YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7563
KARAR NO : 2022/1363
KARAR TARİHİ : 21.02.2022
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TAZMİNAT
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil- tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; başvurunun esastan reddine dair verilen karar, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin oğlu … ile davalının eşi …’ın ortak olarak lokanta işlettiğini, borca batık olmaları nedeniyle …’ın tefeciden borç alarak borç tutarının yarısını davacının oğlu …’dan talep ettiğini, …’ın borcunu ödeyememesi üzerine davacının taşınmazının davalı …’a devri konusunda anlaştıklarını, davalı … ve eşi …’ın davacının evine sıkça gelerek güvenini kazandıktan sonra tapusunun eskidiğini, yenilemezse iptal olacağını söylemek suretiyle davacıyı tapuya gitmek konusunda ikna ettiklerini, okuma yazma bilmeyen davacının tapu müdürlüğünde hiçbir açıklama yapılmaksızın …’ın çalışanları olan 2 tanık huzurunda taşınmazı bedelsiz olarak devretmesinin sağlandığını, işlemden sonra davacıya eski tapusunun fotokopisi verilerek tapunun yenilendiğinin söylendiğini, davalının bir süre sonra … ile muvazaalı bir kira sözleşmesi düzenleyerek bakiye alacağını teminat altına almayı amaçladığını, …’ın taşınmazda hiçbir zaman oturmadığını, kira bedelinin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibi üzerine taşınmazın tahliyesine karar verildiğini, davacının taşınmazın devredildiğini tahliye kararından hemen sonra davalının avukatından öğrendiğini ileri sürerek taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, bu mümkün olmadığı takdirde 180.000 TL’nin devir tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davanın süresi içerisinde açılmadığını, davaya konu taşınmazın bedeli ödenerek tanıklar huzurunda resmi senet ile satın alındığını, kira sözleşmesinin muvazaalı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29/03/2018 tarihli ve 2013/246 E., 2018/130 K. sayılı kararıyla; devrin hileyle gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince resmi senette davacının okuma yazma bilmediğine dair bir belirtme bulunmadığı, senet tanıklarının dinlenmediği, temlikin hile ile illetli olduğunun tam olarak açıklığa kavuşturulmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 25/06/2020 tarihli ve 2019/57 E. 2020/143 K. sayılı kararıyla; davacının okuma yazma bilmediği, tapunun yenileneceği inancıyla oğluna güvenerek senede parmak bastığı, taşınmaz bedelinin ödendiğine dair delil bulunmadığı, kira sözleşmesinin muvazaalı olarak akdedildiği, davacının iradesinin hile ile sakatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın bedeli ödenerek pazarlıkla satın alındığını, senedin 2 tanık huzurunda imzalandığını, davalının başvurusuna rağmen Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takipsizlik kararı verildiğini, buna göre memur ve tanıkların görevi ihmalde bulunmadıklarını, senedin aksinin aynı kuvvette delille ispatlanması gerektiğini, mahkemece subjektif yorum yapıldığını, davacı ile birlikte hareket eden oğlu ile kira sözleşmesi yapıldığını, icra takibine itiraz edilmediğini, hilenin tahliye sırasında öğrenildiği iddiasının doğru olmadığını, davacı tanık beyanlarının duyuma dayalı ve taraflı olduğunu, senet tanığının bedelin alındığına yönelik beyanda bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 28/06/2021 tarihli ve 2020/1159 E. 2021/996 K. sayılı kararıyla; okuma yazma bilmeyen davacının oğlu tarafından yanıltılmak suretiyle davaya konu taşınmaz payını oğlunun ortağının eşi olan davalıya devrettiği, paya özgülenen dairenin davacının eşi ve diğer oğluyla yaşadığı aile konutu olduğu, davacının hileyi tahliye talepli icra dosyası ile öğrendiği, temlikin bedelsiz olduğu, mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde istinaf sebeplerini tekrarlamıştır.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunu’nun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
3.2.2. Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayanağı olan (V/3.2.) paragrafında açıklanan yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle taraflarca getirilme ilkesine tabi olan davada senet tanıklarının resen dinlenmesi doğru değil ise de, dosyada bulunan diğer delillerle davanın hak düşürücü sürede açıldığının ve hile iddiasına kanıtlandığının anlaşılmasına göre dikkate alınarak (III) ve (IV/3.) paragraflarda gösterilen şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 9.221,80 TL bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına 21/02/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.