YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1331
KARAR NO : 2011/10296
KARAR TARİHİ : 28.06.2011
…Akaryakıt Nak. Tic. San. Ltd. Şti vekili avukat … ile 1-…, 2-…, 3-… vekili avukat … aralarındaki dava hakkında … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 16.7.2009 gün ve 240-337 sayılı hükmün Dairemizin 13.9.2010 tarih ve 2445-11197 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
K A R A R
Davacı şirket, davalıların murisi … ile yapılan kira sözleşmesi gereğince, ….,Caddesi …, no’lu işyerinin kiracısı olduğunu, davalıların murisinin, kira farkı alacağı olduğunu belirterek, şirket hakkında Takip başlattığını, takibe vaki itiraz üzerine ise kiralayan tarafından itirazın iptali davası açıldığını, mahkemece verilen “itirazın kısmen iptaline” ilişkin kararın, muris kiralayan tarafından icraya konulması nedeniyle ödeme yapmak zorunda kaldığını, ancak temyiz edilen kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesi tarafından bozulduğunu ve bozma sonrasında da mahkemece davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek, yapılan toplam 141.640,00 TL ödemenin, ödeme tarihinden itibaren işleyen 72.217,00 TL faiziyle beraber toplam 213.857,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını, tarafların 11.1.2005 tarihli protokol ile birbirlerini karşılıklı olarak ibra ettiklerini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 174.217,00 TL alacağın, asıl alacak tutarı olan 102.000,00 TL’ye dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; taraflarca temyiz edilen hüküm Dairemizce, “İcra İflas Kanunu’nun 40.maddesine göre davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden” bahisle bozulmuş, davacı bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Davacı, davalıların murisi tarafından başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, açılan itirazın iptali davasının kısmen kabul edilmesi sonrasında ise, alacaklıya ödeme yapmak zorunda kaldığını, ne var ki mahkeme kararının Yargıtayca bozulduğunu ve sonrasında da davanın reddedilerek kesinleştiğini belirterek, yaptığı ödemelerin faiziyle birlikte iadesi istemiyle eldeki davayı açmış, davalı taraf ise yapılan ödemeler nedeniyle tarafların 11.1.2005 tarihli protokol ile birbirlerini karşılıklı olarak ibra ettiklerini savunmuştur.
Davalıların murisinin, kira fakı alacağı nedeniyle davacı şirket hakkında 23.3.2004 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi itiraz üzerine durmuş, açılan itirazın iptali davasında, 12.10.2004 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, anılan karar Yargıtay 6. Hukuk Dairesince 31.3.2005 tarihinde bozulmuş, bozma sonrasında ise mahkemece 29.9.2005 tarihli kararla davanın reddine karar verilmiş ve verilen bu karar, temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçmek suretiyle kesinleşmiştir. Bu arada ise, mahkemece verilen ilk karar sonrasında davacı tarafından davalıların murisine haricen ödemeler yapılmış, taraflar arasında, “Beyoğlu 3. İcra Müdürlüğünün 2004/2484 sayılı dosyasına istinaden herhangi bir alacağım yoktur. İbra ediyorum” açıklamasını içeren 11.1.2005 tarihli ibraname düzenlenmiştir. Mahkemece, dava konusu ödemelerin, henüz kesinleşmemiş bir mahkeme kararı gereğince yapılmış olması nedeniyle, söz konusu ibranamenin de kesin olmayan mahkeme kararının infazına yönelik bulunduğu, dolayısıyla somut olayda alacaklının alacak hakkından vazgeçmesini ve borçlunun da borcundan kurtulmasını sağlayan bir ibranın söz konusu olmadığı belirtilerek, alınan bilirkişi raporu ve ek raporda hesaplanan ödemeler toplamı olan 102.000,00 TL ile, her bir ödeme miktarına, ödeme tarihinden, … bu dava tarihine kadar hesaplanan toplam işlemiş faiz miktarı olan 83.531,27 TL üzerinden, ancak taleple bağlı kalınarak hüküm kurulmuş, 174.217,00 TL alacağın, asıl alacak tutarı olan 102.000,00 TL’lik kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
İtirazın iptaline ilişkin davada, ilk karar sonrasında yapılan ödemeler, icra dosyasına değil, alacaklıya haricen yapılmış olduğundan ve bu hususta taraflar arasında bir protokol düzenlendiğinden, haricen yapılan bu ödemelerin icra dosyasından tahsili, başka bir ifade ile İcra İflas Kanununun 40. maddesi gereğince eski hale iadesi mümkün olmadığından, davacının ödemelerin iadesi konusundaki … bu davayı açmakta hukuki yararı mevcut olup, az yukarda özetlenen kararın dayandığı delillere göre, mahkeme kararının onanması gerekirken, Dairemizce sehven bozulduğu bu kez yapılan inceleme ile anlaşılmış olmakla, davacının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemize ait 2010/2445 E. 2010/11197 K. sayılı ve 13.9.2010 tarihli “bozma” ilamının kaldırılmasına, her iki tarafın temyiz itirazlarının reddiyle mahkeme kararının açıklanan nedenlerle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemize ait 2010/2445 E. 2010/11197 K. Sayılı 13.9.2010 tarihli “bozma” ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının ONANMASINA, peşin alınan 550.00 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 28.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.