Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/2137 E. 2022/954 K. 10.02.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2137
KARAR NO : 2022/954
KARAR TARİHİ : 10.02.2022

MAHKEMESİ : BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TENKİS

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istekli dava sonunda Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince verilen 30/03/2021 tarihli ve 2019/890 Esas 2021/533 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 10.02.2022 Perşembe günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat … ile temyiz edilen davacılar vekili Avukat … geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakan babaları …’nin 111 ada 8, 117 ada 8, 119 ada 5, 101 ada 8, 112 ada 6, 293, 345, 426 ve 442 parsel sayılı taşınmazlarının bir kısmını ölünceye kadar bakma akdi, bir kısmını da satış yolu ile davalı kızı Sema’ya temlik ettiğini, yapılan işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında adlarına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı, mirasbırakanın her bir davacı için taşınmaz satın aldığını, ancak davacıların mirasbırakan ile uzun süre görüşmediklerini ve hiç ilgilenmediklerini, mirasbırakanın tüm bakım ve hizmetinin kendisi tarafından yapıldığını, temliklerin muvazaalı olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, mirasbırakanın davacı kızları ile arasının iyi olmadığı, davalıya ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edilen taşınmazların temlik tarihindeki değerleri toplamının 230.000,00 TL olup, mirasbırakanın başka taşınmazının bulunmadığı, mirasbırakanın gerçek iradesinin bakım sözleşmesi yapmak olmayıp, diğer mirasçılardan mal kaçırmak olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
Mahkemece eksik inceleme sonucu verilen bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesinin doğru olmadığını, tahkikatın bittiği ve sözlü yargılamaya geçileceği hususunun davalı tarafa bildirilmediğini, temliklerdeki amacın mal kaçırmak değil, bakım olduğunu, davacı tanık beyanlarının görgüye dayalı değil, duyuma dayalı olduğunu, davalı tanıklarının tarafsız tanıklar olup, Mahkemece bu tanıkların beyanlarına itibar edilmesi gerektiğini, davacı tarafça mal kaçırma iddiasının ispat edilemediğini, davacılara mirasbırakan tarafından devredilen taşınmazların değerlerinin düşük hesaplandığını, dava konusu taşınmazların tamamının değeri üzerinden harç ve vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 30/03/2021 tarihli ve 2019/890 Esas, 2021/533 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakanın sağlığında hak dengesini gözeten, kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmadığı, temliklerdeki amacın bakım sözleşmesi yapmak olmayıp, diğer mirasçılardan mal kaçırmak olduğu, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu; ancak iptal tescil hükmü kurulurken davacıların miras payları oranında iptal – tescil hükmü kurulup kalan payların davalı uhdesinde bırakılmasına hükmedilmesi gerekirken, davalı yönünden de iptal tescil hükmü kurulmasının hatalı olduğu, ayrıca dava konusu taşınmazların keşfen belirlenen değerleri toplamı 308.145,20 TL olup, davacıların 2/3 miras payları karşılığının 205.430,13 TL olduğu, bu tutar üzerinden harç ve davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, taşınmazın tamamının değeri üzerinden harca ve davacılar lehine fazla vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1.b.2 maddesi gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına yanlışlığına değinilen hususlar düzeltilerek davanın yeniden kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü hususları tekrarlayarak, mirasbırakanın denkleştirme amacıyla hareket ederek üç kızına da mal bıraktığını, davacı kızlarına da birer ev aldığını, bu nedenle dava konusu taşınmazları da davalıya devrettiğini, İlk Derece Mahkemesince davacılar vekili lehine 16.704,48 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olup, davacı tarafça hükmedilen vekalet ücretine yönelik istinaf itirazında bulunulmamasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davacılar vekili lehine 22.830,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, bu durumun kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir.

3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Bilindiği üzere, ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır. (…m.5ll). Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer.(…m.5l4). Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması, ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, aslolan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır.(…m.l8). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 0l.04.l974 tarihli ve l/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Mirasbırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için de, sözleşme tarihinde mirasbırakanın yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, özellikle delillerin takdiriyle temliklerin mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı yönündeki kabulde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmuştur. Davalı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
3.3.2. Davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında dava değeri, mirasbırakan tarafından temlik edilen taşınmazların dava tarihindeki değeri üzerinden davayı açan mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet eden kısım olup, davanın kabulü halinde harcı ikmal edilen bu değer üzerinden davacılar lehine nispi vekalet ücreti takdir edilmesi, yine bu değer üzerinden nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, harç kamu düzeni ile ilgili olup temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın re’sen gözetilmesi gereken hususlardandır.
Somut olayda, kabul kapsamına alınan dava konusu taşınmazların davacıların (2/3) miras paylarına isabet eden dava tarihindeki toplam değerleri keşfen 179.241,18-TL olarak saptanmış olup, davacılarca 141.676,18 TL üzerinden de harç ikmal edilmiştir. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince 179.241,18 TL üzerinden nispi karar ve ilâm harcına, 141.676,18 TL üzerinden de davacılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla karar ve ilâm harcı ile vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
1- Yukarıda (3.3.1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; sair temyiz itirazlarının reddine,
2- (3.3.2.) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 30.03.2021 tarihli hükmünün 3. bendinin hükümden çıkarılarak yerine 3. bent olarak “Alınması gereken 12.243,96 TL nispi karar ilâm harcından peşin alınan 148,50 TL ile tamamlama harcı olarak yatırılan 2.248,70 TL olmak üzere toplam 2.397,20 TL’nin mahsubu ile bakiye 9.846,76 TL’nin davalıdan tahsili ile Maliye Hazinesine irat kaydına” cümlesinin yazılmasına, 5. bendinin hükümden çıkarılarak yerine 5. bent olarak “Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.’ne göre hesaplanan 14.084,09-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,” cümlelerinin yazılmasına, davalının bu yönlere değinen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu şekliyle 6100 sayılı HMK’nın 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalı vekili için 3.815.00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davacılardan alınmasına, alınan peşin harcın temyiz eden davalıya geri verilmesine 10/02/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.