Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/1850 E. 2011/6373 K. 21.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1850
KARAR NO : 2011/6373
KARAR TARİHİ : 21.04.2011

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki devre tatil sözleşmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat …geldi davacı adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 30.7.2005 tarihli devre tatil sözleşmesi yaptığını, sözleşme şartlarında sözleşme bedelini öderken davalının devre tatil hakkını satmak isterse …ticaret AŞ.nin aracılık edebileceğini bildirdiğini ve yaptığı görüşmede sözleşme bedelinin tümünün ödenmesi halinde satışının yapılıp 21.000 euronun kendisine ödeneceğinin vaad edildiğini, bu vaade güvenerek sözleşme bedeli bakiyesi 7990 euroyu ve komisyon bedelini ödediğini ancak satışın yapılıp kendisine teslim edilmediğini her iki şirketin birlikte hareket ederek zarara uğrattıklarını ileri sürerek, sözleşmenin feshi ile 12.200 euronun TL. Karşılığının yasal faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının bakiye satış bedelini toplu olarak ödediğinden indirim uygulandığını, 10 günlük sürede cayma hakkını kullanmadığını, savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sözleşmenin feshi ile ,11.830 euro karşılığı 25.594 TL.nin dava tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasındaki 30.7.1995 tarihli sözleşmede sözleşme bedelinin 12.200 euro olup 600 eurosunun peşin ödendiğinin yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı takside bağlanan sözleşme bedelinin tümünü ödediğinden bahisle eldeki davayı açmış, davalı da 2011/1850-6373
Bakiyesinin tümünün ödenmesi nedeni ile indirim uygulandığını ve toplamda 10.116 euro ödendiğini açıklamıştır. Hükme esas alınan 25.5.2010 tarihli bilirkişi raporundaki dökümlerle dosyaya ibraz edilen ödeme makbuzları arasında tam bir uygunluk bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı tarafından sözleşme bedeline ilişkin olarak ne kadar ödeme yaptığının buna ilişkin tüm ödeme belgelerinin dosyaya ibrazının temin edilerek , ne miktar ödeme yapıldığının denetime uygun şekilde belirlenerek sonucuna uygun bir karar verilmedir. Mahkemece, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 21.04.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)

MUHALEFET ŞERHİ
Tüm dosya kapsamından, taraflar arasında 30.7.2005 tarihli devre tatil sözleşmesi imzalandığı sözleşmenin alt kısmında tanzim yerinin “… olarak belirtildiği, devre tatil kullanım yönetmeliğinin altında el yazısı ile “gezdim, gördüm, kendi isteğim ile üye oldum şeklinde davalının belgeleri imzaladığı ve tesiste konakladığı, davacının 15.10.2007 tarihli son taksidini ödemeden evvel bu sözleşmeden caymayı düşündüğü ve 2007 Temmuz ayından itibaren yazışmalara başladığı …Turizim Firmasına satış yetkisi vermek suretiyle tatil hakkının karlı şekilde satımını talep ettiği anlaşılmaktadır, o nedenle de davacının erken ödeme suretiyle devre tatil borcunu bitirmek ve bir an evvel satımını sağlamak suretiyle ödediği bedele kavuşması isteği başka bir anlatımla sözleşmeyi benimsediği anlaşılmaktadır. Davacının bu aşamadan sonra cayma hakkı ile kendisine tanınan sureyi gecirerek 10.8.2009 tarihinde dava açması MK’nun 2.maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralları ile bağdaşmaz. Bu nedenle davanın reddi gerekir. Mahkemece aksi düşüncelerle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir düşüncesindeyim.