YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7621
KARAR NO : 2011/10992
KARAR TARİHİ : 27.09.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.07.2009 ve 02.04.2010 gününde verilen dilekçeler ile geçit … kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, 41 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısı bulunmadığını ileri sürerek, davalılara ait 42 ve 43 parsel sayılı taşınmazlardan geçit … kurulmasını; birleştirme kararı verilen Gülşehir Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/103-149 sayılı dosyasında da, davalı Hazine’ye ait 68 parsel sayılı taşınmazdan da geçit kurulmasını istemiştir.
Davalılardan Hazine ile 43 sayılı parselin malikleri … ve … davanın reddini savunmuş, davalı … yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalılara ait taşınmazlardan geçit kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine temsilcisi temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit … kurulması istemine ilişkindir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. … … verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit … taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak … olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. … gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, 41 parsel sayılı taşınmazın genel yola bağlantısı bulunmadığından mutlak geçit ihtiyacı içinde bulunduğu açıktır. … davalarındaki amaç, geçit ihtiyacı içerisinde bulunan taşınmazın kesintisiz olarak genel bir yola bağlanmasıdır. Mahkemece, 22.07.2010 günlü fen bilirkişi raporunun eki krokide işaretli 68 parsel sayılı taşınmazı iki parçaya bölen (B), 42 ile 43 parsel sayılı taşınmazların ortak sınırlarından geçen (C) ile işaretli bölümlerden geçerek dere yatağına bağlanan bir geçit kurulmasına karar verilmiştir. Görülüyor ki, geçit genel bir yol yerine dereye bağlanmıştır. Dolayısıyla, geçitin kesintisiz olarak genel bir yola bağlanması ilkesine aykırı biçimde davanın kabulü doğru değildir.
Ayrıca, geçit ile yükümlendirilen 68 parsel sayılı taşınmaz ekonomik bütünlüğü bozulacak biçimde iki parçaya ayrılmıştır. … … taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak … olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri ile taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi gözetilmeli, uygun güzergâh saptanırken aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım şekli ve bütünlüğü bozulmamalıdır.
Mahkemece, yukarıda yapılan saptamalar bir yana bırakılarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.