YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12515
KARAR NO : 2011/15085
KARAR TARİHİ : 07.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.12.1993 gününde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.04.1994 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, 26.10.1989 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
26.10.1989 tarihli sözleşme vaat borçlusunun vekili … ile davacı arasında düzenlenmiştir. Gerçekten, orta yerde vekil marifetiyle yapılmış olsa dahi vekili bağlayan bir sözleşme varsa sözleşmenin vaat alacaklısı olan taraf buna dayanarak ferağa icbar suretiyle tescil isteminde bulunabilir. Davanın açılışındaki maksat ferağa icbar suretiyle taşınmaz mülkiyetinin aktarılmasıdır. Ne var ki, tescil iradi olarak sağlanmamışsa açılacak ferağa icbar davası nizalı kazaya ilişkin bir davadır. Bundan dolayı da davanın taraflarının açılan davada eksiksiz yer alması gerekir.
Somut olaya gelince; sözleşmenin vaat borçlusu olan … tarafından vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasıyla vekili aleyhine Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/142 Esasında kayıtlı davanın açıldığı, açılan davanın reddedildiği, temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 11.02.2010 tarihli 2009/13534-2010/1402 sayılı ilamıyla kararın “……gerçekten de çekişmeli taşınmazdaki davacı payının
M. … adına tesciline karar verilen ferağ icbar davasında davacı taraf gösterildiği halde kendisine tebligat yapılmadan azilnamede gösterilen adrese Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca tebligat yapılarak davanın karara bağlanıp aynı şekilde kesinleştirildiği sabittir. Ne var ki, mahkemenin 1993/775 Esas sayılı ferağa icbar davasında davalı olarak gösterilen eldeki davanın davacısının tebligata yarar adresi ilgili mercilerden ve zabıta eliyle hiç araştırılmadan o davadaki davacı tarafından fotokopi olarak sunulan azilnamedeki adrese Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca tebliğ yapıldığı görülmekte ise de, tebliğin 7201 sayılı Tebligat Yasasına uygun olarak yapılmadığı da açıktır….” gerekçesiyle bozulduğu anlaşılmıştır.
Görülüyor ki, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin yaptığı saptamaya göre eldeki davada davalıya yöntemince davetiye çıkartılmamış, yargılamada bulunma hakkı elinden alınarak savunması tespit edilmeden dava sonuçlandırılmıştır.
6100 sayılı HMK’nun “hukuki dinlenme hakkı” başlıklı 27. maddesine göre davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri kendi haklarıyla bağlantılı olarak hukuki dinlenme hakkına sahiptir. Yapılan saptamalara göre mahkemece davalının dinlenme ve delil bildirme hakkı elinden alınmış bu şekilde savunma hakkı kısıtlanmış olduğundan, görünürde kesinleşen mahkeme kararının bozulması gerekir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 07.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.