YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1569
KARAR NO : 2022/1116
KARAR TARİHİ : 14.02.2022
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince verilen 01/02/2021 tarihli 2020/178 Esas – 2021/139 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde asıl ve birleştirilen davada davalı … Soplu mirasçıları vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 14/02/2022 Pazartesi günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat … ile temyiz edilen davacı … vekili Avukat ….. davacı……..vekili Avukat….. geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı … ile birleştirilen davada davacı …, mirasbırakan …’nun maliki olduğu dava konusu 4648 parsel sayılı taşınmazın 2/4 payını uhdesinde bırakarak, 2/4 payını mirastan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak davalı oğluna 20/03/1998 tarihinde satış yoluyla temlik ettiğini, satış ihtiyacı bulunmayan mirasbırakanın temlikten 3 ay sonra öldüğünü, davalının alım gücü bulunmadığını ileri sürerek, dava konusu 4648 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının miras payları oranında iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davada davalı, mirasbırakanın ölümünden 20 yıl sonra açılan davanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, 29 yaşından itibaren Almanya’da çalışmaya başladığını, birikimleriyle çekişmeli payı satın aldığını, satış bedelini mirasbırakana ödediğini belirterek, davanın reddini savunmuş; aşamalarda, dava konusu taşınmazın arsa olarak alımında ve üzerine yapılan binanın inşasında şahsi katkısı ve emeği olduğunu, ebeveynlerine saygı gereği tapu kaydını üzerine almadığını beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalının maddi desteğine karşılık mirasbırakanın çekişme konusu payı davalıya devrettiği, mirastan mal kaçırma iradesiyle hareket etmediği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
2.1. Asıl davada davacı istinaf itirazlarında
Dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın 2. ve 3. katlarının davacı … ile davalı … tarafından yaptırıldığının kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğunu, davalının tek başına yaptırdığı bir kat olmadığını, diğer katların mirasbırakan tarafından yaptırıldığını, binanın yapımı için davalı tarafından para gönderilmiş olsaydı diğer katların da davalı tarafından yaptırıldığının tespitine karar verilmesi gerektiğini, aidiyetin tespiti dosyasının incelenmeden karar verildiğini, davalının mirasbırakana ve kardeşlerine baktığı şeklindeki gerekçenin de doğru olmadığını, bedeller arasında fark olduğunu, davalının ödemeye ilişkin kayıt sunmadığını, davalı tanığı Ayşe’nin beyanının duyuma dayalı olduğunu, mirasbırakanın çekişmeli payı davalıya satmasını gerektirir bir neden olmadığını, ihtiyacı bulunmadığını, temlikin bedelsiz olduğunu tanıkların da söylediğini, mirasbırakana gönderilen bir para da olmadığını, iddianın ispatlandığını belirterek sübut bulan davanın kabulüne karar verilmesini, davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.2. Birleştirilen davada davacı istinaf itirazlarında
Dava konusu taşınmazın babaları tarafından 1966 yılında satın alınıp mirasbırakan anneleri adına tescil edildiğini, davalının o tarihte 22 yaşında olup, herhangi bir mesleği olmadığını, davalının 1973 yılında Almanya’ya gittiğini; davalının, birikimleriyle taşınmazın 2/4 payını mirasbırakandan satın aldığını savunduğunu, Mahkemenin gerekçesinin ise savunmayla ilgisi bulunmadığını, davalı tanığı …’ın beyanlarının doğru olmadığını, aidiyetin tespiti dosyasında da bu tanığın dinlendiğini ve o dosyada binayı davalı … ile davacı …’ın yaptığını söylediğini, binanın 2 ve 3. katlarının ve 4. çekme katın davalı tarafından yaptırıldığının doğru olduğunu, davacı tanıklarının beyanlarına göre mirasbırakanla davacı kızının ilgilendiğini, mirasbırakanın taşınmaz satmaya ihtiyacının olmadığını, davalının ödemeye ilişkin kayıt sunamadığını ve kaçak katlar için gönderilen paraların taşınmazın çekişmeli payı için gönderilmiş gibi bir senaryo uydurulduğunu, Mahkemece de hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verildiğini, İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/179 Esas sayılı dosyasında binanın 2. ve 3. katlarının davalı … ile davacı … tarafından yaptırıldığının tespit edildiğini, taşınmaz hissesine karşılık bir para gönderilmediğini, binanın 1960’lı yıllarda yapıldığının ve o tarihte davalının katkısının olmadığının, davalının daha sonradan kaçak kat çıktığının sabit olduğunu, kaçak kat için davalının gönderdiği paraları da mirasbırakana değil başkalarına gönderdiğini, mirasbırakanın davalıya hakkın teslimi anlamında temlik yaptığı şeklindeki gerekçenin yerinde olmadığını, davalının savunmasını genişletmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mirasbırakanın taşınmazı satması için hiçbir neden olmadığını, ölümünden üç ay önce devir yaptığını, davalıyı kayırdığını, bedeller arasında fark olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 01/02/2021 tarihli 2020/178 Esas 2021/139 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakanın taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığı, bedeller arasında fark bulunduğu, davalının muhtesattan kaynaklı şahsi hakkını ayrıca talep edebileceği, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle HMK’nin 353/1-b-2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalı … Soplu mirasçıları vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Muvazaa koşullarının oluşmadığını, mirasbırakanın mal kaçırma kastı bulunmadığını, davalı …’ın 29 yaşında Almanya’ya gittiğini ve tüm birikimleriyle satın aldığı 2/4 payın bedelini mirasbırakana ödediğini, mirasbırakanın mal kaçırma amacıyla hareket ettiğinin ispatlanmadığını, mirasbırakanın çocuklarıyla arasında bir problem olmadığını, ilişkilerinin iyi olduğunu, bu hususun Bölge Adliye Mahkemesi kararında da belirtildiği halde davanın kabulüne karar verildiğini, davalı …’ın, babasının ölümünden sonra babasının yerine geçtiğini, kardeşlerine baktığını, ailesine para gönderdiğini, bunun tanık beyanlarıyla ispatlandığını, İlk Derece Mahkemesi kararının doğru olduğunu, taşınmaz üzerindeki binanın büyük bir kısmının davalının birikimleriyle inşa edildiğini, yurt dışında çalışan davalının alım gücü bulunduğunu, davalının tüm birikim, emek ve desteklerine karşılık mirasbırakanın yalnızca 2/4 payı devrettiğini, mirasbırakanın maddi ihtiyaç nedeniyle taşınmazı sattığının zaten savunulmadığını, davalının hak ettiği payını vermek için devir yaptığını, minnet duygusuyla hareket edildiğini, uygun bir bedelle 2/4 payın devredildiğini, bedeller arasındaki farkın tek başına muvazaanın kanıtı olmayacağını, somut olayın özelliklerinin gözardı edildiğini, mirasbırakanın maddi destek sağlayan oğluna devir yapmasında muvazaadan söz edilemeyeceğini, mirasbırakanın ölümünden uzunca bir süre sonra eldeki davanın açılmasının kötüniyetli olduğunu, ortaklığın giderilmesi davasında paylarına düşen bedelden memnun olmayan davacıların eldeki davayı açtıklarını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
Uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun 706., Türk Borçlar Kanunu’nun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
3.3. Değerlendirme
(IV.3.) paragraftaki gerekçe yerinde bulunmakla, dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ve özellikle çekişmeli payın mirasbırakan tarafından davalı oğlu …’a temlikinin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, davalı …’ın istinaf aşamasında 06/11/2020 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları tarafından hükmün temyiz edildiği, temyize konu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 01/02/2021 tarihli 2020/178 Esas 2021/139 Karar sayılı kararının hüküm kısmında iptal tescile karar verilirken atıf yapılan veraset ilamının, mirasbırakan …’nun Eyüp 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.06.2001 tarih 2001/261 Esas 2001/556 Karar sayılı veraset ilamı olduğu anlaşılmakla, yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, asıl ve birleştirilen davada davalı … Soplu mirasçıları vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen asıl davada davacı vekili ile birleştirilen davada davacı vekili için 3.815,00’er TL duruşma vekâlet ücretinin ve aşağıda yazılı 13.645,29 TL bakiye onama harcının asıl ve birleştirilen davada davalı … Soplu mirasçılarından müteselsilen alınmasına, 14/02/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.