YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15331
KARAR NO : 2011/16394
KARAR TARİHİ : 30.12.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
.
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.05.2007 gününde verilen dilekçe ile mera komisyon kararının iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, il mera komisyonu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Davalılar, davada dayanılan tapu kaydının sınırlandırma yapılan alana uymadığının komisyon tarafından saptandığını, aynı nedene dayalı olarak açılan bu davanın da reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve krokisinde A, B ve D harfleriyle gösterilen yerlerin davacıların tapu kaydı kapsamında olduğu kabul edilerek davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalılardan Hazine temyiz etmiştir.
4342 Sayılı Mera Kanununun 3.maddesinde yapılan tanıma göre kışlak, hayvanların kış mevsiminde barındırılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Kuşkusuz bu tür yerler, devletin hüküm ve tasarrufu altında olup özel mülkiyete konu teşkil etmezler. Buraların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle mülk edinilmesine de olanak yoktur. Yine anılan yasanın 1.maddesine göre mera, yaylak ve kışlakların belirlenmesi, bakım ve ıslahlarının yapılarak verimliliklerinin arttırılması ve sürdürülmesi, gerektiğinde kullanım amacının değiştirilmesi görevi yasaya göre kurulacak olan il mera komisyonlarına bırakılmıştır. İl mera komisyonlarının mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edecekleri yerlerin
.
nerelere olduğu ise Mera Kanununun 5.maddesinde sıralanmış bulunmaktadır. Bunların dışındaki örneğin, tapu kaydı olan bir yerin mera, yaylak veya kışlak olarak kullanılması amacıyla kanun kapsamı içine alınması ancak kamulaştırma yapılmasıyla mümkündür. Aksi takdirde, mülkiyet hakkı yok edilmiş olur.
Bu genel açıklamalardan sonra, somut olaya gelince;
Davada, 05.03.1951 tarihli 4 sayılı kök tapu kaydına dayanılmıştır. Tapu kaydının incelenmesinden kayıtta davacıların murisi Fahri Bulut’un 1/3 payı olduğu görülmektedir. Kaydın geçerli olup olmadığı veya kadastro çalışmaları yapılmışsa bu çalışmalarda bir başka taşınmaza revizyon görüp görmediği anlaşılamadığı gibi mahkemece de bu husus üzerinde durulmamıştır.
Yukarıda belirtildiği gibi, bu kayıt geçerli ise ve kayıt kapsamı il mera komisyonu tarafından kışlak olarak Mera Kanunu kapsamına alınmışsa, kamulaştırma işlemi yapılmaksızın bu mümkün olmayacağından mera komisyonu kararının tapu kaydı ile sınırlı olarak iptali gerekir. Yoksa, mahkemenin kabul ettiğinin aksine orta yerde tescil edilmiş bir tapu kaydı bulunduğundan bunların yeniden davacılar adına tesciline gerek yoktur.
Mahkemece yapılması gereken iş, 05.03.1951 tarih ve 4 sayılı kaydı içeren il mera komisyonu kararının bu bölümünü tüm işlem dosyası ile birlikte komisyondan istemek, yerinde yeniden keşif yapılarak kayıt kapsamını belirlemek, kaydın kapsamı içinde kalan bir kısım bölüm mera komisyonu tarafından kamulaştırma yapılmaksızın kışlak olarak belirlenmiş ve davalı belediyeye tahsis edilmişse, kayıt kapsamıyla sınırlı olarak il mera komisyonu kararını iptal etmek, aksi halde davayı reddetmek olmalıdır.
Değinilen bütün bu yönler bir yana bırakılarak yetersiz araştırma ve incelemeyle ve davaya yanlış anlam verilerek yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 30.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.