Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/12684 E. 2011/2572 K. 22.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12684
KARAR NO : 2011/2572
KARAR TARİHİ : 22.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, kendisine ait İzmir ili, Urla ilçesi, Zeytinalan Mahallesi, …Mevkii, … pafta, … parseldeki taşınmazın satışı hususunda davalı ile gayrimenkul alım satım aracılık sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme süresi boyunca taşınmazın satılamadığını, taşınmazın davalı ile yaptığı aktin süresi bittikten sonra 23.52008 tarihinde 3. bir kişiye kendisince satıldığını, satışın sözleşme süresi içinde gerçekleşmediği gibi davalının satışa hiçbir surette de aracılık etmediğini, ne var ki davalının komisyon bedeli alacağı için aleyhine icra takibine giriştiğini belirterek borçlu olmadığının tespiti ile %40 oranında tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının İzmir 12.İcra Müdürlüğü’nün 2008/9252 sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının alacağın %40’ı oranında kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K.’nun 72/5 maddesi uyarınca borçluyu menfi tesbit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olması halinde, alacaklı-davalı aleyhine tazminata hükmedilmesi mümkündür. Bir başka deyişle, alacaklının icra takibi yapmakta haksız bulunmasının yanında, kötüniyetli olduğunun belirlenmesi halinde tazminata hükmedilebilir. Bu itibarla kötüniyetli olduğu ispat edilemeyen alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi olanaklı değildir. Dava konusu olayda, davalının icra takibi yapmakta kötüniyetli olduğu iddia ve ispat edilememiştir.
Mahkemece, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğunun ispat ve iddia edilmediği gözardı edilerek davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca, mahkeme kararının 1.bendinde yer alan davalının kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına ilişkin cümlenin karardan çıkartılarak yerine aynen “yasal koşulları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı isteminin reddine” sözlerinin yazılmasına, hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 22.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.