Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2019/3795 E. 2022/1960 K. 10.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3795
KARAR NO : 2022/1960
KARAR TARİHİ : 10.03.2022

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15/11/2018 tarihli ve 2016/295 E., 2018/614 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne dair verilen kararın davacılar vekili tarafından ferilere yönelik olarak istinafı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 09/05/2019 tarihli ve 2019/532 E., 2019/588 K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca hükmün ortadan kaldırılarak davanın kabulü yönünde yeniden kurulan hüküm yasal süre içerisinde davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 01/07/2021 Perşembe günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat … ile temyiz edilen davacılar vekili Avukat … geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakan dedeleri …’nın, hakkında görülen birtakım davalar sebebiyle, maliki olduğu 44419 ada 4, 44453 ada 5 ve 60643 ada 3 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını ve 60685 ada 3 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 3, 4, 7, 8, 10 no.lu bağımsız bölümler ile 598 parselin tam paylarını muvazaalı olarak davalı oğluna satış göstermek suretiyle devrettiğini, mirasbırakanın ölümü üzerine haklarının devredilmediğini, diğer amcaları dava dışı …’nın da Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/350 Esas, 2015/254 Karar sayılı dosyası üzerinden açtığı davada muvazaa olgusunun saptandığını ileri sürerek, davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi ile; açılan davayı kabul ettiğini, ancak mirasçıların durumdan haberdar olması ve daha önce gönderdiği ihtarname ile mirasçıları bilgilendirmesi gözetildiğinde, davanın açılmasına sebebiyet vermediği için harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinden sorumluluğu bulunmadığını belirterek, ferilerden davacı tarafın sorumlu tutulmasını istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalının kabul beyanı gözetilerek davanın kabulüne, davanın açılmasına davalının sebebiyet vermediği gerekçesiyle, harç ve yargılama giderlerinden davacı tarafın sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
Yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden kararın istinaf incelemesine tabi tutularak yeniden hüküm kurulması gerektiğini, davanın muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası olup, ön incelemede de bu şekilde nitelendirildiğini, inanç sözleşmesine ilişkin bir iddiaları bulunmadığını, davalı tarafın davayı kabul ettiğini, ancak davalının yargılama giderlerini kabul etmediğini, 3 yıl boyunca taşınmazlardan davalının istifade etmiş olup, taşınmazları devretmeye yanaşmadığını, satış ve dava masraflarına davacıların ortak olmalarının şart koşulduğunu, davacıların, dava dışı Halil ve Hayati Basmacı’dan hisselerini dava yoluyla aldıklarını, dava dışı Ali Basmacı’nın ise iyiniyetli davranarak masrafları kendisi üstlenerek tapuda devir yaptığını, davalının yıllardır tescil masraflarını bahane ederek davacıları oyaladığını, diğer mirasçı …’nın Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/350 Esas sayılı dosyası üzerinden açtığı dava ile muvazaanın ispatlandığını, davalının iyiniyetli olmadığı halde Mahkemece iyiniyetli olarak kabul edilip yargılama giderlerinden sorumlu tutulmadığını, oysa ki HMK’nın 326. maddesine göre davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davanın davacılar lehine sonuçlandığı halde davacılar lehine vekalet ücretine dahi hükmedilmediğini, davanın iptal tescil davası olup, davacılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın incelenerek yeniden hüküm kurulmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 09/05/2019 tarihli ve 2019/532 E., 2019/588 K. sayılı kararıyla; hükmün feriler yönünden davacılar tarafından istinaf edildiği, davalının, ön inceleme duruşmasından önce davayı kabul ettiği, ancak davalının bir kısım payları diğer mirasçılara devretmesine rağmen çekişmeli payları dava öncesinde davacılara devretmediği, diğer mirasçı Salim tarafından açılan davanın eldeki davadan önce açıldığı ve kabul edilerek kesinleştiği, o davada da davalının hükmün ferilerinden sorumlu tutulduğu, her ne kadar davalı tarafından ihtarname gönderilmiş ise de, devir öncesi sunduğu protokolün kabul görmemesi nedeniyle devri gerçekleştirmediği, davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğinin anlaşıldığı gerekçeleriyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca hükmün ortadan kaldırılmasına, davanın kabulü ile Harçlar Kanunu’nun 22. maddesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi gözetilmek suretiyle harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili duruşmalı temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
2.1. Dava açılmasına davalının sebebiyet vermediğini, aksine taşınmazların devir işlemlerinin yapılacağı davacı tarafa bildirildiği halde eldeki davanın açıldığını, davalının iyiniyetli olup, terekeye ait malları ve davacıların haklarını yıllardır koruduğunu, davalının, paylar oranında bedelsiz ve şartsız olarak devre hazır olduğunu,
2.2. 18/04/2013 tarihli protokol, sözleşme ve ibraname belgesinde, davacıların Hakkı Basmacı çocukları olarak isim ve imzaları bulunan belgeye göre, mirasbırakan tarafından davalı üzerine aktarılan taşınmazın terekeye ait olduğunun davalı tarafından kabul edildiğini, mirasbırakan tarafından yapılan işlemlerin mücbir sebeple yapıldığının davacılar tarafından da bilindiğini, aksi halde davacılara protokoldeki imzalarının sorulması ve gerekirse imza incelemesi yapılması gerektiğini,
2.3. Davacı …’ın Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davada tanık olarak dinlendiğini ve ihtarnameden ve ibranameden söz ettiğini, iyiniyetten uzak olarak davranan tarafın davacı taraf olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, davalının kabul beyanı doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, ferilere yönelik olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 312. maddesinde, “(1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir. (2) Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez.” düzenlemesine yer verilmiştir.
3.2.2. Aynı Kanun’un 326. maddesinde, “(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. (2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. (3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.” denilmiştir.
3.2.3. Öte yandan; 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 22. maddesine göre, “Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır.” hükmüne yer verilmiştir.
3.2.4. Bunun yanı sıra, Bölge Adliye Mahkemesinin 2019 karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesine göre, “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz.” düzenlemesine yer verilmiştir.
3.3. Değerlendirme
(IV./3.) no.lu paragraftaki gerekçe yerinde bulunmakla; dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 24.11.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davacılar vekili için 3.050,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davalıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 36,30 TL onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 10/03/2022 tarihinde kesin olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.

