YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13486
KARAR NO : 2011/16099
KARAR TARİHİ : 26.12.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.05.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesine dayalı geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
Mahkemece 14.07.2009 tarihinde verilen karar dairemizce; “Aleyhine geçit hakkı kurulan 287 parsel numaralı taşınmaz maliki …, davanın açıldığı 26.05.2008 tarihinden önce, 18.02.2008 tarihinde ölmüş olduğu halde ölen kişinin mirasçıları dahili dava dilekçesi tebliğ edilerek davaya devam edilmiş ve bu parsel aleyhine de hüküm kurulmuştur. İçeriği yukarıda açıklandığı üzere, dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş kimsenin mirasçılarına halefiyet kuralı uygulanamayacağından davaya dahil edilmek veya dava ıslah suretiyle davaya devam edilmesi olanağı bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile 285 parsel sayılı taşınmaz lehine, 287 ve 288 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden bilirkişi raporunda kırmızı renkle gösterilen yerden geçit kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Somut olayda; dosya içerisinde bulunan krokinin incelenmesinden yararına geçit kurulması istenen 285 parsel sayılı taşınmazın güneyindeki dava dışı 289 parsel sayılı taşınmaz üzerinden doğudaki Zeytinlik İncepınar yoluna ulaşımını sağlayacak kadastro yolunun mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca dava dışı 289 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü 3.460 m² olup mahkemece geçit tesis edilen 287 ve 288 parsel sayılı taşınmazların yüzölçümünden daha büyüktür. Ayrıca geçit davalarında 1 metrelik kot farkının bulunmasının geçit kurulmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilerek yüzölçümü daha büyük olan 289 parsel sayılı taşınmazdan geçit kurulması gerekir. Ancak geçitin tamamının 289 parsel sayılı taşınmazdan verilmesi halinde 11.05.2009 tarihli bilirkişi raporunda A ile gösterilen kısımda bulunan zeytin ağacının kesilmesi gerektiği takdirde 288 ve 289 parsel sayılı taşınmazların ortak sınırından geçit kurulmasının mümkün olup olamayacağı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.