Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/12131 E. 2011/15003 K. 06.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12131
KARAR NO : 2011/15003
KARAR TARİHİ : 06.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalılar aleyhine 10.07.2007 gününde verilen dilekçe ile tazminat ve tapu iptali, tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.12.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı, dava konusu 109 ada 89 parsel sayılı taşınmazı 10.04.1995 tarihinde ihale ile Hazineden satın aldığını ancak … isimli şahsın açmış olduğu tapu iptali ve tescil davası sonucunda taşınmazın 15.000 m2 kısmının tapu kaydını iptal ettirerek adına tescil ettirdiğini, satın aldığı taşınmazda meydana gelen bu noksanlığın giderilmesi için iptal edilen yere karşılık başka yerden emsal nitelikte bir taşınmazın adına tescilini, mümkün olmadığı takdirde tazminat verilmesini istemiştir.
Davalı idare, iptal edilen yere karşılık taşınmaz tescili istenemeyeceğini, davacının ancak ödediği bedeli geri isteyebileceğini, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne; tapuda Hazine adına kayıtlı 104 ada 31 parsel sayılı taşınmazın 21.11.2008 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 15.000.79 m2 kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, ihaleden satın alınan taşınmazın tapu kaydı iptal edilen bölümüne karşılık emsal nitelikte bir taşınmazın davacı adına tescili istemiyle açılmıştır. Davacının Hazineden ihale ile satın almış bulunduğu taşınmazın içinde yer alan 98 sayılı parselin dava dışı …’ın ihale tarihinden önce açtığı bir dava sonucunda adına tescil edildiği ve sonraki tarihlerde de tapudan 3. şahıslara devredildiği anlaşılmıştır. Mahkemece davacının tescil talebinin kabul edilerek her ne kadar Hazine adına tapuda kayıtlı bir taşınmazdan emsal değerde olduğu belirtilen bir kısım yer verilmiş ise de taraflar arasında söz konusu 15.000.79 m2 lik bu yerin davacı adına tescil edilebilmesi için mülkiyetin nakline ilişkin düzenlenmiş geçerli herhangi bir sözleşme veya usulüne uygun olarak yapılmış bir trampa sözleşmesi bulunmamaktadır. Kaldı ki, Borçlar Kanununun 232. maddesinde düzenlenen ve karşılıklı olarak bir taşınmazın başka bir taşınmaz ile mübadele edilebilmesi için gerekli olan trampa sözleşmesinin tapu sicili memurunun gerçekleştireceği resmi şekilde yapılması gerekir. Bu nedenle davacının tescil talebinin reddi yerine kabulü doğru görülmemiştir.
Diğer taraftan ikinci kademede davacı tarafından tazminat talebi de bulunmaktadır. Davacı, bu durumda sadece taşınmazın noksan kalan miktarının dava tarihindeki rayiç değerini isteyebileceğinden mahkemece ihale ile satın alınan taşınmazın üçüncü kişiye devredilen bölümünün değeri bilirkişiye tespit ettirilerek davacının tazminat talebi konusunda bir karar verilmelidir. Bu hususun gözardı edilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 06.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.