YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6827
KARAR NO : 2011/8182
KARAR TARİHİ : 21.06.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.06.2010 gününde verilen dilekçe ile mecra irtifakı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne ve bir kısım davalılar yönünden reddine dair verilen 23.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 47 parsel sayılı taşınmazın gül bahçesi olduğunu, davalılara ait 49 parsel sayılı tarlanın kenarından sulama suyu getirip taşınmazını suladığını, davalının su kanalını kapattığını ileri sürerek kendisine su yolu verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının ihtiyacı olmadığını davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, 49 sayılı parselden su yolu tesisine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 744. maddesi uyarınca “Her taşınmaz maliki zararın tamamını önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.” Ancak, mecra geçirilmesini düzenleyen 744. maddeyi tek başına düşünmemek yasanın “zorunlu su” başlıklı 761.maddesi ile birlikte ele almak gerekir. Bu hüküm de; “Evi, arazisi veya işletmesi için gerekli sudan yoksun olup, bunu aşırı zahmet ve gidere katlanmaksızın başka yoldan sağlayamayan taşınmaz maliki komşusundan, onun ihtiyacından fazla olan suyu tam bir bedel karşılığında almasını sağlayacak bir irtifak kurulmasını isteyebilir. Zorunlu su irtifakının kurulmasında öncelikle kaynak sahibinin menfaati gözetilir…” şeklindedir.
Görülüyor ki, zorunlu su mecra irtifakı kurulmasına ilişkin istemlerde; isteği öne süren kişinin su mecra irtifakına ihtiyacı olup olmadığının, taşınmazının bu ihtiyacını başka türlü karşılama olanağının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekir.
Somut olayda mahkemece yapılan keşif ve düzenlenen bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. Öncelikle davacı taşınmazının su ihtiyacının varlığı ve bu ihtiyacın kendi imkanları ile karşılanma olanağının olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Su yolunun bağlanacağı kanal raporda gösterilmemiş, niteliği açıklanmamıştır. Mahkemece bu hususlar üzerinde durularak kanalın hangi idareye ait olduğu, davacının yararlanma hakkının bulunup bulunmadığı ilgili idareden sorularak, taraf yararları da gözetilerek belirlenecek su yolu seçeneklerinden en yararlı ve en az masraflı olanı dikkate alınıp değerlendirilerek sonucunu göre bir hüküm kurulmalıdır.
Ayrıca, 1 m eninde 149,19 m2-lik alanda mecra hakkı kurulmuş ise de, su ihtiyacının nasıl karşılanacağı (örneğin beton veya doğal su arkı, toprak üstü veya altından büz döşemek) açıklanmadan infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 21.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.