YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/674
KARAR NO : 2011/5212
KARAR TARİHİ : 19.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.05.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; davada müddeabihi temlik alan davacı … bakımından davaların kabulüne dair verilen 17.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı … ve birleşen dava davalısı … tarafından istenilmekle, tayin olunan 19.04.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı … vekili Av… ile karşı taraftan davacılar vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava ve birleştirilen dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı … …, dava konusu taşınmazların maliki olduğunu, davacının yabancı uyruklu olup mülk edinemeyeceğini, kaldı ki kendisini malik olarak kabul edip kira sözleşmesi yaptığını,
Birleşen davanın davalısı …, taşınmazı tapuda kira şerhini görerek satın aldığını, diğer davalı … Tutar, satışın tapuda yapıldığını, kayıt malikinin kira şerhini kaldıracağını beyan ettiğini, açılan davaların reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazlar imar hudutları dışında köy yerinde bulunduğundan bahisle asıl ve birleşen davalar reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiş, karar Dairemizin 28.05.2009 tarihli ilamıyla ve ilamda yazılan nedenlerle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş dava, dava hakkının devredildiği … Türk uyruklu olduğundan bahisle kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı …, temyiz etmiştir.
Dairemizin bozma kararında belirtildiği üzere; davacı … ile davalılardan Nevin … arasında düzenlenen 24.07.1995 günlü sözleşme, bir inanç sözleşmesidir. Esasen bu husus, Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 26.07.2007 tarihli ve 2006/11363-2007/2613 sayılı ilamı ile de belirlenmiştir.
İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak bilinir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
Somut uyuşmazlıkta, inanç konusu şeyin Dairemizin 28.05.2009 tarihli bozma kararından sonra davacı … tarafından Türk uyruklu olduğu anlaşılan …’e temlik edildiği anlaşılmaktadır. Hiç kuşkusuz temlikin sonuç doğurabilmesi, gerçek bir alacağın varlığına bağlıdır. Zira, olmayan (kazanılmamış) bir hakkın temliki hüküm ve sonuç meydana getirmez. Dairemizin bozma kararından sonra mahkemece yapılan inceleme ve araştırmada, kayıtta …, Bademlik ve Zeytinlik niteliğiyle yazılan çekişme konusu 2, 25 ve 45 sayılı parsellerin mevzi imar planı içinde bir yer olmadığı duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanmıştır. Dolayısıyla, davacı yabancı uyruklu …’in 2644 sayılı Tapu Kanununun 35.maddesi gereğince bu gibi yerleri mülk edinmesine olanak yoktur. Yukarıda belirtildiği üzere davacı, yabancı uyruklu kişinin çekişmeli taşınmazları mülk edinmesine olanak bulunmadığından, başka bir deyişle inanç konusu şey üzerinde başkasına devredebileceği bir hakkı olmadığından, temellük eden davacı … temlik aldığı bu hakka dayanarak bir istemde bulunamaz.
Mahkemece, yapılan bu saptamalara göre davanın reddi gerekirken istemin yazılı bazı gerekçelerle hüküm altına alınması doğru olmamıştır.
Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Kabul şekli bakımından da; davada davalıların durumunun Türk Medeni Kanununun 1023 ve 1024.maddeleri çerçevesinde incelenip değerlendirilmesi gerekeceği, hükmüne uyulan Dairemiz bozma kararında belirtildiği ve mahkemece bozmaya uyulduğu halde, bu konuda bir araştırma ve inceleme yapılmamış olması da yerinde değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 825,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı …’e verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 19.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi