmali için süre verilmesini ve akabinde dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay’a gönderilmesini talep etmiştir.
3.3. Davalı vekilinin temyiz talebi hakkında Bölge Adliye Mahkemesinin 30/09/2021 tarihli ek kararıyla; HMK’nın 366/1. maddesi yollamasıyla 346/1. maddesi uyarınca kesinlik nedeniyle davalının temiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz nedenleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesindeki hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca, gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda dava değerinin gayrimenkulün değerine göre belirleneceği öngörülmüştür. Dava değerinin belirlenmesinde taşınmazın dava tarihindeki keşfen saptanacak gerçek değerinin esas alınacağı kuşkusuzdur. Anayasa Mahkemesinin 2018/36896 Başvuru nolu kararı da bu yöndedir.
Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi ise “Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılıyorsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 409. maddesinde (HMK 150) gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” şeklinde, 32. maddesi ise; “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. (Örn: 1.H.D. 2020/3743E, 2021/4867K )
Harçlar Kanununun uygulanması ( kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle ) hakim tarafından re’sen gözetilmesi gereken bir husustur.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK.’nın 362.maddesinde bölge adliye mahkemelerinin temyiz olunamayan kararları düzenlenmiş, 1/a bendinde de “miktar veya değeri kırkbin Türk lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar” hükmüne yer verilmiş, 2021 yılı itibarıyla HMK.’nın 362/1-a bendinde belirtilen 40.000.00 TL’lik kesinlik sınırı 78.630,00 TL olarak uygulanmaya başlanmıştır.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Dosya içeriğinden davanın 50.000,00 TL üzerinden açılarak bu değer üzerinden peşin harcın yatırıldığı, Mahkemece keşfen davaya konu 17 nolu bağımsız bölümün dava tarihindeki değerinin 95.000,00 TL olarak belirlendiği, ancak eksik harcın tamamlanmadığı anlaşılmaktadır.
3.3.2. Keşfen belirlenen taşınmaz değeri 2021 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin üstünde olduğu anlaşıldığından, karara karşı temyiz yolunun açık olduğu gözetilmeksizin Bölge Adliye Mahkemesince temyiz talebinin reddine ilişkin olarak tesis edilen ek karar isabetsizdir.
3.3.3 Öte yandan, bölge Adliye Mahkemesi kararının, temyiz yoluna başvurmayan davalı …’a tebliğine dair belgenin dava dosyası içerisinde ve UYAP ile oluşturulan elektronik ortamda yer almadığı belirlenmiştir.
Bu itibarla kararın;
1) Temyiz yoluna başvurmayana tebliğ edilip edilmediği araştırılarak;
a) Tebliğ edilmiş ise tebliğ belgesinin eklenmesi,
b) Tebliğ belgesi yok ise dayanak kayıtlar getirtilerek tebliğ tarihinin saptanması,
2) Karar tebliğ edilmemiş ise tebliğ edilerek temyiz süresi beklendikten sonra, karar temyiz edilirse gerekli usuli işlemler tamamlanarak temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Daireye gönderilmesi gerekir.
VI. SONUÇ:(Ek Kararın Kaldırılması-Geri Çevirme)
Açıklanan nedenlerle;
1- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 30/09/2021 tarihli ve 2018/2703 E., 2021/548 K. sayılı ek kararının KALDIRILMASINA,
2-(V/3.3.3.) numaralı paragrafta belirtilen işlemlerin yerine getirilmesi için dosyanın hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 19.01.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.