Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/13273 E. 2011/15027 K. 06.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13273
KARAR NO : 2011/15027
KARAR TARİHİ : 06.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.11.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı …, davacı tarafından tahsis bedelinin ödenmediğini açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne, 7123 ada 17 sayılı parselde davalı … adına kayıtlı bulunan 49/600 payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü davalı … temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı belediyenin aşağıda bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;
-Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,

-Tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasanın 18.maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
-İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,
-Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,
-Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,
-Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması.
-İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir,
-Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli değildir. Öncelikle, davalının iptal edilen tapudaki payının davacının murisine 03.07.1986 tarihinde yapılan tahsise karşılık olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Çünkü yapılan tahsiste davacı murisine 94.03. m2 yer bırakılmıştır. İptal ve davacı adına tesciline karar verilen 49/600 pay 94.03 m2 den fazla ise davacının isteyebileceği miktar bununla sınırlı olacağından 17 sayılı parseldeki davalının fazlaya karşılık gelen payı onun üzerinde bırakılmalıdır. Diğer taraftan yukarıda belirtildiği üzere mahkemece çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin imar uygulamasında bir kamu hizmetine ayrılan yerler içerisinde veya konut alanında kalıp kalmadığı da sorulup saptanmamıştır. Bunların dışında taşınmazdan DOP payının kesilip kesilmeyeceği hususuna da bilirkişi raporunda yer verilmemiştir.
Mahkemece yapılması gereken iş yukarıda değinilen hususları kapsayacak şekilde gerekirse yeniden keşif de yapılarak bilirkişilerden ek rapor istenerek davayı sonuçlandırmak olmalıdır.
Eksik incleme ve araştırmaya dayalı karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2. bent uyarınca davalı … yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 06.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.