-MUHALEFET ŞERHİ-

Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kabul nedeniyle kabulüne karar verilmiştir. Temyiz mevzuu yargılama giderlerine ilişkindir.
Sayın çoğunluk ile aramızda çıkan uyuşmazlık, davayı kabul eden davalının dava açılmasına sebebiyet verip vermediğine ilişkindir.
Davalının, üzerinde bulunan taşınmazların devri için davacılara ihtar çektiği, tapuya gidildiği, işlem yapılamadan dönüldüğü hususunda uyuşmazlık yoktur. Çözümlenmesi gereken husus, tapuda işlem yapılmamasının kimin kusurundan kaynaklandığıdır. Dinlenen taraf tanıkları, davalının taşınmazları devir karşılığında davacıya ibraname imzalatmak istediği, bu ibranın imzasından kaçınılması üzerine devir işleminin gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
Davalı, bütün iyi niyetini göstermiş, taşınmazları devralması için ihtar çekmiş, tapuda hazır bulunmuştur. Davacı ise ibranameyi imzaya yanaşmamıştır. Borçtan kurtulan kişinin buna ilişkin belge istemesinde hiçbir mahsur yoktur. Bu belgenin verilmesinden kaçınılması davacının kusurudur.
Hal böyle olunca, iyi niyetle üzerine düşen yükümlülüğü yerine getiren, davanın başında davayı kabul eden davalının HMK’nın 312/2. maddesi gereğince yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerekirken aksi yönde verilen kararın bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyoruz.